Mercedes O321… O322 ve MERCEDESÇİ ALİ USTA

Burunlu… burunsuz…

Kamyondan bozma ağaç kasa

Saç kasa

Avrupa kasa

Orijinal Avrupa kasa

Yatar koltuklu

Bombeli panoramalı yan camlar

Dik cam…

O321… O322… Magirus havalı apollo ile…

Burunsuz devri başladı…

Sevimli O321’ler “peron” otobüsü idi

O günler zor… yokluk günleri.

O321’leri Mercedesçi Ali Usta’dan nakledeyim;

Ali Usta için otobüsçü dostlarımız,

“Mercedesçi Ali Usta bilinir, soyadını kimse bilmez” dediler.

Ali Usta’nın cevabı “benim evin kapı zilinde Ali Altınkök yazmaz;

Mercedesçi Ali Usta yazar” şeklinde oldu.

…Ve özellikle Mercedes üzerine uzmanlaşmış…

Biz soruyoruz, Ali Usta anlatıyor:

“1951 yılı…

Avrupa’da sac kasa; Bursa’da ağaç kasa…

Bursa’dan İzmir’e her gün sadece bir sefer gidiyor.

10 ‘forya’ iki günde kırılıyordu.

Hemen yenisi takılıyor; yenisi de kırılıyordu…

Yol yok… Yollar çukur!

Tornacı Ahmet Kamil kırık foryayı aldı eline, baktı ve ‘buna tornada çelik göbek yapmak lazım’ dedi.

Yaptı da…

…Ve artık kırılmadı.

Bir sene sonra, Almanya’dan da çelik göbek geldi.

Kampana döküm, göbek çelik!

Bizim yaptığımız gibi…

*   *   *

Başka bir anı: Hava filtresi…

Anlatıyor Mercedesçi Ali Usta:

“Hava filitresi, motorun üzerinde.

Boruyla, tamponun üzerinden havayı çekiyor.

Tampon suya girdiği zaman, hava filtresi suyu emiyor. Su girince motora, piston kolları yamuluyor.

Hava filtresini, motor panjurunun oraya yerleştirdik.

Avrupa’da, aynı çözümü bulmuş.

Daha sonra gelen arabalarda gördük.”

“Aklın yolu bir” miş…

* * *

“Sene 1957…

O 312 Mercedes ağaç kasa otobüs…

Çok basit bir arıza, çok büyük paralara mal olmuş.

Otobüs 5 kilometre fişek gibi gidiyor; Sonra duruyor… Bu arızadan dolayı; bu otobüs bize gelene kadar 5 -6 tamirci geziyor.

Biri pistonunu değiştirmiş; biri biyel kolunu…

Araba olmuş saz gibi… Zil gibi…

Her şeyi yenilenmiş… Ama, yine de 5 kilometre sonra nefesi kesiliyor.”

Ali Usta devamla:

“Oraya bak, buraya bak, başka pompa tak…

Bir hafta eve gitmedik.

Arabanın sahibi Metin; damadı da tamirci…

Biz de bütün hünerimizi gösterdik, çözemedik.

Sonra şoföre ‘gaza bas… Hiç bırakma’ dedim.

Nefesi kesiliyor arabanın. Hava filtresini çıkardım. Vınnnn… Vınnnn… Vınnnn…

Araba oldu fişek!

‘Çek bunu dağa’ dedim. ‘Bas gaza!’

Uludağ’a çıktık. Araba fişek gibi vınlıyor.

Hava filtresini inceledim. Hava filtresinin üstündeki sac punto çıkmış…

5 kilometre sonra sac,  filtrenin nefes borusunu tıkıyor. Arabanın nefesi kesiliyor.

Sacı, filtrenin üzerine bir güzel puntoladım ve araba oldu fişek!…

Arıza basitmiş… Ama, bulana kadar göbeğim çatladı.

Böyle arızadan her gün bir-iki araba gelirdi bana. 5 dakikada, çok ucuza halletmeye başladık.”

* * *

“312 Mercedes’in motoru düzgünse ‘şın… şın… şın…’ diye çalışır.

Bize keyif verirdi bu sesi dinlemek.

Karşısına geçer, keyifle sigaramızı içerdik.”

* * *

Mercedesçi Ali Usta, renkli bir kişilik.

Çekirdekten yetişme gerçek bir usta…

“Yoklar dönemi”nin adamı…

Bugünkü gibi modern aygıtlar yok.

* * *

Ali Usta anlatıyor:

“Bir gece evde yatıyorum.

Tık… Tık… Tık… kapı çalındı.

Kapıyı açtım. Kapıdaki ‘usta, O 321 şanzıman priz direk çıkmıyor.

Balyozla vuruyorum, çıkmıyor. Her yolu denedik, çıkmıyor’ dedi.

Ben ‘çok basit. Elle çıkar. Balyoza gerek yok’ dedim.

‘Priz direk üstünde bir delik var.

Çiviyle yukarıdan basacaksın, segman çıkacak, priz direği çekeceksin.’

Gittiler… Benim dediğim gibi priz direği 5 dakikada çıkardılar.

… Ve Ali Usta ekliyor: “Bilen biri yok.

Meraklıydım… Merakımdan çözüyordum.”

*   *   *

Tabii o zaman Ankara-İzmir çalışan araba yoktu. Kapalıydı o yol.

Bu benim dediğim 53-54 senelerinde olan hadiseler.

Ankara’dan Bursa’ya gelir, Bursa’dan da İzmir’e giderdi arabalar. Bolu dağından inerken arabalar hızlı sallıyordu o zaman.

Tak; 3’üncü vites dişlisi kırılır.

Tak… tak… tak…

Eee! Bizi çağırırlar tabii…

Gelir, yolcular içinde şanzımanı sökeriz, dişlisini değiştiririz takarız.

Ondan sonra devam et…

Yolcularla beraber İzmir’e gideriz.

Bu günleri yaşadık yani…

Yokluktan neler çektik!

*   *   *

“Yeni bilya yok…

Parça kıtlığı var. Yoktan var ettik!

O yıllar; otobüs yolda arıza yapar, biz gideriz.

Yolculara ‘beyler yarım saat buradayız’ der ve işe başlarız.

Yarım saatte şanzımanı indirir, baskı balata değiştirirdik.”

*   *   *

“Mercedes O 321’ler vardı; O 322’ler de…

Egzostan dinliyordum.

Sesten arızayı tesbit ederdik.

O zaman parça yok…

Parça bulmak zor…

Arabacı gelirdi; ayna-mahruti kırık.

Araba O 321… O 322’nin ayna-mahrutisini buldum. Ayna-mahruti büyük, yerleşmez…

Tornaya gidiyoruz. Etrafını al, sonra yerleştir…

O 321’ i de O 322’ye uydurduk. Yine tornada…”

* * *

Bu vesile ile başta Mercedesçi Ali Usta;

Tüm eski ustaları rahmetle analım…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

04 Ocak 2010, Sayı: 446

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir