O 360 Motor…

“Dönüşte de durmuyorum,

yarım saat temizlik yapıp,

tekrar yolcuyu alıp İstanbul’a geliyoruz.

Erzurum’a giderken

Dört mevsimi yaşayabiliyorsun bazen. Buna rağmen stop etmeden gidip geliyoruz.”

 Bir anı Hayrettin Karaboğa’dan:

“Ben bunu Müşteri Hizmetleri Müdürü Brotkop’a anlatmıştım “Bizim ürünümüzün böyle

Stop etmeden devamlı çalışması… çok iyi.

Bu hiç kötü bir şey değil” dedi.

Neden dedim?

“E motora en çok zarar veren

hararet derecelerinin çok sık değişmesidir.

Şehirlerarası çalıştığı zaman

bir otobüs motoru

bir buçuk iki milyon km gider

ama şehir içine koy o kadar km yapmaz. Çünkü

durup kalkıyor, hararet yükseliyor. O nedenle, bırak kontak kapatmadan dolaşsınlar daha iyidir.

Korkma, bas gaza. Okumaya devam et

AT ARABASINDAN OTOBÜSE…

Osmanlı dönemi “at arabası” cennetiydi.

Sultan at arabaları fevkalade ihtişamlıydı.

Saltanat arabasına padişah binerdi.

Şeyhülislam ve kazasker de bu hak vardı.

Avrupa’ya giden elçiler devletin şerefi temsili için binebilirdi at arabasına…

Tanzimat’a kadar.

Tanzimat’la vezir… seçkinler binebildi arabalara.

II. Mahmut döneminde “şehirlerarası” kullanılabildi…

YAYLI ARABA… TRAKTÖR…

Cumhuriyet’in ilk yılları Anadolu insanı “yaylı araba” ile tanıştı…

Arabaya binip günde 50 km yol giden…

Allah’ın sevgili kulları sayarlardı kendilerini…

30‘lu yıllarda “traktör” başrol de idi köyden kasabaya…

Kasabadan köye gidiş gelişlerde… kırsalda…

 GÜRGEN… MİLLİ KASA…

 Yük kamyonları ile yolcu taşındı… denkler… tavuklar…

Koyun ve insanlar… aynı kamyonda yolculuk yapardı.

Pikaptan… kaptıkaçtı yapıldı;

Arkasına kasa yaparak…

Koltuk koyularak 9-10 kişilik kaptıkaçtılar kısa mesafede çalıştı.

*

Kara Tren insanları uzun mesafelere taşıyan tek araçtı. Okumaya devam et