ÇILGIN TÜRKLER…

 Otomotiv İhracatı yoktu Türkiye’nin.

İlk başlatan Otomarsan…

Öncü…

1971-75 yılları arasında Otomarsan’ın

Otobüs Satış ve İhracat Müdürü olarak çalıştı…

İhracatın kilometre taşlarında önemli bir şahsiyet;

Doğan Sılay.

Anılarını “Profesyonel” ismi ile Maya Matbaacılık tarafından 2001 yılında basılan bir kitapta topladı…

Gençlere armağan…

Kitaptan “Şam” başlıklı bölümünü özetliyorum…

İLGİ GÖRDÜ…

1972 İzmir Fuarı teşhir için O 302 otobüs üretti.

Klimalı Otobüs…

Zeytin yeşili ve gümüş metalik renklere boyandı.

Thermoking marka kliması tavan üstünde arkadaydı.

Otobüs ilgi gördü…

 ALAYRUM BU OTOBÜSÜ!.

Tüm otobüs camiasının ileri gelenleri davet edilir. Toplantı Otomarsan’ın yemekhanesinde yapılır. Otobüs ile ilgili herkesin fikri sorulur.

Ulusoy’ların en büyüğü;

Mehmet Ali Ulusoy, “Ha Uşağım, bu tren denen nesnede birinci mevkii… ikinci mevkii vardır. Bende alacağum bu klimalı otobüsü…

Koyacağum Tirabizon-İstanbul hattına normali 90 lira.

Klimalusu 120 lira diyeceğum.

İsteyen bastırır parayu yazın püfür püfür gider daa!… Alayrum bu otobüsü!.”

Teknik Belge çıkartmak için epey uğraşır Ulusoy…

Nafile!

Karayolları ve Trafik Müdürlüğü; Nuh der!. Okumaya devam et

ZOR GÜNLERDİ… TALEP ÇOKTU… MÜŞTERİ ÇOKTU…

Has Otomotiv’de

Bayan satış yöneticisi vardı.

Nejla Hanım… Nejla NOMALER.

Mengerler’de de Mihriban Hanım…

Çocukluğumda hep duyardım.

Bana ilginç gelmişti.

Otobüs satan… Satışı yöneten bayanların olması…

1970’li yılların Türkiye’sinde…

 BEŞ AY SIRA… SIRA KAYDIRMA…

Nejla Hanım İzmir’de yaşıyor.

Sohbet ettik… 70’li yıllara gittik…

O dönemlerde Otobüs piyasası…

Otobüs satışını konuştuk…

Nejla Hanım; “Satış… Zor günlerdi.

Talep çoktu… Müşteri Çok…

Sıra yazardık.

Üç ay beş ay sonraya gün verirdik…

Bunun için satış zordu.

Herkes otobüs ister,

Müşteri gelir kapora verir…

Sıra listesini önüne koyardım.

Görürdü listeyi… İşte, üç ay beş ay sonra…

Otobüsünü alacak.

Anlaşırdık.

Beş ay sonra zam gelirdi.

Tekrar konuşur, anlaşırdık…

O yıllarda otobüsçü yalvar yakar olurdu.

Çünkü otobüsü alamazsa bir sene beklemesi gerekebilirdi.

Onun için çok zordu.

Sıra kaydırma teklifi yapılırdı. Okumaya devam et

HOŞGÖRÜ

Seyahatlerin amacı değişik kültürleri görmek, coğrafyaları tanımak, paylaşımı, insanlığın ortak değerlerini öğrenmek değil mi?

“Başkasının gözüyle bakmayı” öğretir.

Başkasının gözlüğüyle bakabilmek…

Garip de gelebilir.

Ama, “bakabilmek” önemli.

Milletler arasında coğrafya, iklim ve kültür farkı vardır.

Gelenekler, görenekler farklıdır.

İsterseniz bir “gelenek-görenek turu” yapalım dünyada…

 ADEMİN OĞLU OLABİLMEK

* İklimi sıcak çoğu ülkede buzdolabı gıda maddelerini soğutmak için kullanılır. Ama Eskimolar yiyeceklerin donmasını önlemek için “dolap” kullanır.

* Rusya’nın soğuk bölgelerinde süt çubukla satılır.

* Sudan’da ebe; doğan çocuğu eline alır, yüzünü bir bıçakla çizer, keser…

Sebep? Her kabilenin bir simgesi vardır… bu işlem “kabilesi bilinsin” diye yapılır. Bu, bir gelenek!

 İnsan doğar anasının karnından, hiçbir şey bilmeden!

Ancak insan; her kültüre… her coğrafyaya… her toplumsal dokuya hazır bir potansiyelle doğar…

Kalıba girmeye hazır, insanoğlu. Okumaya devam et

BAYRAM ŞEKERİ

Bu yazı, Ramazan Bayramı öncesine denk geldi.

Düşündüm; sizleri bayramda uzaklara götürmek istedim.

İşim gereği sık geziyorum.

“Sizi Afrika’ya Sudan’a sıcak bir ortama götüreyim” diyorum.

Gördüklerimi, duyduklarımı sizle paylaşmak istiyorum.

 SUDAN USULÜ

Sudanlılarda toplumsal dayanışma ve sosyal ilişkiler çok kuvvetlidir.

Sudanlılar, karşılaştıklarında veya telefonla konuştuklarında birbirlerinin mutlaka hâl ve hatırlarını sorarlar.

…Ve de çok sorarlar.

Biz Türkler de sorarız ve lâkin Sudanlılar daha çok sorar…

Anlatayım:

Sudanlılar, karşılaştıklarında sağ elleriyle karşıdakinin sol omzuna yavaş yavaş vurarak selâmlaşırlar.

Tabii karşıdaki de aynı hareketi aynı anda yapar ve her ikisi de aynı anda konuşmaya başlar:

Nasılsın, baban nasıl, inşallah iyidirler…

Çocukların nasıllar, iyidirler inşallah…

Komşular nasıl, sağlıktalar inşallah… İnekler nasıl, inşallah sütleri çoktur. Tavuklar nasıl, yumurtalar çoktur inşallah…”

 EN BASİT İŞTE BİLE…

…Ve bu selamlaşma, dakikalarca sürüp gider.

Karşılıklı sağ el ile sol omuzlara ritmik vuruşlar devam eder.

Konuşma bitene kadar…

Selamlaşma faslı, en son sarılmakla son bulur.

Sağ el boyuna dolanır, sol el bele dolanır ve kişiler birbirlerine sarılırlar.

Seremoni böylece sona erer.

Telefonla da selamlaşma aynı sözlerle olur.

Hatta en basit şeyi soracak olsa bile Sudanlı, telefon konuşmasına mutlaka “Sudanlı selamlaşması” ile başlar.

Anlayacağınız; 10 dakika selâm, 1 dakika iş… Okumaya devam et