BİR DİLEK TUTUN… BİR “YILDIZ” DAHA KAYDI…

‘Kısmet buraya kadarmış…’

Sekiz sene kalite kontrol müdürlüğü yaptı… Bunun örneği yok… Şirket tarihinde.

Dokuz sene imalat müdürlüğü yaptı… Bunun örneği yok…

Dört buçuk sene asistanlık yaptı…

Bunun örneği yok.

Şimdiki görevi iki müdürlüğün birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir görevdi.

Bir taraftan, Ekrem Çorman’nın uhdesinde yıllardır son derece başarılı bir şekilde yürümüş olan teknik hizmetler müdürlüğü.

Diğeri de Ahmet Bodur’un ondan evvel Selamettin Koşan’ın yürütmüş oldukları… ondan da evvel Verner Denzinger’in  planlama bölümü. (Otomarsan’ın kuruluşundaki ilk planlama müdürü)

Bu görevine 1 Nisan 2007 yılında atandı.

Viyana Teknik Üniversitesi Makine ve Endüstri bölümü mezunu.

 İşte Semih Şenol…

24 yıl başarıyla çalıştı…

Otomarsan’a nasıl girdiğini kendisinden dinleyelim…

“Latifçiğim ben bu şirkete 1 Temmuz 1986 yılında sevgili ve çok değerli direktörümüz Çetin Atsür’ün ilk asistanı olarak geldim.

Arçelik A.Ş’de çalışıyordum.

O dönemde Otomarsan, bir büyüme hamlesi içindeydi. Aksaray fabrikasının inşaatı sürüyordu.

Bende masa başında konstrüksiyon mühendisi olarak çalışmak istemiyordum. Bu itibarla Otomarsan ihtiyacı ve benim ihtiyacım örtüştü. Çetin Bey’le ilk o mülakata gittiğim gün tanıştım. Benim patronum olacağını bilmeden… Okumaya devam et

LAFI GEDİĞİNE OTURTANLAR:

Yetenekleri olmadığı halde çok önemli mevkide bulunan siyasetçi, ormanda gezerken maymuna rastlamış.

– Sanırım bana oy verenlerden biri değilsin? -Hayır diye cevap vermiş maymun. Ama yeteneklerini anlat, belki gelecek seçimde sana oy verebilirim.

Fırsatı kaçırmayan siyasetçi öğünmeye başlamış.

– Ben kendi çabasıyla yükselmiş bir insanım…

Maymun burun kıvırmış bu cevaba.

Daldan dala sıçrayarak en uzun ağacın tepesine çıkıp aşağıya seslenmiş:

-Ben de kendi çabasıyla yükselmiş bir maymunum. Ne olmuş yani?”

Elimde bir kitap var…

“Tarihte Lafı Gediğine Oturtanlar”

Önemli şahsiyetlerin ilginç sözlerinden derlenmiş.

Hepsinde “kıssa” ve “hisse” var.

Benim, lâfı gediğine oturtmak gibi bir niyetim yok.

Hoş “laflar”…

Birkaç alıntı da buradan yapayım:

Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif’i küçük düşürmek ister:

-Affedersiniz, siz veteriner misiniz?

Mehmet Akif, hiç istifini bozmadan şöyle cevap verir:

-Evet; bir yeriniz mi ağrıyordu?

İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralı’na gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.

Kral bunları görünce dayanamayıp ‘bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı’ diye sorunca, İncili Çavuş cevabı yapıştırmış:

– Osmanlılar adama göre adam gönderirler.

Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek. Okumaya devam et

KENDİNE İNANARAK BAŞARMAK

HAYAT hikâyeleri vardır…

Gerçek hayat öyküleri…

Hep otobüsçülük veya garaj yazacak değiliz ya…

Biraz da kendine inanarak başaranlardan söz edeyim…

Rambo’yu, Rocky’yi herkes tanıyor.

Yani, Sylvester Stallone’yi…

Sylvester Stallone, artistlik bürosuna başvurduğunda “Sen bizim tam aradığımız adamsın. Hemen gel, sana bir filmde rol verelim” demediler.

Sylvester Stallone başarıya ulaşacak fırsatı yakalayıncaya kadar, film yapımcılarından red üstüne red cevabı aldı.

…Ve Sylvester Stallone bu “hayır” cevaplarının hepsine göğüs gerdi.

Yılmadı… .

İlk işe başladığında, binden fazla red cevabıyla karşılaşmıştı.

New York’ta bulabildiği bütün artistlik bürolarına başvurmuştu.

Hepsinden “hayır” cevabı aldı.

Fakat zorlamaya, denemeye devam etti ve sonunda “Rocky” filmini yaptı.

Sylvester Stallone; bin defa hayır cevabı almasına rağmen, binbirinci kapıyı çalma cesaretini göstermişti…

Bugünkü durumu biliyorsunuz…

* * *

Walt Disney, farelerin cirit attığı bir garajda “Miki Fare” adlı kahramanını çizip şöhreti yakalayıncaya kadar onlarca yayımcıdan red cevabı almıştı…

Hatta Amerika’nın Kansas City şehrinde bir gazetenin editörü “onda zerre kadar resim kabiliyeti olmadığını” söylemişti…

Walt Disney; ayrıca, “Disneyland”ı kurmadan önce birkaç defa iflâs etmişti…

* * *

Kristof Kolomb; 1490 yılında, Hint Adaları’na giden yeni ve daha kısa bir yol bulma plânını İspanya Kraliçesi İsabella ile Kral Ferdinand’a sunar.

Kraliyet, bu etkileyici plânın incelenmesi amacıyla bir komite kurar.

Coğrafya uzmanları ve bilim adamlarından oluşan kalabalık bir heyet Kristof  Kolomb’un projesini inceler ve şu sonuca varır:

“İmkânsız!” Okumaya devam et

HER KIZIMIZ BİR YILDIZ

Mercedes-Benz Türk, geleceğe odaklı kalite seviyesini korumak amacıyla çok önemli “eğitim” yatırımlarına imza atıyor.

Geliştirilen projelerde; genç kızlara ve eğitimin her aşamasında öğrencilere büyük önem veriliyor.

İlköğretim mezunu genç kızları meslek sahibi yapmak…

Meslek liselerinin teknik branşlarında eğitimi teşvik…

Genç ve yetenekli beyinlerin makine ve teçhizat kullanma becerisini arttırmak…

…Ve aynı amaçla üniversitelerle işbirliği!

Bütün bunlar; Mercedes-Benz Türk’ün “entegre” projeleri…

Genç beyinlerin bilgi ve becerilerini geliştirmek, MBT‘nin “topluma hizmet” anlayışının bir parçası…

Böyle “entegre bir proje”, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte yürütülüyor.

“Her Kızımız Bir Yıldız” adını taşıyan projenin amacı; olanak­ları kısıtlı, ancak çalışkan ve kısa sürede meslek sahibi olmayı amaçlayan ilköğretim okulu mezunu kız öğrencileri meslek eğitimine teşvik etmek.

2004-2005 ders yılında 200 kız öğrenci ile başlayan projede, desteklenen öğrenci sayısı katlanarak artıyor. 42 ilden öğrenciler ile yürütülen eğitim projesinde öncelik verilen mesleki branşlar motor, elektrik/elektronik, torna/tesviye, makina ressamlığı, bilgisayar ve muhasebe.

Mercedes-Benz Türk’ün yanı sıra bayiler, yan sanayi firmaları ve Mercedes-Benz Türk çalışanlarının da desteği sayesinde bugün 950 öğrenciyi kapsıyor. Desteklenen öğrencilerin sayısı 2010/2011 öğretim yılında 1000’e çıkarılacak.

 Her yıl farklı illerden davet edilen öğrenciler, bu yıl Adana, Aksaray, Denizli, Sinop, Trabzon ve Van’dan geldiler

Yıldız Kızlar, İstanbul gezileri sırasında Mercedes-Benz Türk’ün Hoşdere Otobüs Fabrikası’nı gezip Mercedes-Benz Türk üst yönetimi ile biraraya geldiler. Mercedes-Benz Türk’ü daha yakından tanıma fırsatını elde ettiler. Eğitim aldıkları teknik branşlar hakkında sorular yönelten Yıldız Kızlar, gezi sırasında bir takım oyunu da gerçekleştirerek ‘takım olma’ duygusunu yaşadılar. Okumaya devam et