BİTMEYEN YOLCULUK…

Mercedes-Benz Türk çok önemli bir projeyi hayata geçirdi.

“geleceğin liderleri” kurumsallaşma, farkındalık eğitimi…

Babalar ve oğullar… Evlatlar…

Dede ve torun…

Geleceğin otobüsçülerine eğitim verildi… Veriliyor…

İkinci… Üçüncü kuşak otobüsçülere…

Programda beş haftalık eğitim;

İstanbul Hoşdere Otobüs Fabrikası gezisi…

Almanya’daki Mercedes Otobüs Fabrikası ziyareti…

 Mercedes-Benz Müzesi…

Eğitim, katılımcılara sertifika verilmesi ile son buluyor.

Proje yeni katılımcılarla sürecek.

HER ŞİRKETE NASİP DEĞİL…

Bu projenin ilk eğitiminde ben de, çocuklarımla beraber bulundum.

Otomarsan’ın ilk müşterileri,

Duayenler de vardı…

Sohbetler oldu.

Necip Kartal:

“İstanbul’a geldiğimizden beri aynı berbere giderim…

Öldü, şimdi oğlu berber oldu, ona gideriz.

Mercedes de kurulduğundan beri müşterisiyim.”

İLK İŞÇİLERDEN…

1968’den beri çalışıyor…

Evet…

Otomarsan’ın…

Bugünkü adıyla Mercedes-Benz Türk’ün 40 yıllık müşterisi olan otobüsçüler var.

Doğru!

Benim ailem de kuruluşundan beri Mercedes’in müşterisi…

Her şirkete nasip değil… Okumaya devam et

BİR ABİN OLARAK…

İstanbul Erkek Lisesinden mezun olur

Boğaziçi Üniversitesinde

Makine Mühendisliği eğitimini tamamlar.

Almanya’ya mastır yapmaya Alman bursuyla gider.

10 yıl sonra Türkiye’ye gelmeğe karar verir.

Mercedes-Benz Türk ile iş görüşmesi yapar.

Ethem Göçaydın;

“Bu görev için fazla kalifiyesiniz.”

Bu esnada Semih Şenol içeri girer ve tanışırlar.

Hakan Bulak teşekkür edip gider.

Şenol, Çetin Atsür’e:

– Almanya’dan birisi işe başvurmuş

   Lütfen onunla görüşün .

Hakan Bulak Almanya’ya dönüşüne bir gün kala tekrar davet edilir.

Teknik Direktör Atsür ile görüşmek üzere…

Sohbet uzar…

Hakan Bulak,

Davutpaşa toz toprak içinde…

Küçücük bir fabrika.

İsim büyük ama…

Bana çekici gelmedi.

Arçelik’i gidip görmüşüm yeşillikler içinde modern tesisler…

Ben İstanbul Erkek Lisesi mezunuyum…

Çetin Bey’de

Asistanı olarak yanına almak istiyor

Çetin Atsür insan sarrafı görüşmemizin sonunda;

 – Bir abin olarak sana tavsiye ediyorum

   Bu görevi kabul et.

Sözünü dinledim 1992 yılında,

32 yaşında Mercedes-Benz Türk’te göreve başladım.”

ÖLÜM FERMANI…

10 yıl Mercedes-Benz Türk’te çalıştı

En son görevi Kalite Müdürlüğüydü.

2002’de Almanya da Daimler-Benz Dünya otobüs fabrikalarının

Kalite Müdürü olur…

Bu görevi kabul ettiğinde

Kimi arkadaşları;

“Sen ölüm fermanını imzalıyorsun Almanya’da ayakta kalman mümkün değil”

Destekleyenlerde oldu.

Hakan Bulak, Çetin Atsür’ün

“Engel tanımayan ekip”indendi…

 Bu bağlamda sözü

Çetin Atsür’e bırakalım:

“Kendimize güvendik…

Arkadaşlar…

Arkamızda arkadaş var…

Arkalarında hep biz vardık.

Bunu hissettiler…

Biliyorlar…

Birbirimize güvendik.

Bu karşılıklı güven gittikçe bizi güçlendirdi.

Ama kesinlikle kibire… kendimizi beğenmeye yer yoktu.

Hep gururla çalıştık. Okumaya devam et

BEŞİKTAŞLI ERSAN…

Atatürk’ün direktifleriyle

Cumhuriyet kurulmuş.

Türkiye’yi yeniden kurma çabasının başlamasıyla,

Avrupa’dan uzmanlara, eksperlere ihtiyaç duyulur.

Özellikle teknik alanlarda.

Hükümet binaları,

Bakanlıklar inşa ediliyor, ihaleler açılıyor…

Sene 1926…

Bakanlık binalarının su ve kalorifer tesisatlarını yapmak üzere;

Alman Mühendis Bay Franz

Ankara’ya gelir.

Hanımı da eşlik eder.

Ankara’da yaşamaya başlarlar

Ve kızı dünyaya gelir.

Baba Ankara’da çalışmaya devam ederken eşi ve çocukları Almanya’ya döner.

Ancak;

2. Dünya Harbinin başlamasıyla

Anne iki kızıyla Türkiye’ye geri gelir

Ankara’da yaşamaya karar verirler.

Türkiye’nin değişik yerlerinde…

Trabzon Numune Hastanesi,

İstanbul Hilton gibi projelerde mesleğini icra eder.

Bay Franz, Atatürk ile tanışır

Orman Çiftliği’nde,

Atatürk’ün sofrasında bulunma onurunu da yaşar.

BAY ERICH ANKARA’DA…

Sene 1952.

Siemens Şirketi,

TBMM’nin elektrik ihalesini alır.

Bu projenin başına Almanya’dan bir mühendis arar…

Ve bulur.

Genç Mühendis

Bay Erich…

Savaştan çıkmış Almanya’da ekonomi kötü durumda…

Ayrıca proje de ilgisini çeker…

Genç bağımsız

Türkiye Cumhuriyeti’nde çalışmayı kabul eder.

Ankara’ya gelir.

BİR TESADÜF…

1926 senesinde Ankara’ya gelen

Bay Franz ile tanışır.

Ailece görüşürler…

Böylece Bay Erich

Bay Franz’ın Ankara’da doğan kızıyla tanışır…

Birbirlerine ilgi duyarlar…

Evlenirler.

Bu evlilikten de bir erkek evlat doğar

Alman karı-koca çocuğuna

Alman isminin yanında

Türk ismi de verme kararı alır.

“Türkiye’de tanıştık… Seviştik…

Neticede çocuğumuz da burada dünyaya geldi.

O zaman ona hem dedesi

Franz’ın ismini verelim.

Ankara hatırası da Ercan ismini koyalım.” Okumaya devam et

YILIN KAPTAN ŞOFÖRÜ

Yılın Kaptan Şoförü seçimleri Temsa tarafından yapılıyor. Çok önemli, tebrikler. Peki geçmişte nasıl yapılmış?

 1986, Uluslararası Karayolu Emniyet Yılı olarak belirlendiğinde;

Otomarsan trafik bilincini arttırmak adına

Trafik Kazalarını Önleme Derneği ile işbirliğine girer.

O dönemin Satış Müdürü Hitay Güner,

“Otomarsan’a yakışır bir şey olması lazım.

Ne yapalım…

Direktörüm Haluk Gönençer’le karar verdik

Otobüs verelim.

Şehirlerarası otobüs şoförü olacak…

Trafik suçu olmayacak.

Başka şartlar da var, neyse…

Bir jüri oluşturduk. Gazetelere ilan verdik”

KOMŞUSU ELİNDE BİR GAZETE İLE GELİR…

“‘Şöyle şoförüm, böyle şoförüm’ diyorsun…

Hadi bakalım…

İlana bak, yılın kaptan şoförüne otobüs veriyorlar”.

 Veli Ümit Koçal anlatıyor:

“Müracaat formu da var ilanda.

Doldurdum… Aradan bir hafta geçti, göndermedim…

Uğraşacağız…

İmtihanlara gireceğiz.

Kim bilir kime satmışlardır bu arabayı…”

Neyse…

Bir hafta sonra tekrar komşum geldi:

-Ümit, hani ne oldu otobüs?

Müracaat ettin mi?

-Allah, postalamayı unuttum.

Arabada duruyor…

Müracaatın son günü postaya verdim iadeli taahhütlü…”

Otomarsan’dan cevap gelir

Yarışmaya katılma hakkını kazandınız… Okumaya devam et