REKABET BİTMEYECEK

Rekabet tarihi zengindir.

50 yıldır “rekabet” var.

50 yıl sonra da olacak…

Doğaldır bu!

***

Darwin’in “Doğal Ayıklama Yoluyla Türklerin Kökeni Üzerine” adlı kitabından.

3. Bölüm ’den aktaracağım

“Var olma kavgası, en fazla aynı türden bireyler arasında cereyan edecektir.

Zira bunlar aynı bölgelerde yaşıyorlar, aynı tür gıdaya ihtiyaç duyuyorlar ve aynı tür tehlikelere maruzdurlar…

Aynı türün üyeleri genellikle benzer alışkanlıklara ve yapılara sahip olurlar.

Birbirleriyle rekabete girdiklerinde; bunların arasındaki kavgaya kıyasla çok daha şiddetli olur…”

Gerçekten…

Otobüsçüler arasında 50 yıldır kıyasıya bir rekabet var.

GELECEK

Gelecekte, otobüsçülük var olacaktır.

Dünyada var olacaktır…

Türkiye’de var olacaktır otobüsçülük!

Gelişmiş Almanya’da, Japonya’da otobüs yatırımı yok mu?

Brezilya’da…

Güney Amerika’da…

Ortadoğu’da…

Avrupa’da otobüs yatırımı yok mu? Okumaya devam et

O 302 EFSANESİ

TECRÜBELİ otobüsçü dostlarımdan

Özlem Turizm’in sahibi rahmetli

Hacı Murat Özel anlatmıştı

Yıl 1968…

0 302’ler yeni çıkmış.

100 bin lira peşin…

16 bin lira taksitle otobüs alıyor.

Borcunu vade ile ödeyecek.

Araba yeni… Araç sıfır!

İstanbul – Eskişehir hattında çalışıyor

ve günde 3 tek atıyor.

ÇALIŞIP KAZANINCA…

İstanbul – Eskişehir bilet fiyatı 15 lira.

Mazotun litresi 35 kuruş.

Bir teneke yağ 38 lira.

Hacı Murat Özel her gün çalıştı…

Para biriktirdi.

Kazancını günlük olarak bankaya yatırdı.

Aylık taksitlerini zamanında ödedi.

26 AT 424 plakalı otobüs borcunu bitirdikten sonra

165 bin lira tasarruf ettiğini gördü.

Kazandığı o para ile gitti…

Bir otobüs daha aldı.

10 Ağustos 1969…

Hacı Murat Özel

69 model 0 302’sini yeni almış.

Karşısına 32 kişilik bir Türkmen Grubu çıkıyor.

Altay’a gidecekler.

Altay nire?

Taa Asya’da…

Dünyanın tavanında.

Batı Sibirya ile Moğolistan Halk Cumhuriyeti

topraklarını ayıran dağlık ülke.

Çin’e komşu bir otonom (muhtar) bölge.

Dışişlerinde Çin’e bağlı.

Yol 15 gün sürüyor.

Grup orada 15 gün kalacak…

Sonra Türkiye’ye dönecekler.

Yani 45 günlük seyahat!

SERÜVEN BAŞLIYOR… Okumaya devam et

Çözüm kurumsallaşmaktan geçiyor

Otobüsçülerin büyük kısmının problemi  Olaylara sadece

otobüs sektörünün problemleri” açısından bakıyor. Hâlbuki gelişmeleri “evrensel” ve “çok boyutlu” değerlendirmek gerekiyor.

Dünün anlayışıyla otobüsçülük yapılamıyor.

Türkiye, ekonomisi ile gelişiyor, büyüyor.

Nüfusu artıyor, yaşam kalitesi yükseliyor.

Tatil yapma, boş zamanını değerlendirme artıyor.

Seyahat katsayısı yükseliyor.

Artan yolcu talebi sadece rakamsal olarak büyümüyor.

Yolcunun beklentileri de artıyor, gelişiyor.

Otobüs işletmeleri gelişen bu duruma hazır olmalılar.

En başta kurumsallaşma geliyor.

İnternet üzerinden bilet satışları gelişiyor.

Avrupa Birliği kriterleri hayata geçiyor.

Kurumsallaşamayan kurumlar otobüs almak için kredi bile alamayacaklar.

* * *

Otobüsçülükte “çok firma var” deniyor.

Peki; kaç konfeksiyoncu… Gömlek üreticisi… Lokantacı… Seyahat acentesi var?

Her alanda sayı fazlaca.

Sıkıntı yaşayınca hemen “birleşelim, anlaşalım” deniyor.

Sonra ne oluyor? Tedbir alınıp işler düzelince, tekrar bölünme başlıyor.

Bugün söylenenler çözüm değil.

Türkiye’nin Anayasası’na, serbest piyasa kanunlarına, ekonomik, sosyal ve kültürel ortamına, rekabet ortamına, Rekabet Kurumu yasalarına, AB uyum yasalarına paralel düşmeyen bir çözüm, çözüm olmaz. Birbirimizi kandırırız.

Bugün Türkiye’de “sistem” doğru mu?

Önemli bir de “handikap” var.

Otobüsçülükte herkesin çıkarı farklı.

Otogar işletmecisi… Firma sahibi… Yazıhaneci… Bankocu… Kelleci… Otobüsçü… Şoför… Muavin… Host-Hostes… Yolcusu… Yol lokantacısı…

Herkesin çıkarları farklı…

Böyle olduğu için de her an bir “çıkar çatışması” çıkabiliyor.

Bizim çıkar guruplarını bir araya getirme şansımız çok az.

Bir şansımız var: Kurumsallaşmak. Okumaya devam et

DİNOZORLAR ve İNNOVASYON

1. Innovasyon Kongresi İstanbul’da yapıldı.

Kongrede çok önemli fikirler dile getirildi…

Eski güzel günleri arar olduk…

Eski karlar artık yok…

Rekabet çok arttı…

Ama Dünya’da hala çok kazananlar var…

Yeni “sıra dışı”…

“çizgi ötesi”

şirketler çok kazanıyor…

Kürşat Tüzmen,

“Yenilmeyin, yenilenin…”

mesajı verdi.

*

Prof. Dr. Arman Kırım,

“1970’li yıllarda Luis Alvarez isimli Nobel ödüllü bir bilim adamı, bundan 65 milyon yıl önce dünyaya 10 km çapında bir meteor çarptığını ve dinozorları yok ettiğini söyledi.

Bu dev göktaşının oluşturduğu toz bulutu atmosferi örtüp dünyanın soğumasına yol açtı.

Bu yeni şartlara uyum gösteremeyen dinozorlar yeryüzünden silinirken, uyum gösterebilen canlılar gelişerek yaşamlarını sürdürdü

Tarih, tekerrür edebilen bir süreç.

İleride tarihçiler içinde bulunduğumuz bu yılları yazarken, dünya ekonomisine çarpan dev boyutlu iki cisimden söz etmek zorunda kalacaklar.

Bunlardan birisi Hindistan

Diğeri ise Çin.

Çin 1979 yılında, Hindistan ise 1984 yılında başlattığı reformlarla bugün dünyanın en önemli iki ekonomik devi olmaya başladı.

Hindistan hizmet sektöründe,

Çin ise imalat sektöründe dünyanın en önemli üreticileri haline geldiler.”

Çin ve Hindistan’ın Türkiye için Okumaya devam et

AYAKLARIM BENİ DAVUTPAŞA’YA GETİRDİ…

Sene 1969…

Teknik Elemana ihtiyaç duyuluyordu Türkiye’de…

Almanya’dan Türkiye’ye döndüğünde;

Üç şirkete müracaat eder.

Sungurlar Kazan Fabrikası

Ereğli Demir Çelik Fabrikası,

Otomarsan…

Üçünden de olumlu sonuçlar alır…

Murat Çorbacı:

“Açıkçası gönlüm

Demir Çelik fabrikasındaydı.

Ama sabahleyin kalktığımda…

Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Hangisi hayırlısıysa o olsun…

Üsküdar’dan yola çıktım.

Ayaklarım beni Davutpaşa’ya getirdi.

Ve o gün Otomarsan’da iş başı yaptım.

21 Haziran 1969 günü…

Şansa güvenmek lazım.

Otuz iki yılın üzerinde çalıştım…”

FABRİKAYI NE ZAMAN GEZECEĞİZ…

“Ben fabrikaya girdiğim gün,

Şükrü Aksu benimle ilgilendi.

Kahvemizi, çayımızı içtikten sonra;

– Gel fabrikayı gezelim dedi.

Biraz gezdik…

Ofisine döndük oturduk.

– Şükrü Bey, fabrikayı ne zaman gezeceğiz?

– Fabrikayı gezdik ya…

– Fabrika bu mu?

İşte benim gördüğüm küçücük bir atölyeydi.”

 Evet!

Küçücük atölyeydi Davutpaşa

O 302’nin beşiği… Okumaya devam et

BİR ABİN OLARAK…

İstanbul Erkek Lisesinden mezun olur

Boğaziçi Üniversitesinde

Makine Mühendisliği eğitimini tamamlar.

Almanya’ya mastır yapmaya Alman bursuyla gider.

10 yıl sonra Türkiye’ye gelmeğe karar verir.

Mercedes-Benz Türk ile iş görüşmesi yapar.

Ethem Göçaydın;

“Bu görev için fazla kalifiyesiniz.”

Bu esnada Semih Şenol içeri girer ve tanışırlar.

Hakan Bulak teşekkür edip gider.

Şenol, Çetin Atsür’e:

– Almanya’dan birisi işe başvurmuş

   Lütfen onunla görüşün .

Hakan Bulak Almanya’ya dönüşüne bir gün kala tekrar davet edilir.

Teknik Direktör Atsür ile görüşmek üzere…

Sohbet uzar…

Hakan Bulak,

Davutpaşa toz toprak içinde…

Küçücük bir fabrika.

İsim büyük ama…

Bana çekici gelmedi.

Arçelik’i gidip görmüşüm yeşillikler içinde modern tesisler…

Ben İstanbul Erkek Lisesi mezunuyum…

Çetin Bey’de

Asistanı olarak yanına almak istiyor

Çetin Atsür insan sarrafı görüşmemizin sonunda;

 – Bir abin olarak sana tavsiye ediyorum

   Bu görevi kabul et.

Sözünü dinledim 1992 yılında,

32 yaşında Mercedes-Benz Türk’te göreve başladım.”

ÖLÜM FERMANI…

10 yıl Mercedes-Benz Türk’te çalıştı

En son görevi Kalite Müdürlüğüydü.

2002’de Almanya da Daimler-Benz Dünya otobüs fabrikalarının

Kalite Müdürü olur…

Bu görevi kabul ettiğinde

Kimi arkadaşları;

“Sen ölüm fermanını imzalıyorsun Almanya’da ayakta kalman mümkün değil”

Destekleyenlerde oldu.

Hakan Bulak, Çetin Atsür’ün

“Engel tanımayan ekip”indendi…

 Bu bağlamda sözü

Çetin Atsür’e bırakalım:

“Kendimize güvendik…

Arkadaşlar…

Arkamızda arkadaş var…

Arkalarında hep biz vardık.

Bunu hissettiler…

Biliyorlar…

Birbirimize güvendik.

Bu karşılıklı güven gittikçe bizi güçlendirdi.

Ama kesinlikle kibire… kendimizi beğenmeye yer yoktu.

Hep gururla çalıştık. Okumaya devam et

DEĞİŞİM İHTİYACI

Güncelliğini yitirmediğine inandığım için 2002 yılında yazdığım bu yazıyı tekrar sizlerle paylaşıyorum.

 CNN’de Demirel’i dinliyorum.

Kurt politikacı izleyici sorularını cevaplandırıyor ve son siyasi gelişmeleri değerlendiriyor. Ana başlıklarla, Süleyman Bey’in konuşmasını nakletmeye çalışayım. Diyor ki:

“Dünya değişmiştir. Devletin fonksiyonları değişmiştir. Ben sağcıyım, ben solcuyum demek yetmeyecektir. Demokrasi, insan hakları, piyasa ekonomisi… Bu çerçeve, herkesin kabul ettiği çerçevedir. Genel kabul gören kriterlerdir bunlar.

Bu kriterleri tartışamazsınız. Sadece daha iyi demokrasi, daha iyi insan hakları, daha iyi piyasa ekonomisi…

Kim bunları daha iyi görür, anlatır ve nasıl yapacağını söylerse kazanacak.

Sağlık sorununu nasıl çözeceksiniz?

İşsizlik sorununu nasıl çözeceksiniz?

1.5 milyon öğrenci üniversite sınavına giriyor. Bunun ancak 300 bini iyi okullara yerleşiyor. Bir milyonu açıkta.

Mazotun litresi 1 milyonu geçmiş.

Bunlara nasıl çözüm getireceksiniz?

 Avrupa Birliği genişliyor.

27 ülke olacak.

Bu 27 ülke akılsız da, biz daha mı akıllıyız?

Halk hesap sorar ‘niye Avrupa Birliği’ne girmedik’ diye.

Türkiye, AB’nin içinde olacaktır.

Dünya değişti…”

Yeni oluşum’un Lideri İsmail Cem, ilk gezisini seçim bölgesi Kayseri’ye yapıyor.

Ayrıntısına girmeyeceğim.

Gezi ilginç geçiyor.

İsmail cem diyor ki:

“Türkiye’nin yenileşmeye ihtiyacı var. Ekonomi insandır. Ekonominin aracı insandır.

Gerçek ortak bir mutluluğu yakalamak zorundayız

İnsanlar “kaybolan mutsuzluğumuzu bize geri verin” diyor. Okumaya devam et

DOĞUDAN BATIYA UÇMAK..

Geçen hafta Semih Şenol’dan bahsettik.

24 yıl çalıştı…

Otomarsan’da başladı…

Mercedes-Benz Türk’te bitirdi…

Emekli oldu.

Yolu açık olsun…

En son görevi planlama ve teknik hizmetler müdürü.

Yazıda ilk planlama müdüründen bahsetmiştik: Denzinger…

Verner Denzinger.

Otomarsan kurulurken çalışmaya başladı.

İlk “çekirdek” kadrodan…

3 Alman yöneticiden biri…

Planlama Müdürü.

İyi Türkçe konuşur…

Almanya’da telefonları “Efendim” diye açar.

*** ***

66 yılı… Mannheim…

Mercedes-Benz otobüs fabrikası…

İmalatın planlama kısmında…

Yardımcı olmakla görevli…

Genç Denzinger…

İstanbul’da Otomarsan’ın üreteceği

Türk versiyonu O302’nin teknik resimlerini çizen Bay Mayr, Denzinger’den yardım ister.

 Bir Rica…

 Denzinger “Mengerler Şirketi’ne 3 yıldan beri üstyapı konstrüktörlüğü görevi için Almanya’dan

gönderilen kişi (o zamanlar O 321 tipi otobüs üretiliyordu) yanıma geldi,

benden süreç ve saha planlamaya yardımcı olmamı rica etti.”

 66 yılı, Denzinger, senelik izinlerini bile işinde gerekli olabilecek bilgileri edinmek için Türkiye’de geçirmeye başlar.

 Türkiye’yi tanıma görevi…

 Türkiye…

Batı’dan bakılınca doğu…

Doğu’dan bakarsanız batı…

Denzinger, iki açıdan bakabilmiş.

Nasıl mı?…

1967 yılında Mannheim Merkezi Planlama Denzinger’e.

İstanbul’da güncel durumu öğrenmek üzere ve Türkiye’yi tanımak için

görev verir. Bu Denzinger için bir sürprizdir.

 16 Ocak’ta Frankfurt’tan Viyana üzeri İstanbul’a hareket eder. Okumaya devam et

BUSWORLD ve OTOBÜSÇÜLER

Otobüs üreticileri oradaydı.

Türkiye’nin her yanından otobüsçüler geldi.

Busworld İstanbul fuarında;

Mercedes-Benz Türk,

Temsa,

Isuzu, 

Otokar…

Türkiye otobüs üretim üssü oldu.

Avrupa’da birinci.

Dünyaya ihraç ediliyor.

Ve…

Herkese göre…

Kısa, orta, uzun…

Şehir içi, şehirlerarası…

Turizm için…

Fonksiyonel…

Otobüslerin üretildiğini gördük.

Gururlandık…

Yan sanayi için gururlandık.

Yan sanayide gelişkin.

Gelişime, otobüsçülerin katkısı çok büyük.

Fabrikalar kurulurken…

Destek verdiler.

Büyük kalabalık vardı…

Karnaval havasındaydı.

Otobüsçüler fuardaydı.

Yemekte de bir aradaydı.

 TALAT AYDIN

 Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın

İşini seven, sektöre ilgi gösteren, zarif üslubu olan bir bürokrat.

Saygılı, saygın…

Sektör büyüklerine “amca” diyecek kadar kişileri ismiyle biliyor. Okumaya devam et

98 Eylül’ü unutmayalım

TÜRKİYE’de şehirlerarası otobüs pazarında, yılda 1000 adet otobüs satılır.

1982‘yle 1999 arasındaki 18 yılın ortalaması 1000 adet otobüstür.

Son 18 – 19 yılı göz önünde bulundurursak, Türkiye’de 19 bin yolcu otobüsü satılmıştır, diyebiliriz.

Yani, yılda ortalama 1000 otobüs…

 

GENEL BİR BİLGİ…

Bazı yıllar; 94 gibi, 99 gibi “krizler” oldu.

Ama; 1990, 92, 93, 97 gibi yıllarda “talepte patlama” olup,  satış adetleri bazen ortalamanın çok üstüne çıktı.

Okumaya devam et