KLİMANIN HİKÂYESİ 1

 

 

Otobüslerin basit camları vardı.

Yolcu, kışın başını cama dayayıp uyuyunca, saçı cama yapışırdı.

 Sürgülü camın aralıklarından rüzgâr girerdi.

 Cam terler, oluktan otobüsün için su dolardı.

Kışın soğuk..

Yazın ter, sıcak, rutubet…

İnsanlar, otobüsün içinde kışın donar, yazın da pişerdi…

 1980’e kadar Türkiye’de klimalı araç kullanılmadı.

Bu gün şehirlerarası çalışan tüm otobüsler klimalı…

Otobüs üreten fabrikalar artık klimasız otobüs üretmiyor…

Klimasız araç yok.

*** 

Türkiye de şehirlerarası otobüslerde kullanılan “klima”lar nasıl geldi…

Kimler öncü oldu.

Hangi tesadüfler Türkiye’yi klima üretiminde dünya çapında önemli

Hale getirdi…

Kimdi bu aktörler…

Bunları yazmaya çalışacağım…

Türkiye’de klimanın aktörleri;

Atilla Üner,

Sami Evuran,

Başaran Ulusoy,

Haluk Gönençer,

Yaşar Bayman.

Ve diğer aktörler…

Atilla Üner’le devam edelim.

***

1983 yılı benim hayatımın enteresan yılıdır.

 İstanbul’da Lider Turizm diye bir firma vardı.

Şu anda da devam etmekte.

Termoking klimalı 302 otobüsleri var. Benimde teknik atölyem var.

 Hem işi yapıyorum hem de fabrikaların elektrik tesisatlarını yapıyorum.

 1983 yılında bir gün otobüsün bir tanesi yanaştı önümüze, 302 otobüs 83 model hiç unutmuyorum onu.

Şükrü adında bir şoförü geldi…

Şükrü Ağabey bizim için önemlidir.

Ben çok zor durumdayım, benim cihazımın motoru çalışmıyor… Kim ne yaparsa yaptıramadılar. Sardılar sardılar… Elektrik motorunu yapamamışlar.

 Çektik bizim atölyenin önüne o zamanda benim atölyem 80 metrekare,  küçük bir atölye. Elektrik motorları satılıyor, tesisatlar yapılıyor, arızalar tamir ediliyor.

O zamanlar vinçler falan nerde…

Bir tane ağaç merdivenle çıktık arabanın tepesine. 

Tahta merdivenlerimiz vardı elektrik direklere çıkmamız için tahta merdivenler.

Tahta merdivenleri otobüse dayadık çıktık yukarıya.

 Termoking cihazın büyük motorları vardı büyük motorlardı bunlar.

 İzmir’de, İstanbul’da kimse saramamış…

Yanmış motoru kimse yapamamış…

Yedek parçada yoktu o vakit…

Bize yapar mısın arkadaş dedi…

 O zaman deli cesareti geldi…

 Belki cehaletti iş olmadan neler olacağını bilmeden yapılan bir cesaretti.

 Tamam, yaparız dedik hem de parayla yapmadık…

 O adamın o sıkıntısını görünce bir yardım etme ihtiyacını hissettik…

 Bizde o tarihlerde doğru akım üzerinde çalışan koskoca İzmir’de tek biziz.

 Çünkü biz Petkim’e iş yapıyoruz.

 Petkim’de de doğru akım jeneratörleri vardı.

Aynı sistem…

Biz güzelce söktük…

Sardık…

Hiç unutmuyorum iki gün yanımızda bekledi ayrılmadı yapılacak diye…

İki gün sonra motoru çalıştırdık…

Bizim klimaya başlangıç işimiz bu…

Giriş noktamız bu…

Bir de başka noktamız daha var bunlar birebirini takip eden olaylar.

Ama Allahın açtığı şans kapısı denilen bir kapısı var.

Bu kapının açıldığını görürde giremezseniz bir daha kolay kolay açılmıyor o kapı.  Biz bunu gördüğümüze inanıyorum. Şükrü Ağabey aldı gitti turistlerini taşıdı her İzmir’e gelişinde bize teşekkürleriyle bu konuda heveslendirdi.

 Ama her hafta Şükrü Ağabey mutlaka gelirdi

O arıza o tarihlerde çok oluyordu.

Birkaç firma daha yapınca biz klimayı tanımaya başladık…

5-6 tane görmeye başladık.

Zaten… Türkiye’de toplam 7 tane klimalı otobüs vardı.

8. klimayı şu ellerimle monte ettim…

* * *

Evet tesadüf, klima işine başlamak

Sadece bu tesadüf değil…

Yu-Pi tavukçuluk,

Kümeslerindeki kablolar..,

Ve bu kabloları kemiren fareler…

…ve frigo, klimalar

Haftaya…

 

 

Latif Karaali, 403 sayı

09 MART 2009, Ulaştırma Dünyası

KLİMANIN HİKÂYESİ 1” üzerine bir düşünce

  1. saygı değer latif bey yazılarınızı okuyorum çok güzel anılarınızın anlatıldığı geçmişten geleceğe her konuda çok güzel bir tanımlama başarılar diliyor saygılarımı sunuyorum

    selahattin AMBARKÜTÜK
    SERAY FINDIKKALE TURİZMhalkla ilşkiler müdürü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir