LÜTUF ve ZERAFET…

Fransa’da yaşayan tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu

Emil Jellinek kızına

Mars gezegeninin İspanyolca ismini verir…

“Mercedes”

Kelime anlamı, lütuf ve zarafettir.

LÜTUF ve ZERAFET…

Fotoğraftaki kızı tanıdınız mı?

Gerçi ismini biliyorsunuz…

Tüm Dünya’nın bildiği gibi…

Bu kız kim mi?

Hikâyesini anlatayım…

***

Fransa’da yaşayan tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu

Emil Jellinek kızına

Mars gezegeninin İspanyolca ismini verir…

“Mercedes”

Kelime anlamı, lütuf ve zarafettir.

***

1897 yılında

Emil Jellinek

Daimler fabrikasını ziyaret eder… ve bir otomobil satın alır… Uluslararası finans dünyası ve aristokrasi ile iyi ilişkiler içindedir Jellinek.

Bu otomobille Fransa’da büyük ilgi toplar…

1899’da 23 beygir gücünde motorla donatılmış bir Daimler yarış otomobiline büyük kızı “Mercedes”in adını vererek Nice’te bir yarışa katılır ve birinci olur… Okumaya devam et

DERSİNE ÇALIŞMAZSAN, KAYBEDERSİN!

12 Haziran seçimleri siz gazeteyi okuduğunuzda sonuçlanmış olacak. Türkiye seçimini yaptı.

Gazeteci Yavuz Donat’ın Demirel anılarından derlenmiş bir kitabı var.

Süleyman Demirel’den çıkarılacak dersler ilginç…

HAZIRLIK

Uçağa bindik. Demirel ile İzmir’e gidiyorduk.

Demirel “Kordon Toplantısı’nda” konuşacaktı.

Uçuş süresince sürekli “dosyalara” gömüldü.

Birkaç kez konuşacak… soru soracak olduk.

Baktık, Demirel bizi duymuyor.

İzmir’e inince sorduk:

– Uçakta ne okudunuz?

– Kusura bakma… Uçakta seninle ilgilenemedim…Uçakta, dersime çalıştım… Eğer siyaset yapıyorsan şunu unutma… İster mitingde konuş, ister kapalı salonda… Seni dinleyenlerin her biri, birer hâkim gibidir… Onların önüne dosya koyacaksın… Kürsüye hazırlıklı çıkacaksın… Halkın önüne düzgün bir dosyayla çıkmazsan… Kaybedersin.

 YOLLAR YÜRÜMEKLE AŞINMAZ

Sene 1968.

Ankara’da Adalet Partisi İl Kongresi yapılıyor.

“Dönem”, öğrenci hareketlerinin giderek arttığı bir dönem. “Gerginlik” giderek tırmanıyor.

İşte bu ortamda yapılan kongrede, Sefer Yılmaz adlı “heyecanlı bir delege” kürsüye çıkıyor.

– Bu gösteriler… mitingler… yürüyüşler neyin nesi?

Sonra da “hükümeti… vilâyeti… emniyeti” suçluyor, yürüyüşlere “izin verildiği” için.

“Göz yumulduğu” için.

Genel Başkan Demirel de kongrede. Söz istiyor.

Demirel “Sefer, beni iyi dinle” diye başlıyor.

Cebinden Anayasa’yı çıkarıyor; okuyor:

– Herkes silâhsız ve saldırısız gösteri… yürüyüş yapma hakkına sahiptir…

Demirel devam ediyor:

– Sefer, buna karşı mı çıkacağız? İtirazın mı var? İnsanların birlikte olması, protesto hakkını kullanması iyi bir şey… Tabanı kuvvetli olan varsın yürüsün… Yollar yürümekle aşınmaz… Yeter ki işin içine şiddet, silâh, saldırı karışmasın.

Demirel “yolla yürümekle aşınmaz” sözünü işte ilk kez “orada” söyledi. Bu söz “Demirel klasiği” oldu.

MEZARLIK

1980 öncesi… Demirel, Meclis kürsüsünde.

Konuşması bitince CHP Grup Başkanvekili Ali Nejat Ölçen ayağa kalktı.

Meclis Başkanı’ndan izin alarak sormaya başladı.

Bir değil, “bir dizi” soru soruyordu.

Herkes sabırla dinledi.

Meclis Başkanı dedi ki:

– Sayın Başbakan, bu sorulara daha sonra yazılı cevap verebilirsiniz.

Ali Nejat Ölçen de “yazılı cevaba” razıydı.

Başbakan Demirel “hayır” dedi.

– Hepsini şimdi cevaplandıracağım.

Ve Ali Nejat Ölçen’e döndü:

– Lütfen elinizdeki listeyi… Soruları verir misiniz?

Ali Nejat Ölçen “yatırımların” listesini çıkarmış.

Barajlar… Yollar… Köprüler… Sorular şu şekilde:

– Ne safhada? Neden bitmedi? Neden gecikiyor?

Demirel başladı konuşmaya.

– Sayın Ölçen şu barajı soruyor… Geçen ay bu barajın yapımı bitti… Falanca yolu soruyor… İnşaatı devam ediyor…

Başbakan soruları “tek tek ayrıntılı biçimde” cevaplamaya devam edince, CHP’liler Ali Nejat Ölçen’e “bizi sıkıntıya soktun” dercesine bakıyordu.

Demirel birkaç saniye sustu. Kürsüden CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e baktı. Sonra soru sahibine…

Ve ardından genel kurula seslendi:

– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri… Sayın Ölçen bana ‘Devrek-Zonguldak yolu ne zaman bitecek’ diye soruyor. Bu yol, altı ay önce bitti… Aranızda Zonguldak milletvekilleri de var. Acaba Okumaya devam et