HOŞGÖRÜ

Seyahatlerin amacı değişik kültürleri görmek, coğrafyaları tanımak, paylaşımı, insanlığın ortak değerlerini öğrenmek değil mi?

“Başkasının gözüyle bakmayı” öğretir.

Başkasının gözlüğüyle bakabilmek…

Garip de gelebilir.

Ama, “bakabilmek” önemli.

Milletler arasında coğrafya, iklim ve kültür farkı vardır.

Gelenekler, görenekler farklıdır.

İsterseniz bir “gelenek-görenek turu” yapalım dünyada…

 ADEMİN OĞLU OLABİLMEK

* İklimi sıcak çoğu ülkede buzdolabı gıda maddelerini soğutmak için kullanılır. Ama Eskimolar yiyeceklerin donmasını önlemek için “dolap” kullanır.

* Rusya’nın soğuk bölgelerinde süt çubukla satılır.

* Sudan’da ebe; doğan çocuğu eline alır, yüzünü bir bıçakla çizer, keser…

Sebep? Her kabilenin bir simgesi vardır… bu işlem “kabilesi bilinsin” diye yapılır. Bu, bir gelenek!

 İnsan doğar anasının karnından, hiçbir şey bilmeden!

Ancak insan; her kültüre… her coğrafyaya… her toplumsal dokuya hazır bir potansiyelle doğar…

Kalıba girmeye hazır, insanoğlu.

 * Çinli kızın ayakları çok küçüktür. Çünkü Çin’de; zamanında, büyük ayaklı kız makbul değildi.

… Ve “kızların ayakları büyümesin” diye kalıba koyarlardı.

Bakır ayakkabı giyerdi Çinli kız!

Sonra…

Sonra, Çinli kız hep küçük ayaklı doğmaya başladı. Doğallık kazandı.

* Avustralya yerlileri arasında, kadının göğüsleri açıktır. Ve bu gayet doğaldır.

Filipinlerdeki kabilelerde erkek, kadın ve çocuklar çırılçıplak bir arada yaşarlar. Ve buda çok doğaldır.

* Bazı Arap ülkelerinde kadının başı, yüzü örtülüdür.

Hatta, ellerinde eldiven vardır. Öyle bir kültür ki; erkek, kolunda çantası olan kadını “çantana dikkat et” diye uyarır.

Kadın anlamaz ve yanındaki bir başka kadına sorar: “Anlamadım?!”

Kadın “çantanın kayışı göğsünü sıkıştırmış, ortaya çıkarmış” diye izah eder.

* Akdeniz insanı sıcakkanlıdır.

Bir yere girdi mi, cümbür cemaat girer. Yüksek sesle konuşur.

Türk’ü de böyle, Yunan’ı da, İtalyan’ı da, İspanyol’u da… İngiltere’de ise yüksek sesle konuşmak bile büyük kabalıktır…

* Gözünü dikip bakmak, meraklı bakışlarla incelemek, bütün kuzey Avrupa ülkelerinde hiç yapılmaması gereken davranışlar arasındadır.

* Belçika’da yakın arkadaşlar karşılaşınca öpüşürler.

Her iki yanaktan. Hem de birer kere, değil, üç kere! Lübnan’da da bu, böyle…

* Belçika’da bir şeyi parmakla işaret etmek, biriyle konuşurken elini cebine sokmak ağır kabalık sayılır.

* Çeklerde ise, evlilik törenlerinde alkış koparma çok ayıptır.

* Eskimolarda; misafirperverlik, karısını misafire sunmakla olur.

Bir çok ülkede, namus uğruna kolayca cinayet işlenir.

* Çin’de ölünün mezarına en lezzetli yemekler konulur.

Duruma tanık olan bir İngiliz hayretle sorar: “Niye ölüye yemek koyuyorsunuz? Ölü yemek yiyemez ki…”

Çinli: “Peki siz ölüye ne koyarsınız?”

İngiliz: “Biz çiçek koyarız.”

Çinli: “Ölü koklayabilir mi?”

* Bir zenci İngiltere’de doğarsa, İngiliz… bir beyaz Afrika’da doğarsa Afrikalı olur.

 Hepsi gelenek ve görenek.

Gelenekler arası çelişkiler.

… Ve herkes kendi geleneklerini doğru bulur ve karşı geleneği yadırgar.

Ve de, herkes bir diğerinin gelenek ve göreneklerini küçümser!

Allah’tan değil bunlar. Allah insanı “Ben-i Adem” (Ademoğlu) olarak yarattı.

Birbirini anlamak önemli… Önemlidir hoşgörü…

Latif Karaali, Ulaştırma Gazetesi

13 Eylül 2010 Sayı: 482

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir