REKABET BİTMEYECEK

Rekabet tarihi zengindir.

50 yıldır “rekabet” var.

50 yıl sonra da olacak…

Doğaldır bu!

***

Darwin’in “Doğal Ayıklama Yoluyla Türklerin Kökeni Üzerine” adlı kitabından.

3. Bölüm ’den aktaracağım

“Var olma kavgası, en fazla aynı türden bireyler arasında cereyan edecektir.

Zira bunlar aynı bölgelerde yaşıyorlar, aynı tür gıdaya ihtiyaç duyuyorlar ve aynı tür tehlikelere maruzdurlar…

Aynı türün üyeleri genellikle benzer alışkanlıklara ve yapılara sahip olurlar.

Birbirleriyle rekabete girdiklerinde; bunların arasındaki kavgaya kıyasla çok daha şiddetli olur…”

Gerçekten…

Otobüsçüler arasında 50 yıldır kıyasıya bir rekabet var.

GELECEK

Gelecekte, otobüsçülük var olacaktır.

Dünyada var olacaktır…

Türkiye’de var olacaktır otobüsçülük!

Gelişmiş Almanya’da, Japonya’da otobüs yatırımı yok mu?

Brezilya’da…

Güney Amerika’da…

Ortadoğu’da…

Avrupa’da otobüs yatırımı yok mu? Okumaya devam et

AYAKLARIM BENİ DAVUTPAŞA’YA GETİRDİ…

Sene 1969…

Teknik Elemana ihtiyaç duyuluyordu Türkiye’de…

Almanya’dan Türkiye’ye döndüğünde;

Üç şirkete müracaat eder.

Sungurlar Kazan Fabrikası

Ereğli Demir Çelik Fabrikası,

Otomarsan…

Üçünden de olumlu sonuçlar alır…

Murat Çorbacı:

“Açıkçası gönlüm

Demir Çelik fabrikasındaydı.

Ama sabahleyin kalktığımda…

Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Hangisi hayırlısıysa o olsun…

Üsküdar’dan yola çıktım.

Ayaklarım beni Davutpaşa’ya getirdi.

Ve o gün Otomarsan’da iş başı yaptım.

21 Haziran 1969 günü…

Şansa güvenmek lazım.

Otuz iki yılın üzerinde çalıştım…”

FABRİKAYI NE ZAMAN GEZECEĞİZ…

“Ben fabrikaya girdiğim gün,

Şükrü Aksu benimle ilgilendi.

Kahvemizi, çayımızı içtikten sonra;

– Gel fabrikayı gezelim dedi.

Biraz gezdik…

Ofisine döndük oturduk.

– Şükrü Bey, fabrikayı ne zaman gezeceğiz?

– Fabrikayı gezdik ya…

– Fabrika bu mu?

İşte benim gördüğüm küçücük bir atölyeydi.”

 Evet!

Küçücük atölyeydi Davutpaşa

O 302’nin beşiği… Okumaya devam et

BİR ABİN OLARAK…

İstanbul Erkek Lisesinden mezun olur

Boğaziçi Üniversitesinde

Makine Mühendisliği eğitimini tamamlar.

Almanya’ya mastır yapmaya Alman bursuyla gider.

10 yıl sonra Türkiye’ye gelmeğe karar verir.

Mercedes-Benz Türk ile iş görüşmesi yapar.

Ethem Göçaydın;

“Bu görev için fazla kalifiyesiniz.”

Bu esnada Semih Şenol içeri girer ve tanışırlar.

Hakan Bulak teşekkür edip gider.

Şenol, Çetin Atsür’e:

– Almanya’dan birisi işe başvurmuş

   Lütfen onunla görüşün .

Hakan Bulak Almanya’ya dönüşüne bir gün kala tekrar davet edilir.

Teknik Direktör Atsür ile görüşmek üzere…

Sohbet uzar…

Hakan Bulak,

Davutpaşa toz toprak içinde…

Küçücük bir fabrika.

İsim büyük ama…

Bana çekici gelmedi.

Arçelik’i gidip görmüşüm yeşillikler içinde modern tesisler…

Ben İstanbul Erkek Lisesi mezunuyum…

Çetin Bey’de

Asistanı olarak yanına almak istiyor

Çetin Atsür insan sarrafı görüşmemizin sonunda;

 – Bir abin olarak sana tavsiye ediyorum

   Bu görevi kabul et.

Sözünü dinledim 1992 yılında,

32 yaşında Mercedes-Benz Türk’te göreve başladım.”

ÖLÜM FERMANI…

10 yıl Mercedes-Benz Türk’te çalıştı

En son görevi Kalite Müdürlüğüydü.

2002’de Almanya da Daimler-Benz Dünya otobüs fabrikalarının

Kalite Müdürü olur…

Bu görevi kabul ettiğinde

Kimi arkadaşları;

“Sen ölüm fermanını imzalıyorsun Almanya’da ayakta kalman mümkün değil”

Destekleyenlerde oldu.

Hakan Bulak, Çetin Atsür’ün

“Engel tanımayan ekip”indendi…

 Bu bağlamda sözü

Çetin Atsür’e bırakalım:

“Kendimize güvendik…

Arkadaşlar…

Arkamızda arkadaş var…

Arkalarında hep biz vardık.

Bunu hissettiler…

Biliyorlar…

Birbirimize güvendik.

Bu karşılıklı güven gittikçe bizi güçlendirdi.

Ama kesinlikle kibire… kendimizi beğenmeye yer yoktu.

Hep gururla çalıştık. Okumaya devam et

SİNEMALI CİVAN JET

Eski otobüsçülerden Cengiz Civan ziyaretime geldi.

1960 senesinde Civan otobüsleri vardı.

Sinemalı Civan Jet Otobüsleri…

Zamanının iyi firmalarındandı.

Bilet satış yerleri;

İstanbul – Sirkeci Orhaniye Cad.

Kadıköy Arabalı Vapur İskelesi

Üsküdar Yeni Çarşı Ağzı

Laleli Ordu Caddesi

Ankara Etlik Garajlar

Sıhhiye Etibank Arkası

Otobüsçülüğün 60’lı yıllarında bu yerler önemliydi.

*

Sinemalı otobüsü başlatan Civan Jet’ti.

Şoförün arkasından perde inerdi

Otobüsün ortasında sinema makinesi çalışırdı.

Sessiz filmlerdi bunlar.

*

Cengiz Bey’den (Cengiz Civan) nakledeyim.

“Meraklıydım…

Bu merak herkesin işi değil

Kendim bile İzmir’e gittim…

Fuar’a…

Küçük makinem vardı.

Sinema makinem…

Oradaki paraşüt kulesine çıktım.

Amerikalılarla film çektik…

Ben ne lisan bilirim ne bir şey…

Türkçe’yi ancak konuşuyordum.

İzmir Fuarı’nı çektik.

Filmi getirdim arabada oynattım…

Herkes bakıyor “Aa, kamyona bak!

Otomobile bak!… Okumaya devam et

ARA GAZINI OTOMATİK VEREN YUMURTA TOPUKLU AYAKKABI

Nostaljik otobüslere özellikle de 0302 ye meraklı olanlara küçük bir ipucu vereyim.

Alev Dili…
Gece…

Hava iyice karardıktan sonra…

Arabanızla…

Rampa çıkan ya da

100 km civarında hızlarda seyreden

bir 0 302 nin arkasına takılın.

(0 302’nin yüksek devirde olması lazım.)

Çok yaklaşmanıza da gerek yok.

Farlarınızı kısa bir süre için söndürüp

Aracın egzosuna bir bakın.

Yaklaşık 50 cm. uzunluğunda

pembe bir alev dilinin

egzost ağzından çıktığını göreceksiniz.

Gülen Yüz… İnsana Gülümserdi…

Gerçekten de 0 302’nin yüzü anlamlıdır.
Yıllar boyu imal edilmiş en estetik otomobil

1956 model Chevrolet Bel-Air’dir.

Otomarsan tarafından imal edilen

0 302’de yıllar boyu üretilmiş

en estetik otobüstür.
Gerçi Otomarsan üretimi 0 302 ile

aynı yıllarda Almanya’da üretilen

0 302 arasında küçük de olsa farklılıklar vardır.

Bizdeki 0 302 bizim rahatlıkla üretebilmemiz

açısından dizayn olarak ufak tefek  

bazı tadilatlara uğramıştır.

Ama tadilli hali orijinalinden daha kübik,

daha modern ve daha güzeldir.
Bir de şu anda piyasada gezinen

0 302’lere bakarak estetiği konusunda

karar vermeyelim.

Zira bu gün yollarda gezenler de

zaman içerisinde piyasa şartlarına

göre tadilatlar görmüşlerdir.
En barizi düz beyaz renkte oluşları

bu araçların estetiğini bozan bir faktördür.

0 302’nin bence en yakışan rengi…

açık mavi- lacivert kombinasyonlu…

Laciverti bir kalın, altta ve üstte iki

ince şeritten oluşan tipte boyanan modelidir.

Yine aynı desenin sarı-siyah ve

kırmızı- beyaz versiyonları da

insanın içini açan renklerdi.

Bu bahsettiğim üç renkte de

0 302 insana gülümserdi… Okumaya devam et

ATATÜRK’ÜN EĞİTİM PRENSLERİ…

 1936-37 senesi lise mezunu bir genç…

Evvela…

İstanbul Mühendis Mektebi Sınavını kazanır.

Onuncu olur.

Atatürk…

Bir Teknik Üniversite kurmaya karar veriyor.

Atatürk’ün talimatı üzerine…

Milli Eğitim Bakanlığı 1946’da kurulacak olan;

Ankara Yüksek Mühendislik Mektebi’nde, hocalık yapacak 33 kişiyi Avrupa’ya okumak üzere göndermeyi düşünüyor.

Ve 11’er kişilik gruplar halinde…

Üç sene arka arkaya gönderdiler.

Sınavı kazanarak ikinci grupta Tahsin Önalp gider.

Almanya’ya Mühendislik okumaya…

Okur… Üniversiteyi bitirir.

Doktora yapmaya başlar.

Ancak!

 

İLAN-I HARP…

İkinci Dünya Savaşı başlar.

Sözü Tahsin Önalp’e bırakıyorum.

“İsviçre’de yaptım doktoramı.

Almanya’da doktora hemen hemen bitmişti…

Fakat Almanlar’ın bana doktora unvanı vermesi pek mümkün değildi.

Çünkü; Türkiye ilan-ı harp etti Almanya’ya.

Biz onun üzerine İsviçre’ye geçtik.

Sadece ben değil…

190 Türk talebesi…

Almanya’daki harp dolayısıyla tahsillerini tamamlamak üzere İsviçre’ye gider…

Bizi imtihana tabi tuttular.

Ayrıca, “Bizim okulumuzda doktora yapmak için evvela iki sene okuyacaksınız.

Doktoraya giriş imtihanını kazanacaksınız.

Ondan sonra, doktora tezinizi biz ele alabiliriz.” dediler.

Ben bunun üzerine, iki sömestre okudum ETA’da.

Sonunda o doktoraya giriş imtihanını pekiyi dereceyle kazandım.

“Sen bizim okulumuzda doktora yapabilirsin.”

 MESLEĞİMLE İLGİLİ BİR GÖREV… Okumaya devam et

DOĞUDAN BATIYA UÇMAK..

Geçen hafta Semih Şenol’dan bahsettik.

24 yıl çalıştı…

Otomarsan’da başladı…

Mercedes-Benz Türk’te bitirdi…

Emekli oldu.

Yolu açık olsun…

En son görevi planlama ve teknik hizmetler müdürü.

Yazıda ilk planlama müdüründen bahsetmiştik: Denzinger…

Verner Denzinger.

Otomarsan kurulurken çalışmaya başladı.

İlk “çekirdek” kadrodan…

3 Alman yöneticiden biri…

Planlama Müdürü.

İyi Türkçe konuşur…

Almanya’da telefonları “Efendim” diye açar.

*** ***

66 yılı… Mannheim…

Mercedes-Benz otobüs fabrikası…

İmalatın planlama kısmında…

Yardımcı olmakla görevli…

Genç Denzinger…

İstanbul’da Otomarsan’ın üreteceği

Türk versiyonu O302’nin teknik resimlerini çizen Bay Mayr, Denzinger’den yardım ister.

 Bir Rica…

 Denzinger “Mengerler Şirketi’ne 3 yıldan beri üstyapı konstrüktörlüğü görevi için Almanya’dan

gönderilen kişi (o zamanlar O 321 tipi otobüs üretiliyordu) yanıma geldi,

benden süreç ve saha planlamaya yardımcı olmamı rica etti.”

 66 yılı, Denzinger, senelik izinlerini bile işinde gerekli olabilecek bilgileri edinmek için Türkiye’de geçirmeye başlar.

 Türkiye’yi tanıma görevi…

 Türkiye…

Batı’dan bakılınca doğu…

Doğu’dan bakarsanız batı…

Denzinger, iki açıdan bakabilmiş.

Nasıl mı?…

1967 yılında Mannheim Merkezi Planlama Denzinger’e.

İstanbul’da güncel durumu öğrenmek üzere ve Türkiye’yi tanımak için

görev verir. Bu Denzinger için bir sürprizdir.

 16 Ocak’ta Frankfurt’tan Viyana üzeri İstanbul’a hareket eder. Okumaya devam et

Üretimin önünü açalım

 ALMANYA, dünyanın en önemli ticari araç fuarlarından birine hazırlanıyor. IAA-98 Hannover Ticari Araç Fuarı 1 Eylül’de açılacak… Fuar, 15 Eylül’e kadar sürecek.

Bu fuarda, dünyanın en son teknolojik gelişmeleri sergilenecek. Kullandığımız ticari araçların ulaştığı en son teknolojik gelişmeyi Hannover’de görmek mümkün olacak.

Okumaya devam et