O 360 Motor…

“Dönüşte de durmuyorum,

yarım saat temizlik yapıp,

tekrar yolcuyu alıp İstanbul’a geliyoruz.

Erzurum’a giderken

Dört mevsimi yaşayabiliyorsun bazen. Buna rağmen stop etmeden gidip geliyoruz.”

 Bir anı Hayrettin Karaboğa’dan:

“Ben bunu Müşteri Hizmetleri Müdürü Brotkop’a anlatmıştım “Bizim ürünümüzün böyle

Stop etmeden devamlı çalışması… çok iyi.

Bu hiç kötü bir şey değil” dedi.

Neden dedim?

“E motora en çok zarar veren

hararet derecelerinin çok sık değişmesidir.

Şehirlerarası çalıştığı zaman

bir otobüs motoru

bir buçuk iki milyon km gider

ama şehir içine koy o kadar km yapmaz. Çünkü

durup kalkıyor, hararet yükseliyor. O nedenle, bırak kontak kapatmadan dolaşsınlar daha iyidir.

Korkma, bas gaza. Okumaya devam et

GİZLİ KAHRAMANLAR…

Otomarsan’da

Pahalı kalıplar yerine çelik takviyeli ağırlık kalıplarının yapılması en uygun çözüm olarak belirlendi

Kalıpları yapacak eleman seçimine gelmişti sıra.

Ekibin kurulmasına…

Murat Çorbacı;

Suat Köksal ekibin başına geçti.

Ekrem Çorman, sağ olsun çok değerli iki elemanını ekibe verdi.

Sami Yılmaz ve Canip Peker…

Bu üçlü ekip bizim istediğimiz…

Ağırlık kalıpları ön göğüs…

Ön tavan… Arka tavan…

Arka bombelerin kalıplarını prese uygun olarak ürettiler… ve deneme çalışmasından olumlu sonuç aldık.

Müthiş bir dar boğazı ortadan kaldırdık.

Çelik takviyeli ucuz bir sistemle…

Otomarsan’ın gelişmesinde en önemli gizli güçlerden bu üç arkadaşı görürüm.”

Sayın Çorbacı bu gizli kahramanları anlatırken gözleri doldu.

Ağladı…

Sami Yılmaz,

Fevkalade yetenekli bir üç boyutçu…

Kalıpçılıkta deha…

Allah vergisi…

Canip Usta,

Ahşap dişi ve erkek modellerini yapıyordu.

İlkokul mezunu

Dünya çapında modelci marangozdu.

 Otomarsan’a gelen Alman kalıp uzmanı,

“Burada dünyanın en iyileri arasında olacak marangoz model ve kalıp ekibiniz var” der. Okumaya devam et

AYAKLARIM BENİ DAVUTPAŞA’YA GETİRDİ…

Sene 1969…

Teknik Elemana ihtiyaç duyuluyordu Türkiye’de…

Almanya’dan Türkiye’ye döndüğünde;

Üç şirkete müracaat eder.

Sungurlar Kazan Fabrikası

Ereğli Demir Çelik Fabrikası,

Otomarsan…

Üçünden de olumlu sonuçlar alır…

Murat Çorbacı:

“Açıkçası gönlüm

Demir Çelik fabrikasındaydı.

Ama sabahleyin kalktığımda…

Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Hangisi hayırlısıysa o olsun…

Üsküdar’dan yola çıktım.

Ayaklarım beni Davutpaşa’ya getirdi.

Ve o gün Otomarsan’da iş başı yaptım.

21 Haziran 1969 günü…

Şansa güvenmek lazım.

Otuz iki yılın üzerinde çalıştım…”

FABRİKAYI NE ZAMAN GEZECEĞİZ…

“Ben fabrikaya girdiğim gün,

Şükrü Aksu benimle ilgilendi.

Kahvemizi, çayımızı içtikten sonra;

– Gel fabrikayı gezelim dedi.

Biraz gezdik…

Ofisine döndük oturduk.

– Şükrü Bey, fabrikayı ne zaman gezeceğiz?

– Fabrikayı gezdik ya…

– Fabrika bu mu?

İşte benim gördüğüm küçücük bir atölyeydi.”

 Evet!

Küçücük atölyeydi Davutpaşa

O 302’nin beşiği… Okumaya devam et

BİTMEYEN YOLCULUK…

Mercedes-Benz Türk çok önemli bir projeyi hayata geçirdi.

“geleceğin liderleri” kurumsallaşma, farkındalık eğitimi…

Babalar ve oğullar… Evlatlar…

Dede ve torun…

Geleceğin otobüsçülerine eğitim verildi… Veriliyor…

İkinci… Üçüncü kuşak otobüsçülere…

Programda beş haftalık eğitim;

İstanbul Hoşdere Otobüs Fabrikası gezisi…

Almanya’daki Mercedes Otobüs Fabrikası ziyareti…

 Mercedes-Benz Müzesi…

Eğitim, katılımcılara sertifika verilmesi ile son buluyor.

Proje yeni katılımcılarla sürecek.

HER ŞİRKETE NASİP DEĞİL…

Bu projenin ilk eğitiminde ben de, çocuklarımla beraber bulundum.

Otomarsan’ın ilk müşterileri,

Duayenler de vardı…

Sohbetler oldu.

Necip Kartal:

“İstanbul’a geldiğimizden beri aynı berbere giderim…

Öldü, şimdi oğlu berber oldu, ona gideriz.

Mercedes de kurulduğundan beri müşterisiyim.”

İLK İŞÇİLERDEN…

1968’den beri çalışıyor…

Evet…

Otomarsan’ın…

Bugünkü adıyla Mercedes-Benz Türk’ün 40 yıllık müşterisi olan otobüsçüler var.

Doğru!

Benim ailem de kuruluşundan beri Mercedes’in müşterisi…

Her şirkete nasip değil… Okumaya devam et

BEŞİKTAŞLI ERSAN…

Atatürk’ün direktifleriyle

Cumhuriyet kurulmuş.

Türkiye’yi yeniden kurma çabasının başlamasıyla,

Avrupa’dan uzmanlara, eksperlere ihtiyaç duyulur.

Özellikle teknik alanlarda.

Hükümet binaları,

Bakanlıklar inşa ediliyor, ihaleler açılıyor…

Sene 1926…

Bakanlık binalarının su ve kalorifer tesisatlarını yapmak üzere;

Alman Mühendis Bay Franz

Ankara’ya gelir.

Hanımı da eşlik eder.

Ankara’da yaşamaya başlarlar

Ve kızı dünyaya gelir.

Baba Ankara’da çalışmaya devam ederken eşi ve çocukları Almanya’ya döner.

Ancak;

2. Dünya Harbinin başlamasıyla

Anne iki kızıyla Türkiye’ye geri gelir

Ankara’da yaşamaya karar verirler.

Türkiye’nin değişik yerlerinde…

Trabzon Numune Hastanesi,

İstanbul Hilton gibi projelerde mesleğini icra eder.

Bay Franz, Atatürk ile tanışır

Orman Çiftliği’nde,

Atatürk’ün sofrasında bulunma onurunu da yaşar.

BAY ERICH ANKARA’DA…

Sene 1952.

Siemens Şirketi,

TBMM’nin elektrik ihalesini alır.

Bu projenin başına Almanya’dan bir mühendis arar…

Ve bulur.

Genç Mühendis

Bay Erich…

Savaştan çıkmış Almanya’da ekonomi kötü durumda…

Ayrıca proje de ilgisini çeker…

Genç bağımsız

Türkiye Cumhuriyeti’nde çalışmayı kabul eder.

Ankara’ya gelir.

BİR TESADÜF…

1926 senesinde Ankara’ya gelen

Bay Franz ile tanışır.

Ailece görüşürler…

Böylece Bay Erich

Bay Franz’ın Ankara’da doğan kızıyla tanışır…

Birbirlerine ilgi duyarlar…

Evlenirler.

Bu evlilikten de bir erkek evlat doğar

Alman karı-koca çocuğuna

Alman isminin yanında

Türk ismi de verme kararı alır.

“Türkiye’de tanıştık… Seviştik…

Neticede çocuğumuz da burada dünyaya geldi.

O zaman ona hem dedesi

Franz’ın ismini verelim.

Ankara hatırası da Ercan ismini koyalım.” Okumaya devam et

YILIN KAPTAN ŞOFÖRÜ

Yılın Kaptan Şoförü seçimleri Temsa tarafından yapılıyor. Çok önemli, tebrikler. Peki geçmişte nasıl yapılmış?

 1986, Uluslararası Karayolu Emniyet Yılı olarak belirlendiğinde;

Otomarsan trafik bilincini arttırmak adına

Trafik Kazalarını Önleme Derneği ile işbirliğine girer.

O dönemin Satış Müdürü Hitay Güner,

“Otomarsan’a yakışır bir şey olması lazım.

Ne yapalım…

Direktörüm Haluk Gönençer’le karar verdik

Otobüs verelim.

Şehirlerarası otobüs şoförü olacak…

Trafik suçu olmayacak.

Başka şartlar da var, neyse…

Bir jüri oluşturduk. Gazetelere ilan verdik”

KOMŞUSU ELİNDE BİR GAZETE İLE GELİR…

“‘Şöyle şoförüm, böyle şoförüm’ diyorsun…

Hadi bakalım…

İlana bak, yılın kaptan şoförüne otobüs veriyorlar”.

 Veli Ümit Koçal anlatıyor:

“Müracaat formu da var ilanda.

Doldurdum… Aradan bir hafta geçti, göndermedim…

Uğraşacağız…

İmtihanlara gireceğiz.

Kim bilir kime satmışlardır bu arabayı…”

Neyse…

Bir hafta sonra tekrar komşum geldi:

-Ümit, hani ne oldu otobüs?

Müracaat ettin mi?

-Allah, postalamayı unuttum.

Arabada duruyor…

Müracaatın son günü postaya verdim iadeli taahhütlü…”

Otomarsan’dan cevap gelir

Yarışmaya katılma hakkını kazandınız… Okumaya devam et

OTOBÜS TARİHİ

Bir süredir bu köşede “Otobüs Tarihi” üzerine belge bilgi ve anılar üzerine makaleleri sizinle paylaşıyorum.

 OTOMARSAN’IN KURULUŞU

4 Mart 1966’da Mercedes-Benz Türk A.Ş. ile birlikte Türkiye’de bir Otobüs  Karoseri Fabrikası kurmak için gerekli Bakanlar Kurulu kararnamesi alınır.

SAFKAR MARKASI DOĞUYOR

Safkar… Ege Soğutmacılık 1988’de kuruldu…

Kurulduğu dönem “Sütrak” piyasayı kasıp kavuruyordu.

Almanlar Atilla abiye “Türkiye pazarı küçük yatırım yapmayız” demişlerdi.

Sonra yatırım yaptılar…

Öyle ki otobüsçüler “klimalı otobüs” yerine “Sütraklı” otobüs demeye başlamıştı.

Ege Soğutmacılık böyle bir dönemde kuruldu…

Sütrak’ı çağrıştıran bir isim düşündüler…

Safkan” ve “Safkar” isimlerini tescil ettirdiler…

1913 YILINDA BURSA’DA JULIEN VIEN ADLI BİR YABANCIYA, BURSA-İNEGÖL ARASINDA OTOMOBİL VE MİNİBÜS GİBİ ARAÇLARI İŞLETMEK ÜZERE VERİLEN İZİN BELGESİ

Bursa-İnegöl tarikinde ve Bursa’ya müntehi olan şoselerden yüz kilometrelik bir nısf-ı kutrun ihata ettiği aksam dahilinde eşya ve emtia-i ticarriyye nakliyatına mahsus otobüs kamyon ve vagonları ve atiyen yolcu içün otomobil ve minibüs işletmek üzere Dersaadet’te Perşembe pazarında 28 numaralı sokakda sinasson hanında mukim mühendis Jülyen Vogne atiyede münderic şeraite riayet etmek şartı ile verilen ruhsatnamedir.

 YILLARA VE YOLLARA ARMAĞAN OLSUN

 Otobüs müzesi kurma çabasındayım…

Hatay toplantısında;

1968 model Magirus’u,

Delegelerle birlikte,

Ulaştırma Bakanımız ve Müsteşarımız da gördü.

Yanda resimlerini gördüğünüz

Otobüsü incelediler…

Kendilerinden otobüs müzesi konusunda yardım istedim.

Sayın Bakan ve Müsteşar yardım edeceğiz dediler.

Bu otobüsün hikayesini Bakana anlattım. Okumaya devam et

ATATÜRK’ÜN EĞİTİM PRENSLERİ…

 1936-37 senesi lise mezunu bir genç…

Evvela…

İstanbul Mühendis Mektebi Sınavını kazanır.

Onuncu olur.

Atatürk…

Bir Teknik Üniversite kurmaya karar veriyor.

Atatürk’ün talimatı üzerine…

Milli Eğitim Bakanlığı 1946’da kurulacak olan;

Ankara Yüksek Mühendislik Mektebi’nde, hocalık yapacak 33 kişiyi Avrupa’ya okumak üzere göndermeyi düşünüyor.

Ve 11’er kişilik gruplar halinde…

Üç sene arka arkaya gönderdiler.

Sınavı kazanarak ikinci grupta Tahsin Önalp gider.

Almanya’ya Mühendislik okumaya…

Okur… Üniversiteyi bitirir.

Doktora yapmaya başlar.

Ancak!

 

İLAN-I HARP…

İkinci Dünya Savaşı başlar.

Sözü Tahsin Önalp’e bırakıyorum.

“İsviçre’de yaptım doktoramı.

Almanya’da doktora hemen hemen bitmişti…

Fakat Almanlar’ın bana doktora unvanı vermesi pek mümkün değildi.

Çünkü; Türkiye ilan-ı harp etti Almanya’ya.

Biz onun üzerine İsviçre’ye geçtik.

Sadece ben değil…

190 Türk talebesi…

Almanya’daki harp dolayısıyla tahsillerini tamamlamak üzere İsviçre’ye gider…

Bizi imtihana tabi tuttular.

Ayrıca, “Bizim okulumuzda doktora yapmak için evvela iki sene okuyacaksınız.

Doktoraya giriş imtihanını kazanacaksınız.

Ondan sonra, doktora tezinizi biz ele alabiliriz.” dediler.

Ben bunun üzerine, iki sömestre okudum ETA’da.

Sonunda o doktoraya giriş imtihanını pekiyi dereceyle kazandım.

“Sen bizim okulumuzda doktora yapabilirsin.”

 MESLEĞİMLE İLGİLİ BİR GÖREV… Okumaya devam et

ÇILGIN TÜRKLER…

 Otomotiv İhracatı yoktu Türkiye’nin.

İlk başlatan Otomarsan…

Öncü…

1971-75 yılları arasında Otomarsan’ın

Otobüs Satış ve İhracat Müdürü olarak çalıştı…

İhracatın kilometre taşlarında önemli bir şahsiyet;

Doğan Sılay.

Anılarını “Profesyonel” ismi ile Maya Matbaacılık tarafından 2001 yılında basılan bir kitapta topladı…

Gençlere armağan…

Kitaptan “Şam” başlıklı bölümünü özetliyorum…

İLGİ GÖRDÜ…

1972 İzmir Fuarı teşhir için O 302 otobüs üretti.

Klimalı Otobüs…

Zeytin yeşili ve gümüş metalik renklere boyandı.

Thermoking marka kliması tavan üstünde arkadaydı.

Otobüs ilgi gördü…

 ALAYRUM BU OTOBÜSÜ!.

Tüm otobüs camiasının ileri gelenleri davet edilir. Toplantı Otomarsan’ın yemekhanesinde yapılır. Otobüs ile ilgili herkesin fikri sorulur.

Ulusoy’ların en büyüğü;

Mehmet Ali Ulusoy, “Ha Uşağım, bu tren denen nesnede birinci mevkii… ikinci mevkii vardır. Bende alacağum bu klimalı otobüsü…

Koyacağum Tirabizon-İstanbul hattına normali 90 lira.

Klimalusu 120 lira diyeceğum.

İsteyen bastırır parayu yazın püfür püfür gider daa!… Alayrum bu otobüsü!.”

Teknik Belge çıkartmak için epey uğraşır Ulusoy…

Nafile!

Karayolları ve Trafik Müdürlüğü; Nuh der!. Okumaya devam et

DOĞUDAN BATIYA UÇMAK..

Geçen hafta Semih Şenol’dan bahsettik.

24 yıl çalıştı…

Otomarsan’da başladı…

Mercedes-Benz Türk’te bitirdi…

Emekli oldu.

Yolu açık olsun…

En son görevi planlama ve teknik hizmetler müdürü.

Yazıda ilk planlama müdüründen bahsetmiştik: Denzinger…

Verner Denzinger.

Otomarsan kurulurken çalışmaya başladı.

İlk “çekirdek” kadrodan…

3 Alman yöneticiden biri…

Planlama Müdürü.

İyi Türkçe konuşur…

Almanya’da telefonları “Efendim” diye açar.

*** ***

66 yılı… Mannheim…

Mercedes-Benz otobüs fabrikası…

İmalatın planlama kısmında…

Yardımcı olmakla görevli…

Genç Denzinger…

İstanbul’da Otomarsan’ın üreteceği

Türk versiyonu O302’nin teknik resimlerini çizen Bay Mayr, Denzinger’den yardım ister.

 Bir Rica…

 Denzinger “Mengerler Şirketi’ne 3 yıldan beri üstyapı konstrüktörlüğü görevi için Almanya’dan

gönderilen kişi (o zamanlar O 321 tipi otobüs üretiliyordu) yanıma geldi,

benden süreç ve saha planlamaya yardımcı olmamı rica etti.”

 66 yılı, Denzinger, senelik izinlerini bile işinde gerekli olabilecek bilgileri edinmek için Türkiye’de geçirmeye başlar.

 Türkiye’yi tanıma görevi…

 Türkiye…

Batı’dan bakılınca doğu…

Doğu’dan bakarsanız batı…

Denzinger, iki açıdan bakabilmiş.

Nasıl mı?…

1967 yılında Mannheim Merkezi Planlama Denzinger’e.

İstanbul’da güncel durumu öğrenmek üzere ve Türkiye’yi tanımak için

görev verir. Bu Denzinger için bir sürprizdir.

 16 Ocak’ta Frankfurt’tan Viyana üzeri İstanbul’a hareket eder. Okumaya devam et