REKABET BİTMEYECEK

Rekabet tarihi zengindir.

50 yıldır “rekabet” var.

50 yıl sonra da olacak…

Doğaldır bu!

***

Darwin’in “Doğal Ayıklama Yoluyla Türklerin Kökeni Üzerine” adlı kitabından.

3. Bölüm ’den aktaracağım

“Var olma kavgası, en fazla aynı türden bireyler arasında cereyan edecektir.

Zira bunlar aynı bölgelerde yaşıyorlar, aynı tür gıdaya ihtiyaç duyuyorlar ve aynı tür tehlikelere maruzdurlar…

Aynı türün üyeleri genellikle benzer alışkanlıklara ve yapılara sahip olurlar.

Birbirleriyle rekabete girdiklerinde; bunların arasındaki kavgaya kıyasla çok daha şiddetli olur…”

Gerçekten…

Otobüsçüler arasında 50 yıldır kıyasıya bir rekabet var.

GELECEK

Gelecekte, otobüsçülük var olacaktır.

Dünyada var olacaktır…

Türkiye’de var olacaktır otobüsçülük!

Gelişmiş Almanya’da, Japonya’da otobüs yatırımı yok mu?

Brezilya’da…

Güney Amerika’da…

Ortadoğu’da…

Avrupa’da otobüs yatırımı yok mu? Okumaya devam et

HOŞGÖRÜ

Seyahatlerin amacı değişik kültürleri görmek, coğrafyaları tanımak, paylaşımı, insanlığın ortak değerlerini öğrenmek değil mi?

“Başkasının gözüyle bakmayı” öğretir.

Başkasının gözlüğüyle bakabilmek…

Garip de gelebilir.

Ama, “bakabilmek” önemli.

Milletler arasında coğrafya, iklim ve kültür farkı vardır.

Gelenekler, görenekler farklıdır.

İsterseniz bir “gelenek-görenek turu” yapalım dünyada…

ADEMİN OĞLU OLABİLMEK

* İklimi sıcak çoğu ülkede buzdolabı gıda maddelerini soğutmak için kullanılır. Ama Eskimolar yiyeceklerin donmasını önlemek için “dolap” kullanır.

* Rusya’nın soğuk bölgelerinde süt çubukla satılır.

* Sudan’da ebe; doğan çocuğu eline alır, yüzünü bir bıçakla çizer, keser…

Sebep? Her kabilenin bir simgesi vardır… bu işlem “kabilesi bilinsin” diye yapılır. Bu, bir gelenek!

İnsan doğar anasının karnından, hiçbir şey bilmeden!

Ancak insan; her kültüre… her coğrafyaya… her toplumsal dokuya hazır bir potansiyelle doğar…

Kalıba girmeye hazır, insanoğlu.

* Çinli kızın ayakları çok küçüktür. Çünkü Çin’de; zamanında, büyük ayaklı kız makbul değildi.

… Ve “kızların ayakları büyümesin” diye kalıba koyarlardı.

Bakır ayakkabı giyerdi Çinli kız!

Sonra… Okumaya devam et

BEŞİKTAŞLI ERSAN…

Atatürk’ün direktifleriyle

Cumhuriyet kurulmuş.

Türkiye’yi yeniden kurma çabasının başlamasıyla,

Avrupa’dan uzmanlara, eksperlere ihtiyaç duyulur.

Özellikle teknik alanlarda.

Hükümet binaları,

Bakanlıklar inşa ediliyor, ihaleler açılıyor…

Sene 1926…

Bakanlık binalarının su ve kalorifer tesisatlarını yapmak üzere;

Alman Mühendis Bay Franz

Ankara’ya gelir.

Hanımı da eşlik eder.

Ankara’da yaşamaya başlarlar

Ve kızı dünyaya gelir.

Baba Ankara’da çalışmaya devam ederken eşi ve çocukları Almanya’ya döner.

Ancak;

2. Dünya Harbinin başlamasıyla

Anne iki kızıyla Türkiye’ye geri gelir

Ankara’da yaşamaya karar verirler.

Türkiye’nin değişik yerlerinde…

Trabzon Numune Hastanesi,

İstanbul Hilton gibi projelerde mesleğini icra eder.

Bay Franz, Atatürk ile tanışır

Orman Çiftliği’nde,

Atatürk’ün sofrasında bulunma onurunu da yaşar.

BAY ERICH ANKARA’DA…

Sene 1952.

Siemens Şirketi,

TBMM’nin elektrik ihalesini alır.

Bu projenin başına Almanya’dan bir mühendis arar…

Ve bulur.

Genç Mühendis

Bay Erich…

Savaştan çıkmış Almanya’da ekonomi kötü durumda…

Ayrıca proje de ilgisini çeker…

Genç bağımsız

Türkiye Cumhuriyeti’nde çalışmayı kabul eder.

Ankara’ya gelir.

BİR TESADÜF…

1926 senesinde Ankara’ya gelen

Bay Franz ile tanışır.

Ailece görüşürler…

Böylece Bay Erich

Bay Franz’ın Ankara’da doğan kızıyla tanışır…

Birbirlerine ilgi duyarlar…

Evlenirler.

Bu evlilikten de bir erkek evlat doğar

Alman karı-koca çocuğuna

Alman isminin yanında

Türk ismi de verme kararı alır.

“Türkiye’de tanıştık… Seviştik…

Neticede çocuğumuz da burada dünyaya geldi.

O zaman ona hem dedesi

Franz’ın ismini verelim.

Ankara hatırası da Ercan ismini koyalım.” Okumaya devam et

TÜRK OTOBÜSÇÜSÜ

 UZUN zaman oldu… Doğan Heper Milliyet Gazetesindeki köşesinde “Çin’e ulaşan Türk otobüsçüsü” başlığı ile bir makale yayınlamıştı.

Bir bölümünü aktarayım:

“Türkiye’deki rekabet ortamı ve halkın beğeni düzeyi açısından 5-10 senede artık çalıştırılamaz hale gelen otobüsler Çin’de yaşamlarını uzun süre daha sürdürerek ekonomiye katkıda bulunmaya devam etmiş olacaklar.”

Okumaya devam et