KLİMANIN HİKAYESİ…-7-

 

 KLİMA ANTAKYA’DAN TÜRKİYE’YE YAYILDI

 

Klima hikâyesi yazı dizisini okuyanlar hatırlayacaktır…

Safkar Atilla klima işine “tesadüf” girmiştir…

Sami Evkuran da klima işine isteyerek adım atmamıştır…

Sami amcadan nakledeyim hikâyeyi;

Yıl 1974…

“Klimaya bende tesadüfen girdim…

Mehmet Çelik, Kadir Has ile beraber ortaktı Kartal’daki yerde…

 Bir gün bana dedi ki Mehmet bey “Sami bey gel sana 18 bine… 302 vereceğim…

Hem klimalı hem de havalı kapı dedi…

Cazip geldi bana… Parayı yatırdım…

Cumartesi veririz arabayı dedi. 

Cumartesi gittik baktık gelen giden yok.

Baktık birçok kişi orada bekliyor…

Necla Hanıma gittim, Kadir Has’ın genel müdürü.

“Sami, araba alman mümkün değil… Ondan bu parayı zor alırsın…

Mehmet Çelik’in elinde klimalar var… Termoking marka. Klimaları al dedi.

Bana bütün klimaları verdi… Onların mühendisi vardı yanında, Muammer Tiryaki diye… Onu da ben transfer ettim yanıma… Benden emekli oldu. Arıza yaptığı zaman tamir edemiyorlar. Bu şekilde aldım bu klimaları, birkaç tane tamir ettik”

Termoking klimalar elektrik-mıknatıs sistemi ile çalışıyor…

O zaman Türkiye’de yedek parça yok klimalar için…

Ancak Yunanistan’da parçaları buluyorlar…

Sami amca:

“Yunanistan’a telefon açtık Atina’da bulduk.

 Dediler, bizde bundan var… Fakat biz vize alıp gidesiye kadar bana üç tane çıkardı… Bende yanımda tercüman götürdüm, esnafı götürüm, onların vize sorunu yok, ben vize alasıya kadar 3-4 gün geçti. Biz gidesiye kadar o piyasayı öğreniyor… Elinde çok varmış, üç tanesini çıkardı, bunlar bu fiyat… Sana söz verdiğim gibi geri kalan lazım olursa Patras’ta var dedi. Patras, iki misli fiyat koydu, bunu da tezgâh altından çıkaracak. Akşam otelde yattık düşündük piyasada yok. Termoking model değiştirmiş, bunun parçasını Amerika’dan getirmek uzun sürecek, ertesi sabah peki alalım onları dedik. Geldik bunları yapmaya başladık. Patras bir kasaba orada.

Bursa’da o zaman klimayı kimse bilmiyor çok lüks. Antakya’ya gittim Zeki Ersoy bana bir yer verdi orada klima takıyorduk otobüslere…

Başladık takmaya ilk klimaları. O zaman ayda 150 taksitle alırdık. Bursa’da bir iki sene sonra başladı… Hatta Kâmil Koç’un 3 arabasına taktık. Şoförler geldiler bunları sök, bizi öbür arabalar geçiyor rampada dediler. Söktük, götürdüm Antakya’ya daha iyi bir fiyata taktık. Çünkü Antakya’dan Arabistan’a işçi taşıyorlar. Biz Antakya’da uzun zaman götürdük, sonra yavaş yavaş Türkiye’ye dağıldı…

Benden evvel bu işe giren olmadı. Bende tesadüfen girdim bu işe. Parayı kurtarmak için girdik. Türkiye’de bu işin önderi benim. İlk önce Başaran Ulusoy getiriyor ama devrediyor Kadir Has grubuna. Sonra bir müddet Sütrak aldık. Sonra Kartal’da Konvekta gördüm, kalmış satamamışlar. Ben klimalarını aldım oradan onları da taktık, kalmadı elimizde… Almanya’ya gittim. Orada benim arkadaşlarım vardı. Konvekta fabrikasına gittim, sahibiyle görüştüm. Dedik böyle böyle bir ortaklık kuralım. Benim sermayem yetmedi, o zaman yüzde 15 hissesi vardı Kartal’da bizim. Sütrak’ı o zaman Yaşar Bayban getiriyordu. Konvekta’yı dışardan getirmeye başladım, komple klima dışardan geliyor biz sadece montajını yapıyoruz. Birde servisini yapıyorduk. Köln’de bir arkadaşımız vardı ona gittim, hanımı Alman, bundan bir şey alamazsın bu bir tavsiye mektubu dedi. Avukatı çağırdık hakkımı alacağım diye seni gaza getirmişler dedi. Ben iki sene yer tuttum, bütün malın gümrüğünü ödedim, adamların çalışan işçilerin sigortalarını paralarını ödedim, mali yükünü ben çektim, bir iki bayi vardı onlarla beraber verdiğim parayı o şekilde hesaptan düşüyorlardı. Konvekta’yı ismi kaybolmasın diye uğraştık.  O zaman kendim imalata başladım. Yapmak için ilk önce İtalya’ya gittim hortumu oradan getirttik, çoğu malzemeleri dışardan temin ettim. Kompresörleri Almanya’dan getirttim. Yerlisi sonradan yapılmaya başlandı.

Ali Osman Ulusoy’dan bir otobüs aldım. O zaman Sütrak daha pahalıya satılıyordu. Konvekta aldım. Yeni model çıkarmıştı Konvekta, 15-20 gün sonra aynısını yaptım, ufak tefek değişiklik yaptık yarın bir gün başımız belaya girmesin diye. Yeni model çıkarınca ben yapmayayım diye bana vermediler. Onların piyasasını kestim. Hatta Ali Osman Bey’e ben teklif ettim daha ucuz fiyata, iki yıl garanti vereceğim dedim, 3 tane takalım ücretsiz Mercedes’e, bizi kaleye almadılar güvenemediler herhalde. Ali Osman Bey klimasız alabiliyorlardı, klimalı çok çıkmıyordu o zaman.

Antakya’ya gelen arabaların hepsi benim müşterimdi. Telefon ederdi, iki tane araba gelirdi. Biz aynı gün takardık ertesi sabah klimalı giderdi. Uzun zaman imalatını yaptıktan sonra Atilla Bey’de Sütrak’ın montajını yapıyordu, ben Konvekta’yı yaparken. Bana teklif etti Sütrak kapandığı vakit beraber yapalım diye.

Ben ilk klimaya başladığım zaman İstanbul’da klimayı kimse bilmiyordu. Antakya klimanın Türkiye’de tanınmasına neden olan vilayettir. Has Turizm asıl öncü firma olmuştur klimalı otobüslerde… Suriye… Lübnan…  İstanbul arası yolcu taşıyorlar…

Arabistan’a işçi taşınan yer orası. Onlar dışarıda taktırıyorlardı biz takmaya başlayıncaya kadar. Bizim bütün güvencemiz Antakya oldu.”

* * *

Atilla Sütrak’la başladı tesadüfen…

Sütrak, Türkiye’de yatırım yapılacak kadar önemli pazar görmedi…

Sami amca Termoking ile başladı Konvekta ile devam etti… Yürümedi.

Starcool markasını yarattı…

Sonra Safkar’da iki yürekli adam bir araya geldi…

Devam edecek…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

20 Nisan 2009, Sayı: 409

 

 

 

 

 

 

 

KLİMANIN HİKAYESİ…-7-” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir