TARİHTEN BİR YAPRAK DAHA…

Otomarsan, 1972 İzmir Fuarı’nda teşhir için;

O 302 otobüs üretti.

Klimalı Otobüs…

Zeytin yeşili ve gümüş metalik renklere boyandı.

Termoking marka kliması tavan üstünde arkadaydı.

Otobüs ilgi gördü…

Lakin!

Teknik Belge çıkartmak için epey uğraşılır…

Nafile!

Karayolları ve Trafik Müdürlüğü;

Nuh der!..

Arka aks ağırlığı sorunu var yönetmenlik gereği.

Sonuç…

Otobüsün bir ayıbı var.

Trafiğe tescili ve kaydı mümkün olmadı.

Neticede Türk plakalı olarak trafiğe çıkamayacağı anlaşıldı…

Stoka çekildi.

O 302 klimalı otobüs yaklaşık bir sene stokta yattı.

Tam bir yıl sonra 1973 Ağustos ayındaki;

Suriye Şam Fuarı’nda teşhir edilip, mümkün ise orada satılmasına karar verildi.

Evet!

Suriye’ye satıldı.

Irak’a da klimalı otobüsler satıldı…

Ve bu otobüsler Suriye plakalı olarak

Şam-İstanbul…

Irak plakalı otobüs

Bağdat-İstanbul çalıştı.

 * * *

Türkiye’de şehirlerarası yollarda klimalı otobüs kullanılamadı,

1980 yılına kadar…

Neden mi?

Yönetmenlik gereği.

* * *

Dingil ağırlığı 8,5 tondan çok otobüslere biz ruhsat vermeyiz ama Otobüs yabancı ise rahat rahat yollarımızda dolaşır…

Milliyet arşivinden, zamanın popüler köşe yazarı, Mete Akyol’un 25.11.1979 tarihinde bu konu ile ilgili kaleme aldığı bir makaleyi özetliyorum.

1953 yılında çıkarılan “Karayolları Trafik Kanun ve Tüzüğü”

Yolları korumak adına hala geçerlidir.

Bu eski kanun ve tüzüğe göre dingil ağırlığı, 8 tonu geçen otobüslere Türkiye’de Trafik ruhsatı verilmesi yasaktır.

Mevzuat gereği klimalı otobüsler;

Plaka alamamaktadır.

Otomarsan’ın zamanın Genel Müdür Yardımcısı Haluk Gönençer;

“Trafik ruhsatı verilmediği için bu otobüsleri Türkiye’de satamayıp genellikle Arap ülkelerine ihraç ettiklerini” söyledi.

Ancak!

“Irak’a ihraç ettiğimiz bu otobüsler İstanbul-Bağdat arasında sefer yapmalarına ses çıkarılmıyor.

Bu mevzuatın amacı Karayollarımızı korumaksa eğer;

Irak plakalı otobüslere göz yumulurken aynı fabrikadan çıkan aynı ağırlıktaki otobüslere Türkiye’de trafik ruhsatı neden verilmez?”

Haluk Gönençer’in bana sorduğu soruyu ben de İstanbul Trafik Şube Müdürü’ne sordum.

Müdür Aslan Şaroğlu hemen mevzuata yapıştı.

“Çünkü… Mevzuat böyle efendim…”

“Peki, aynı fabrikanın yaptığı aynı ağırlıktaki Irak otobüslerini kontrol etmiyormuşuz?”

“Elbette ediyoruz…

Şoförün ehliyetine, otobüsün ruhsatına bakıyoruz…”

“Kontrolü yapan memur otobüsün dingil ağırlığını 8,5 ton olduğunu görünce ne yapıyor?”

Hiçbir şey yapmıyormuş çünkü kontrolü yapan trafik polisi otobüsün gerçek dingil ağırlığı ile ruhsatta yazılı dingil ağırlığının aynı olup olmadığına bakar bunlar arasında bir fark olup olmadığını kontrol edermiş sadece.

“Fakat Sayın Müdür, o otobüs aynı zamanda 8,5 ton dingil ağırlığıyla bizim karayollarımızı eziyor.”

Trafik Müdürü açık açık konuştu:

“Valla onun trafik ruhsatını biz vermiş değiliz ki” dedi.

“Irak plakalı olduğuna göre…

Ruhsatını da Irak’tan almış demektir.

Eee hak verin…

Onların iç işlerine karışıp da neden ruhsat verdiniz 8,5 ton dingil ağırlıklı otobüse diyemeyiz ya…”

YA PARTİLERİN OTOBÜSLERİ KAÇ DİNGİL…

Türkiye’de trafik ruhsatı alıp, Türkiye Karayolları üzerinde hareket etmeleri mevzuata göre yasak olan bu otobüslerden üç tanesi bugün ülkemizde köy, kasaba, kent, ilçe demeyip birbirleriyle yarış edercesine cirit atmaktadırlar.

Bu otobüslerin sahiplerinin kimler olduğunu da;

öğrenmek ister misiniz?

Biri CHP, biri AP, biri de MSP…

 Üçünün de seçim otobüsleri dingil ağırlıkları 8,5 ton olan klimalı Mercedes-Benz otobüsleridir.

“Peki  onlar nasıl alabilmişler Trafik Ruhsatını?..”

Yanıt mıydı, kanıt mıydı bilmiyorum ama sorunun karşılığı şuydu.

“Mevzuat…

Efendim mevzuat…”

Mevzuat… 80’li yıllarda değişti.

Otomarsan’ın Genel Müdürü Tahsin Önalp’ın Bakanlığında.

Latif Karaali, 495’inci sayı

13 Aralık 2010, Ulaştırma Dünyası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir