AİLE ŞİRKETLERİ ve KAVGALARI (3)

Yurtdışından misafirlerim vardı.

Topkapı Sarayını gezdik.

Meşhur Sultanahmet köftecisinde öğle yemeği yedik.

Yanımda Has Otomotiv İdari Müdürü Zafer Yöndem  vardı.

Masada otururken duvarda bir yazı dikkatimi çekti

Yazı aynen şöyleydi “Hiçbir yerde şubemiz yoktur

Zafer bey, bak oku, “Hiçbir yerde şubemiz yoktur” diyor.

Övünüyor!..

Yeni dünyaya baktığımız zaman (Amerika) Mc Donalds, Pizza Hut, Burger King, Starbucks… her birinin binlerce şubesi var.

Ne dersin?

Altta…

Köklü bir ailenin röportajını aktarıyorum. 

BABA MUSTAFA GÜLLÜ: ŞUBE AÇMAYA HEP KARŞI ÇIKTIM

Evet. 4 oğlumla beraber bu işe başladık. Fakat daha sonra, oğullarım ille başka bir şube daha açalım diye ısrar etti. Ben de şube açmaya taraftar değilim. Çünkü, şube açmamız için bir fabrika kurmamız lazım. Ben de krediyle, faizle iş yapmak istemiyordum. Daha sonra bütün birikimlerimle ve borçlanarak fabrikayı kurduk.
– Şimdi fabrika da kuruldu. Alt yapı da oluştu. Hala şube açılmasına karşı mısınız?
– Ben, hala, şube açılmasına karşıyım. Gelen hangi talebi karşılayacaksınız. Güllüoğlu ismi altında birçok şube açıldı. Bizim işimiz, Elhamdülillah, eskisinden daha iyi gidiyor. Eğer onlar, çok iyi kaliteli işler yapsalardı bizim işimiz yarıya düşerdi. Biz, onların kötü yapmasını istemeyiz. Fakat onlar kendilerini engelliyor. Engelledikleri gibi bizim firmamıza da zarar veriyorlar.

 

‘BABAMI SEVERİM AMA SÖZÜNÜ TUTMAM’ OLUR MU?

– Anladığım kadarıyla, çocuklarınız arasında, Nadir Bey sizin için daha özel birisi…
– Evlatlar arasına ayırım olur mu? Olmaz. Ama, hangisi senin sözünü daha çok dinliyorsa onu başka seversin. “Ben babamı severim ama sözünü tutmam.” böyle bir şey olur mu hiç? Hatta, diğer kardeşlerinin yardımına koşan çocuğunu, daha bir başka seversin. Birisi kendi nefsini düşünüyorken, diğeri de kardeşlerinin yardımına koşar. Tüm bu güzel meziyetler Nadir’de daha fazla..�
– Nadir Bey işi sizden teslim aldığında, neler önerdiniz? Hangi tavsiyelerde bulundunuz?
– Nadir’le beraber çalıştığımız için aynı düşünceleri paylaşıyorduk. Hem ehliyetli hem de tecrübeli ve iyi niyetli olması önemli.
– Nadir Bey hiç “Biz de şube açalım” demedi mi?
– Yok. Hiç demedi. O da benimle aynı düşüncede. Yaptığımız işten mükâfat görüyoruz. Hem maddi hem manevi başarıya ulaştığımız için, başka bir şeye lüzum yok. Misal, bir adam bir berbere gider memnun kalırsa başka bir berbere gider mi? Gitmez. Şimdi, o da bu yapılan uygulamadan zarar görmüyor hatta menfaat görüyorsa niye lüzumsuz ısrarlarda bulunsun. Bir adam yanlış yolda olursa, düzeltmeye çalışırsın. Hatalı bir yolda değiliz ki…

KARAKÖY’DE, BİZ, 3 KİŞİ UĞRAŞIYORUZ, BİR KİŞİ 30 ŞUBE AÇIYOR

– Sizin, bu Karaköy Güllüoğlu’nu diğer Güllüoğluları’ndan ayıran en büyük fark nedir?
– Şimdi biz bir dükkânla üç kişi uğraşıyoruz. Bir kişi 20-30 şube açıyor. Artık aradaki farkı siz görün. Oğluma “İnsaf oğlum daha açma şube” dedim. “Olmaz! Benim danışmanlarım var, ekonomistlerim var. Müdürlerim var” diyor.
– Diğer oğullarınızın dükkânlarına gidiyor musunuz? Baklavalarından tadıyor musunuz?
– Tatmaya gerek yok. Kıyamet gibi şikâyet geliyor. Bir adam 20-25 şube açarsa idare elden gider. İster istemez müşterilerden şikâyet gelir. Yapılması ne kadar marifetse, satması da bir o kadar marifet ister. Çoluk çocuk tezgâhta, müşterilere hürmet gösterilmiyor.

NADİR GÜLLÜ:

“Karaköy’deki dükkânımızda, ağabeyim ve iki kardeşim ile birlikte, babamın yanında baklavacı olarak yetiştik. Ben bulaşıkçılıktan kasadarlığa kadar, dükkândaki her pozisyonda çalıştım. 1983’e kadar, babam ve bizler dört kardeş bir aradaydık. Ama, 1983 yılında ağabeyim Nejat Güllü, müessesenin geleceği konusunda babam ile anlaşmazlığa düşüp ayrıldı. On yıl sonra, 1993’de de kardeşim Faruk ayrıldı. Ben müesseseye sadık kaldım. Kardeşim Ömer de benim gibi davrandı. Böylece hayattan bir ders daha almış oldum. Kardeş de olsa, insanların beklentileri aynı olmuyor. Beklentiler, kardeşi kardeşten ayırabiliyor.

İş hayatım boyunca, işin başında durmayı ilk prensip bildim. Bunu ben babamdan böyle gördüm. Çocuklarıma da aşıladım. Her sabah iş elbisemi giyer, imalâta girerim. Öğleden sonra da muhakkak belli bir süre dükkânda dururum”

* * *

Aile kavgalarına birkaç örnek;

Huzur Giyim, Ulusoy, Uzel, Özgörkey, (BMV, Coca Cola), Toprak Holding, Sabancı, Melih Sipahioğlu (Tamek, Fruko, Pepsi), Taç Sanayi, Cevher Döküm, Kula Mensucat

Otobüs sektöründe de aile içi kavgalarda, tarihe karışmış şirketleri bilhassa eskiler bilir.

Yukarıda anlattığımız şirketler kavga öncesi, ciro ve karlılıkta en iyi dönemlerindeydi. Kavga ile kimi ilere gitti, kimi battı… Kimi de el değiştirdi. Kimi de on yıl kaybetti. Misal, İzmir’de vergi sırasında Erdoğan Özgörkey birinci, Nevzat Özgörkey ikinci sıradaydı.

Ayrılıktan on yıl sonra eski cirolara ulaşılabildi. Birisi ulaştı diğeri geri gitti. On yıl kayıp var. Kavganın bedeli.

Otobüsçüler bu açıdan da bakmalı.

Aile içi kavgalar…

Çocukluk döneminde yeşeren güvensizlik tohumları giderilemezse büyük şirketleri dinamitler.

Bu sorunların oluşmaması ve çözümü için aile içinde şeffaflık ile dürüst iletişime ihtiyaç var.

Önyargısız…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

08 Şubat 2010, Sayı: 451

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir