NOSTALJİ: BAYRAM YOLCULUKLARI

Mola yerine gelindiğinde muavin hemen takozu çıkarıp arka lastiğin önüne koyar ve elindeki çekiçle her birine tek tek vurarak lastiklerin hava kontrolünü yapardı.

Bu muayene sonucunda;

Lastiklerin sağlam çıktığı nadirdir.

Mutlaka patlak bir lastik çıkar ve bu mola esnasında onarılırdı.

Dolayısıyla araba durduğunda “15 dakika buradayız” türünden yapılan anonslar da geçerliliğini kaybederdi.

En az bir ya da işin durumuna göre iki saat beklenilirdi.

Zaten buralar daha ziyade otobüs personeline…

Şoför ve muavine hitap ederdi.

En kuvvetli ve iyi yemekler ve taze çaylar;

“Kaptanlara Mahsustur” ibaresi ile ayrılan bölümlerde bu personele ikram edilirdi.

Yol lokantalarında genellikle pis tuvaletler… pek de sıhhi olmayan yemek ve çay servisleri… asık suratlı aksi garsonlar…

Yazın kapı önünde görülen sandalyelerde çay içerken otobüsleri ve yolu seyretmek…

Kışın da tesisin ortasına kurulu göbekli kömür sobasının etrafına toplanarak ısınmak mola yerlerinin en büyük eğlencelerindendi.

Eskiden şehirlerarası yolculuklara çıkılacağı zaman büyüklerimiz, özellikle annelerimiz yolluk hazırlardı.

Dolmalar, köfteler, haşlanmış yumurtalar ve börekler.

Umarım çoğu kişi hatırlayacaktır.

Susurlukta bir ya da iki dükkan vardı.

Sucuklu ya da peynirli tostu… köpüklü ayranı nefis olurdu.

Susurluk bugünde ayranı ve tostu ile meşhur ve çok lüks mola yerleri var ama o iki küçük dükkanın sunduğu tatları unutulmaz…

Aynı tatları bugün alabilmek mümkün değil.

HİLTON…

Yeni otobüslerde şoförlere ait yatma yerlerini “Hilton” olarak biliriz.

Eski Hilton arka camın önüydü.

Genellikle duralit ya da kalın mukavva tipi izolasyonu sağlam malzemelerden yapılırdı ki burada uyumaya çalışan kaptan;

Sıcak ve Güneşten yanmasın…

Camın soğuğundan donmasın…

Çünkü O 302 şimdiki otobüsler gibi çift ısıcamlı değildi.

Yani bu resimlerin dekoratif özelliğinden çok izolasyon özelliği vardı.

İşte size yine eskilerden bir ipucu. 

Direksiyonda işi biten kaptan şayet daha rahat edeceği boş koltuk bulamadıysa arka beşlinin arkasına geçip buradaki yastık/şilte/battaniye üçlüsünden istifade ederek uyumaya çalışırdı. 

 YOLCU KAPMA YARIŞI…

Trakya garajının faal olduğu yıllarda garajdan çıkıştan itibaren E-5 karayolu üzerinde Haramidere rampasına kadar yaşanan ölümüne yolcu kapma yarışı heyecan vericiydi.

Şayet sürat ve maceraya karşı merakınız varsa Haramidere’ye kadar olan bölümde de kesintisiz bir heyecan yaşama şansınız vardı.

Haramidere-Beylikdüzü geçilip,

Devebağırtan rampası inilerek,

Büyükçekmece’ye gelinirdi.

 TEKER ÜSTÜ…

O 302’de özellikle kışın rahat yolculuk yapayım diyorsanız arka beşlinin önü 37-38 numaralı koltuklardan bilet almanız gerekirdi.

37-38’in koltuk aralığı ise orijinalinde zaten diğer koltuklara göre fazlaydı.

“Bekarsanız iyidir aileye yaramaz.”

Ailenizle yolculuk yapıyorsanız da;

17-18-19-20 numaralı koltukları tercih etmeniz menfaatiniz icabı olurdu.

3-4-7-8 numaralı koltuklar teker üstüydü.

Rahat etmek mümkün değildi.

Bu yazdığım koltuklar ısınma ve havalandırmanın maksimum yaşandığı yerlerdi.

PLASTİK TABURE…

Muavinler eskiden bir değer değillerdi.

Yani onlar için değil koltuk ayırmak su şişesinin kasası bile büyük nimetti.

Muavin üzeri minderli bir hasır tabure bulabilir de şoförün yanına çökebilirse çok şanslıydı.

Ama genellikle ya en arkadaki buzdolabı üzerinde veya merdivenlerde yolu geçirirdi.

Bayramlarda Topkapı’da piyasayı dikkatli gözleyen uyanık girişimciler tarafından seyyar olarak küçük plastik tabure satışları yapılırdı.

Çünkü özellikle de Doğu ve Karadeniz hatları hele ki de Hac mevsimi ise aşırı kalabalık olurdu.

MEMLEKET HAVASI…

O zaman Silivri-Çatalca otobüsleri de dahil o yolu kaldırabilecek ne otobüs varsa;

Topkapı civarında Kozlu mezarlığı yanında ve müsait olabilecek her yerde bayram yolcusunu kapar…

Koridorlara su kasaları…

Mandalina, elma sandıkları..

Tabureler, kürsüler (Doğu arabalarında) battaniyeler, sünger yataklar…  

Ya da oturulabilecek ne varsa atılır tek bir şoförle dağlar dereler yolculuğun zorluğuna bakılmaksızın zevkle… neşeyle…  ama biraz da yorgunlukla aşılıp;

Memlekete gidilirdi.

*

Sağlıklı, mutlu bayramlar diliyorum.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

15 Kasım 2010

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir