OTOBÜS SEVERLERİN ANILARI

İnternette dolaşan otobüs severlerin anılarından derlemeler…

PARAZİT…

İlk televizyonlu servislerde biz maalesef film izleyemiyorduk.

O 302’ler peronda, açık TV’de haber, reklam ne varsa izleterek havalı havalı durarak yolcusunu beklerken yanındaki televizyonsuz otobüslerin yolcularını kıskançlıktan çatır çatır çatlatırdı.

Ancak yola çıkıldıktan sonra alıcıları zaten çok güçlü olmayan televizyonlar sürekli görüntü kayması ya da parazit yapar ve çok geçmeden sürücü muavini çağırarak talimatını verirdi:

“Kapat oğlum şunu başım şişti”.

TV kapatılır ve yolcunun bir kısmı sürücü ile aynı fikirdeyken bir bölümü de “nasıl televizyonlu servis bu?” diye içerlenirdi.

TV’lerde video filmleri gösterilmesi ise 80’lere doğru başladı.

O dönemlerde televizyon izleme merakı olan kaptanlarımız yoldan gözünü ayırdığı için kaza yapar düşüncesiyle bir ara televizyonun otobüslerde izlenmesi yasaklanmış.

 VİDEOLU…

Videolu servisler 1983 ortalarında başladı.

1984’te yaygınlaştı.

Ve aynı yılın sonlarına doğru tekrar yasak gelmişti. Okumaya devam et

BU ÖYKÜ GERÇEKTİR!

“Sait, kalabalık bir ailenin oğluydu.

Babasının 4 köyü, biraz da altını vardı.

Sait okumayı değil, çocukluk hayallerini süsleyen otobüs şoförlüğünü tercih etti.

 Sait’in babası, oğluna 1992 yılı

Ekim ayında bir miktar para verdi;

Gönül verdiği ve en iyi bildiği işi yapması için.

 Sait, peşinatını verdi ve 24 tane senede imza attı, korkudan ödü patlıyordu.

 Sait, aldığı O 304 otobüsle

Sıcakta, karda, buzda durmadan yolcu taşıdı.

Sait, 1994 Ekim’in de son senedini ödeyecek.

Şu anda O 304’üne 3 milyar 800 milyon TL istiyor.

Otobüsü 480 bin kilometre de ama pırıl pırıl, cam gibi.

Bütün bakımları zamanında yapılmış;

kliması, retarderi, ABS’si, koltukları canavar gibi.

O 304’ü yalnızca kendi kullanmış.

Hâlâ az yakıyor,

Hâlâ rampada rakip tanımıyor.

Sait’in yerinde kim olsa,

O 304’ünden ayrılmak için bu parayı isteyecektir.

 Sait, geçen gün köyüne, babasının elini öpmeye gitti.

Babası bu kısa öyküyü dinledi, oğlunu alnından öptü ve şunları söyledi:

“Benim 4 köyüm hâlâ 4 köy.

Satsam alan yok, alan olsa 4 milyar veren yok.

Bir oğlan yetiştirmişim bir iş öğrenmiş,

Fedakârlıkla çalışmış, istese bugün

4 köyümü satın alabilir.”

 Gözleri doldu babanın.

Tabii Sait’in aklı 4 köyde değil,

yeni bir O 304’te.

Genç tabii; 4 köyü değil, 8 köyü hayal ediyor.

Sait köyünden ayrıldı, Okumaya devam et

Hatay Toplantısının Ardından; AÇIK MEKTUP

DAMPİNG VE YIKICI REKABET…

Hatay Toplantısı’nda Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’ın konuşmalarından bir bölümünü aşağıda okuyacaksınız.

 “… Gerçekçi olmamız gerekirse bizim bu tarifelere (havayolu şirketlerine) müdahale etme yönünde düzenleme yapmamız çok zor, bu saatten sonra.

Onun yerine diğer mekanizmaları çalıştırmamız lazım.

Onun üzerinde durmamız lazım.

Biz, bir ara şöyle bir şey başlattık, maliyet esaslı tarife belirledik.

Havayolu şirketlerine dedik ki, koltuk maliyeti esasına dayanan bir hesaplama şekliyle bize müracaat edin… Onlar tabii, bunu yaptılar. Yapmaya da devam ediyorlar ancak bize geldiklerinde;

‘… bir promosyon amacıyla efendim işte 150 koltuğun sadece yüzde 10’unu şu fiyattan ve şu kadar süreyle -diyelim 1 ay süreyle- yüzde 10 koltuğu 59 liradan satacağım’ diyor beyanını böyle yapıyor.

Bunun Rekabet Kanununa aykırı bir yanı yok…

Bu bütün koltukları süresiz bir şekilde, maliyetin altında satmaya kalkarsan damping olur, bu yasak.

Rekabet Kanununa göre yasak ve kuvvetli de cezaları var…

Onun için diyor ki; ‘15 koltuk 1 ay süreyle 59 lira olacak.’

Uygulama orada da, maalesef iyi takip edilemediği için…

*

Yasal değişikliği yapamayız…

Avrupa Birliği müktesebatı bakımından da yapamayız…

Ama başka kontrol mekanizmaları geliştirebiliriz.

Mevcut kanun içerisinde bunu çalışalım…”    

KAVRAM, TANIM VE TEORİ…

Rekabet Kurumu internet sayfasından yıkıcı rekabet uygulamalarıyla ilgili yazılardan alıntılar önümüzü açıyor.

*

Rekabet hukukunun temel amacı, piyasalarda rekabetin sağlanmasıdır.

Böylelikle, artan rekabetin firmaları daha etkin olmaya zorlayacağı… Okumaya devam et

ELEKTRONİK KOLTUK DÖNEMİ

 

 Artık otobüsçülükte multi -medya savaşları yaşanıyor. Her firma, otobüslerinin koltuk arkalarına ekran yerleştirerek seyahat sırasında yolcusuna müzik dinleme, film seyretme, internet erişimi, oyun, usb girişi, bingo, santranç, dama oynama imkanı sunuyor. Hatta yolcular birbirini oynadıkları oyunlara davet ederek renkli ve keyifli hale getiriyorlar seyahatlerini. Otobüsçülükte, “elektronik koltuk” dönemi başlıyor. Üreticilerde artık bunun daha ötesini hayal etmeli. Üreticiler pazarı geriden takip ediyor. Otobüsçüler üreticilerden ileride.  Koltukta özgürlük dönemi artık ön planda.11 Ağustos 2008 tarihli yazımda bu konuyu işlemiştim. Bu hafta o yazımın bir kısmını okuyabileceksiniz. Bu konuya kanun ve üretici nezdinde devam edeceğim.

Yolcu taşımacılığında kullanım alanları neler olabilir elektroniğin:

Araçlarda;

Araç hangi yolları kullanıyor…

Aracın hızı, hangi saatte hangi noktadan geçtiği…

Aracın ne zaman ve nerede durduğu…

Nereden, ne kadar yakıt aldığı…

Aracın iç ve dış sıcaklığı…

Yolcuda;

Otobüs hareket saati yaklaştığında geç kalan yolcunun tespiti…

Hangi duraktan binip ineceği…

Bagajının varlığı…

Yolcunun ne sıklıkta seyahat ettiği…

Muhakkak ki bu yararlar daha da artırılabilir.

* * *

OTOBÜSÇÜLÜKTE… Okumaya devam et