BİTMEYEN YOLCULUK…

Mercedes-Benz Türk çok önemli bir projeyi hayata geçirdi.

“geleceğin liderleri” kurumsallaşma, farkındalık eğitimi…

Babalar ve oğullar… Evlatlar…

Dede ve torun…

Geleceğin otobüsçülerine eğitim verildi… Veriliyor…

İkinci… Üçüncü kuşak otobüsçülere…

Programda beş haftalık eğitim;

İstanbul Hoşdere Otobüs Fabrikası gezisi…

Almanya’daki Mercedes Otobüs Fabrikası ziyareti…

 Mercedes-Benz Müzesi…

Eğitim, katılımcılara sertifika verilmesi ile son buluyor.

Proje yeni katılımcılarla sürecek.

HER ŞİRKETE NASİP DEĞİL…

Bu projenin ilk eğitiminde ben de, çocuklarımla beraber bulundum.

Otomarsan’ın ilk müşterileri,

Duayenler de vardı…

Sohbetler oldu.

Necip Kartal:

“İstanbul’a geldiğimizden beri aynı berbere giderim…

Öldü, şimdi oğlu berber oldu, ona gideriz.

Mercedes de kurulduğundan beri müşterisiyim.”

İLK İŞÇİLERDEN…

1968’den beri çalışıyor…

Evet…

Otomarsan’ın…

Bugünkü adıyla Mercedes-Benz Türk’ün 40 yıllık müşterisi olan otobüsçüler var.

Doğru!

Benim ailem de kuruluşundan beri Mercedes’in müşterisi…

Her şirkete nasip değil… Okumaya devam et

BU ÖYKÜ GERÇEKTİR!

“Sait, kalabalık bir ailenin oğluydu.

Babasının 4 köyü, biraz da altını vardı.

Sait okumayı değil, çocukluk hayallerini süsleyen otobüs şoförlüğünü tercih etti.

 Sait’in babası, oğluna 1992 yılı

Ekim ayında bir miktar para verdi;

Gönül verdiği ve en iyi bildiği işi yapması için.

 Sait, peşinatını verdi ve 24 tane senede imza attı, korkudan ödü patlıyordu.

 Sait, aldığı O 304 otobüsle

Sıcakta, karda, buzda durmadan yolcu taşıdı.

Sait, 1994 Ekim’in de son senedini ödeyecek.

Şu anda O 304’üne 3 milyar 800 milyon TL istiyor.

Otobüsü 480 bin kilometre de ama pırıl pırıl, cam gibi.

Bütün bakımları zamanında yapılmış;

kliması, retarderi, ABS’si, koltukları canavar gibi.

O 304’ü yalnızca kendi kullanmış.

Hâlâ az yakıyor,

Hâlâ rampada rakip tanımıyor.

Sait’in yerinde kim olsa,

O 304’ünden ayrılmak için bu parayı isteyecektir.

 Sait, geçen gün köyüne, babasının elini öpmeye gitti.

Babası bu kısa öyküyü dinledi, oğlunu alnından öptü ve şunları söyledi:

“Benim 4 köyüm hâlâ 4 köy.

Satsam alan yok, alan olsa 4 milyar veren yok.

Bir oğlan yetiştirmişim bir iş öğrenmiş,

Fedakârlıkla çalışmış, istese bugün

4 köyümü satın alabilir.”

 Gözleri doldu babanın.

Tabii Sait’in aklı 4 köyde değil,

yeni bir O 304’te.

Genç tabii; 4 köyü değil, 8 köyü hayal ediyor.

Sait köyünden ayrıldı, Okumaya devam et

NOSTALJİ: O 302

”Ara gazını otomatik veren yumurta topuklu ayakkabı”

Nostaljik otobüslere özellikle de 0302 ye meraklı olanlara küçük bir ipucu vereyim.

ALEV DİLİ…
Gece…

Hava iyice karardıktan sonra…

Arabanızla…

Rampa çıkan yada

100 km civarında hızlarda seyreden bir 0 302’nin arkasına takılın.

(O 302’nin yüksek devirde olması lazım.)

Çok yaklaşmanıza da gerek yok.

Farlarınızı kısa bir süre için söndürüp, aracın egzozuna bir bakın.

Yaklaşık 50 cm. uzunluğunda pembe bir alev dilinin egzozun ağzından çıktığını göreceksiniz.

GÜLEN YÜZ… İNSANA GÜLÜMSERDİ…

Gerçekten de O302’nin yüzü anlamlıdır.

Yıllar boyu imal edilmiş en estetik otomobil;

1956 model Chevrolet Bel-Air’dir.

Otomarsan tarafından imal edilen O 302 de yıllar boyu üretilmiş en estetik otobüstür.

Gerçi Otomarsan üretimi O 302 ile aynı yıllarda Almanya’da üretilen O 302 arasında küçük de olsa farklılıklar vardır.

Bizdeki O 302 bizim rahatlıkla üretebilmemiz açısından dizayn olarak ufak tefek bazı tadilatlara uğramıştır.

Ama tadilli hali orijinalinden daha kübik, daha modern ve daha güzeldir.

Bir de şu anda piyasada gezinen O 302’lere bakarak estetiği konusunda karar vermeyelim.

Zira bu gün yollarda gezenlerde zaman içerisinde piyasa şartlarına göre tadilatlar görmüşlerdir.

En barizi düz beyaz renkte oluşları bu araçların estetiğini bozan bir faktördür.

O 302’nin bence en yakışan rengi açık mavi-lacivert kombinasyonlu olanıydı.

Laciverdi bir kalın, altta ve üstte iki ince şeritten oluşan tipte boyanan modelidir.

Yine aynı desenin sarı-siyah ve kırmızı-beyaz versiyonları da insanın içini açan renklerdi.

Bu bahsettiğim üç renkte de O 302 insana gülümserdi.

DÖKME DEMİRDEN…

Yine zaman içerisinde sürgülü, yan camlı O 302 nesli adeta tükenmiştir.

Camlar biraz da maliyetinden dolayı yekpareye dönüştürülmüştür.

Oysa ki bu cam modeli de O 302’ye estetik katar.

O 302 S yazısı sizi yanıltmasın. Okumaya devam et

BİR DİLEK TUTUN… BİR “YILDIZ” DAHA KAYDI…

‘Kısmet buraya kadarmış…’

Sekiz sene kalite kontrol müdürlüğü yaptı… Bunun örneği yok… Şirket tarihinde.

Dokuz sene imalat müdürlüğü yaptı… Bunun örneği yok…

Dört buçuk sene asistanlık yaptı…

Bunun örneği yok.

Şimdiki görevi iki müdürlüğün birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir görevdi.

Bir taraftan, Ekrem Çorman’nın uhdesinde yıllardır son derece başarılı bir şekilde yürümüş olan teknik hizmetler müdürlüğü.

Diğeri de Ahmet Bodur’un ondan evvel Selamettin Koşan’ın yürütmüş oldukları… ondan da evvel Verner Denzinger’in  planlama bölümü. (Otomarsan’ın kuruluşundaki ilk planlama müdürü)

Bu görevine 1 Nisan 2007 yılında atandı.

Viyana Teknik Üniversitesi Makine ve Endüstri bölümü mezunu.

 İşte Semih Şenol…

24 yıl başarıyla çalıştı…

Otomarsan’a nasıl girdiğini kendisinden dinleyelim…

“Latifçiğim ben bu şirkete 1 Temmuz 1986 yılında sevgili ve çok değerli direktörümüz Çetin Atsür’ün ilk asistanı olarak geldim.

Arçelik A.Ş’de çalışıyordum.

O dönemde Otomarsan, bir büyüme hamlesi içindeydi. Aksaray fabrikasının inşaatı sürüyordu.

Bende masa başında konstrüksiyon mühendisi olarak çalışmak istemiyordum. Bu itibarla Otomarsan ihtiyacı ve benim ihtiyacım örtüştü. Çetin Bey’le ilk o mülakata gittiğim gün tanıştım. Benim patronum olacağını bilmeden… Okumaya devam et