AT ARABASINDAN OTOBÜSE…

Osmanlı dönemi “at arabası” cennetiydi.

Sultan at arabaları fevkalade ihtişamlıydı.

Saltanat arabasına padişah binerdi.

Şeyhülislam ve kazasker de bu hak vardı.

Avrupa’ya giden elçiler devletin şerefi temsili için binebilirdi at arabasına…

Tanzimat’a kadar.

Tanzimat’la vezir… seçkinler binebildi arabalara.

II. Mahmut döneminde “şehirlerarası” kullanılabildi…

YAYLI ARABA… TRAKTÖR…

Cumhuriyet’in ilk yılları Anadolu insanı “yaylı araba” ile tanıştı…

Arabaya binip günde 50 km yol giden…

Allah’ın sevgili kulları sayarlardı kendilerini…

30‘lu yıllarda “traktör” başrol de idi köyden kasabaya…

Kasabadan köye gidiş gelişlerde… kırsalda…

 GÜRGEN… MİLLİ KASA…

 Yük kamyonları ile yolcu taşındı… denkler… tavuklar…

Koyun ve insanlar… aynı kamyonda yolculuk yapardı.

Pikaptan… kaptıkaçtı yapıldı;

Arkasına kasa yaparak…

Koltuk koyularak 9-10 kişilik kaptıkaçtılar kısa mesafede çalıştı.

*

Kara Tren insanları uzun mesafelere taşıyan tek araçtı.

Trenden inen yolcuları trenin gitmediği yerlere ulaştırmaya başladılar.

İlk otobüsçülük, Bursa ve Antakya’da başladı…

Demiryolunun ulaşmadığı yerlerde…

*

Kendi yağında kavrularak ekmek teknesi yaratmaya çalışan girişimciler…

Bir zaman sonra kamyonlarını otobüse çevirmeyi düşündüler…

Eskinin at arabası ustaları otobüs kasası imal etmeye başladı.

Böylece “milli kasa” doğdu… ağaç kasa…

Özellikle Bursa… Antakya… otobüs kasası merkezi oldu…

Bursa da… Antakya’da önemli ustalar vardı…

Babam ve Amcam hem Antakya’da hem de Bursa’da kasa yaptırdı…

Antakya’da Halil Ekmekçi usta vardı… sonra damadı Ethem Usta işi devraldı.

dışbudak” gürgenden ağaç kasa yaptırdılar Antakya’da… çelik örme ilk kasayı da…

Bursa’da yaptırdılar 50’li yılların sonu… 60’lı yılların başında…

*

Burunlu otobüsler gelmeye başladı Avrupa’dan…

Kamyondan bozma burunlu otobüsler de yollarda…

Burunlu otobüsten burunsuza geçiş yapıldı.

*

“Mersin’de veya Adana’da yetişen bir portakalı Erzurum’da yiyemezdiniz.

 Birçok vatandaşımız ancak karayolları devreye girdikten sonra portakalın, limonun mevcudiyetinden haberdar oldular. O zamana kadar böyle şeyler getirilmesi dahi pek mümkün değildi. Demiryoluyla bunları yapamıyordunuz çünkü Demiryolları her yere gidemiyordu.”

Tahsin Önalp, tarihe not düştü…

*

Kamyonların kasasında yolcu taşımadan…

 Milli kasa ahşap otobüslere geçiş adeta bir devrimdi.

İlk zamanlarda bu araçlarda hiçbir konfor yoktu.

 Hepsi kamyon şaselerinin üzerine yapılıyordu…

 Kamyonda makaslar defransiyelin üstünde… esneme yapmıyor…

 Aracın içindeki “yolcu” bozuk yollarda hoplaya zıplaya yolculuk ediyordu.

 Kapılar ve camlar, evlerde kullanılandan farklı değildi.

Otobüsün içine bol toz girerdi. …ve her sırada beş kişi oturuyordu.

 Yolcu adeta fazla olduğunda koridora iskemle atılıyor veya strapente denilen açılıp kapanan koltuklar monte ediliyordu.

Şoför için yolcunun konforu değil otobüsün sağlam olması önemliydi.

Yokluk dönemi… buna rağmen otobüslere kolonya püskürten sistem monte edenler vardı.

Düğmeye basılınca her taraftan kolonya müşteriye yağmur gibi yağardı.

Tabi an meselesi bir saniye sürecek… içerisinin havasını değiştirmek için.

Antakya’da bu yeniliği ilk yapan babam ve amcam olmuştu…

 

 YOK… YOKLUK…

 

Şimdiki gibi adım başı benzinlik yoktu.

Radyatör suyunun donmasını önleyen “antifriz” yoktu.

Akşam evinin önüne park edilen arabanın radyatör ve motor suyunu boşaltmak gerekiyordu. Sobanın üstüne konulan güğüm sabah alınıp, su ısıtılıp tekrar motora konulurdu.

Direksiyon “havalı” değildi.

Direksiyonu kırmak için güç gerekirdi.

Bazı araçlarda kolla çalıştırılırdı.

Yıllar geçtikçe, bu otobüslerin daha konforlu hale getirilmesi için günün şartları dahilinde pratik çözümler bulundu.

Araçların ısınma sorunu “eksoz”la çözüldü.

*

Bagajlar tavanda idi. Yandan veya arkadan seyyar merdivenler dayanır, öyle çıkılırdı.

İş bitiminde muavin merdiveni toplar…

Arka bagaja veya içeri koyardı.

Şimdiki gibi buzdolabı, soğuk içecek, çay ve kahve ikramı yoktu.

Yolcu bavulları tahtadandı.

Şehirlerarası yollar meşakkatli idi.

*

Aradan yıllar geçti.

Biraz yollar düzeldi.

Biraz arabalar iyileşti.

Sonra burunsuz araba devri geldi.

0321…

*

0321 dönemini bir sonraki yazıda ele almak üzere…

İyi yıllar dilerim.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

28 Aralık 2009, Sayı: 445

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir