GİZLİ KAHRAMANLAR…

Otomarsan’da

Pahalı kalıplar yerine çelik takviyeli ağırlık kalıplarının yapılması en uygun çözüm olarak belirlendi

Kalıpları yapacak eleman seçimine gelmişti sıra.

Ekibin kurulmasına…

Murat Çorbacı;

Suat Köksal ekibin başına geçti.

Ekrem Çorman, sağ olsun çok değerli iki elemanını ekibe verdi.

Sami Yılmaz ve Canip Peker…

Bu üçlü ekip bizim istediğimiz…

Ağırlık kalıpları ön göğüs…

Ön tavan… Arka tavan…

Arka bombelerin kalıplarını prese uygun olarak ürettiler… ve deneme çalışmasından olumlu sonuç aldık.

Müthiş bir dar boğazı ortadan kaldırdık.

Çelik takviyeli ucuz bir sistemle…

Otomarsan’ın gelişmesinde en önemli gizli güçlerden bu üç arkadaşı görürüm.”

Sayın Çorbacı bu gizli kahramanları anlatırken gözleri doldu.

Ağladı…

Sami Yılmaz,

Fevkalade yetenekli bir üç boyutçu…

Kalıpçılıkta deha…

Allah vergisi…

Canip Usta,

Ahşap dişi ve erkek modellerini yapıyordu.

İlkokul mezunu

Dünya çapında modelci marangozdu.

 Otomarsan’a gelen Alman kalıp uzmanı,

“Burada dünyanın en iyileri arasında olacak marangoz model ve kalıp ekibiniz var” der. Okumaya devam et

AYAKLARIM BENİ DAVUTPAŞA’YA GETİRDİ…

Sene 1969…

Teknik Elemana ihtiyaç duyuluyordu Türkiye’de…

Almanya’dan Türkiye’ye döndüğünde;

Üç şirkete müracaat eder.

Sungurlar Kazan Fabrikası

Ereğli Demir Çelik Fabrikası,

Otomarsan…

Üçünden de olumlu sonuçlar alır…

Murat Çorbacı:

“Açıkçası gönlüm

Demir Çelik fabrikasındaydı.

Ama sabahleyin kalktığımda…

Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Hangisi hayırlısıysa o olsun…

Üsküdar’dan yola çıktım.

Ayaklarım beni Davutpaşa’ya getirdi.

Ve o gün Otomarsan’da iş başı yaptım.

21 Haziran 1969 günü…

Şansa güvenmek lazım.

Otuz iki yılın üzerinde çalıştım…”

FABRİKAYI NE ZAMAN GEZECEĞİZ…

“Ben fabrikaya girdiğim gün,

Şükrü Aksu benimle ilgilendi.

Kahvemizi, çayımızı içtikten sonra;

– Gel fabrikayı gezelim dedi.

Biraz gezdik…

Ofisine döndük oturduk.

– Şükrü Bey, fabrikayı ne zaman gezeceğiz?

– Fabrikayı gezdik ya…

– Fabrika bu mu?

İşte benim gördüğüm küçücük bir atölyeydi.”

 Evet!

Küçücük atölyeydi Davutpaşa

O 302’nin beşiği… Okumaya devam et

BİR ABİN OLARAK…

İstanbul Erkek Lisesinden mezun olur

Boğaziçi Üniversitesinde

Makine Mühendisliği eğitimini tamamlar.

Almanya’ya mastır yapmaya Alman bursuyla gider.

10 yıl sonra Türkiye’ye gelmeğe karar verir.

Mercedes-Benz Türk ile iş görüşmesi yapar.

Ethem Göçaydın;

“Bu görev için fazla kalifiyesiniz.”

Bu esnada Semih Şenol içeri girer ve tanışırlar.

Hakan Bulak teşekkür edip gider.

Şenol, Çetin Atsür’e:

– Almanya’dan birisi işe başvurmuş

   Lütfen onunla görüşün .

Hakan Bulak Almanya’ya dönüşüne bir gün kala tekrar davet edilir.

Teknik Direktör Atsür ile görüşmek üzere…

Sohbet uzar…

Hakan Bulak,

Davutpaşa toz toprak içinde…

Küçücük bir fabrika.

İsim büyük ama…

Bana çekici gelmedi.

Arçelik’i gidip görmüşüm yeşillikler içinde modern tesisler…

Ben İstanbul Erkek Lisesi mezunuyum…

Çetin Bey’de

Asistanı olarak yanına almak istiyor

Çetin Atsür insan sarrafı görüşmemizin sonunda;

 – Bir abin olarak sana tavsiye ediyorum

   Bu görevi kabul et.

Sözünü dinledim 1992 yılında,

32 yaşında Mercedes-Benz Türk’te göreve başladım.”

ÖLÜM FERMANI…

10 yıl Mercedes-Benz Türk’te çalıştı

En son görevi Kalite Müdürlüğüydü.

2002’de Almanya da Daimler-Benz Dünya otobüs fabrikalarının

Kalite Müdürü olur…

Bu görevi kabul ettiğinde

Kimi arkadaşları;

“Sen ölüm fermanını imzalıyorsun Almanya’da ayakta kalman mümkün değil”

Destekleyenlerde oldu.

Hakan Bulak, Çetin Atsür’ün

“Engel tanımayan ekip”indendi…

 Bu bağlamda sözü

Çetin Atsür’e bırakalım:

“Kendimize güvendik…

Arkadaşlar…

Arkamızda arkadaş var…

Arkalarında hep biz vardık.

Bunu hissettiler…

Biliyorlar…

Birbirimize güvendik.

Bu karşılıklı güven gittikçe bizi güçlendirdi.

Ama kesinlikle kibire… kendimizi beğenmeye yer yoktu.

Hep gururla çalıştık. Okumaya devam et

OTOBÜS TARİHİ

Bir süredir bu köşede “Otobüs Tarihi” üzerine belge bilgi ve anılar üzerine makaleleri sizinle paylaşıyorum.

 OTOMARSAN’IN KURULUŞU

4 Mart 1966’da Mercedes-Benz Türk A.Ş. ile birlikte Türkiye’de bir Otobüs  Karoseri Fabrikası kurmak için gerekli Bakanlar Kurulu kararnamesi alınır.

SAFKAR MARKASI DOĞUYOR

Safkar… Ege Soğutmacılık 1988’de kuruldu…

Kurulduğu dönem “Sütrak” piyasayı kasıp kavuruyordu.

Almanlar Atilla abiye “Türkiye pazarı küçük yatırım yapmayız” demişlerdi.

Sonra yatırım yaptılar…

Öyle ki otobüsçüler “klimalı otobüs” yerine “Sütraklı” otobüs demeye başlamıştı.

Ege Soğutmacılık böyle bir dönemde kuruldu…

Sütrak’ı çağrıştıran bir isim düşündüler…

Safkan” ve “Safkar” isimlerini tescil ettirdiler…

1913 YILINDA BURSA’DA JULIEN VIEN ADLI BİR YABANCIYA, BURSA-İNEGÖL ARASINDA OTOMOBİL VE MİNİBÜS GİBİ ARAÇLARI İŞLETMEK ÜZERE VERİLEN İZİN BELGESİ

Bursa-İnegöl tarikinde ve Bursa’ya müntehi olan şoselerden yüz kilometrelik bir nısf-ı kutrun ihata ettiği aksam dahilinde eşya ve emtia-i ticarriyye nakliyatına mahsus otobüs kamyon ve vagonları ve atiyen yolcu içün otomobil ve minibüs işletmek üzere Dersaadet’te Perşembe pazarında 28 numaralı sokakda sinasson hanında mukim mühendis Jülyen Vogne atiyede münderic şeraite riayet etmek şartı ile verilen ruhsatnamedir.

 YILLARA VE YOLLARA ARMAĞAN OLSUN

 Otobüs müzesi kurma çabasındayım…

Hatay toplantısında;

1968 model Magirus’u,

Delegelerle birlikte,

Ulaştırma Bakanımız ve Müsteşarımız da gördü.

Yanda resimlerini gördüğünüz

Otobüsü incelediler…

Kendilerinden otobüs müzesi konusunda yardım istedim.

Sayın Bakan ve Müsteşar yardım edeceğiz dediler.

Bu otobüsün hikayesini Bakana anlattım. Okumaya devam et