NURİ DEMİRAĞ’IN UÇAK SEVDASI (3)

 

Nuri Demirağ, Türkiye’nin başına konmuş bir talih kuşuydu.

Hedeflediğini, aklına koyduğunu mutlaka yapardı, gerçekleştirmeye çalışırdı.

‘Bu memleketin tayyareye ihtiyacı var’ dediler; yardım etmek yerine kendisi soyundu bu işe.  

Nu.D.38 ismini taşıyacak çift motorlu, altı kişilik, alüminyum kaplama bir yolcu uçağı tasarladı.

Sadece tasarısı bile birilerini korkutmaya yetmişti…

 

* * *

“Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika’nın son sistem teyyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir. ”

Nuri Demirağ, 1936

* * *

Türkiye’nin uçak satın alması için paraya ihtiyaç vardı… büyük işadamlarından yardım talep ediliyordu.

O dönemi, ilk damadı Mansur Azak anlatıyor: “1932 senesinde gazetelerde bir havadis var: “Bu memlekette uçağa ihtiyacımız var. Uçak fabrikamız olmadığı için parayla satın alıyoruz. Devletin bütçesi de o zaman 200 milyon lira.” Diyorlar ki bir kampanya açalım. Milletin himmetine başvurup para toplansın, bu paralarla uçak alalım. O zamanlar Ankara’nın en zengini Vehbi Koç’tu. Vehbi Koç’a gidiyorlar ve durumu izah ediyorlar. ‘Hay hay diyor, ne kadar verelim?’ Gönlünüzden ne kadar koparsa diyorlar. Ve Vehbi Koç da çıkarıp 5 bin TL veriyor. Daha sonra Abdurrahman Naci Bey’e geliyorlar. Abdurahman Naci Bey de 120 bin TL veriyor. Sonra da Nuri Demirağ’a geliyorlar ve durumu izah ediyorlar. Nuri Bey de ‘Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lûtfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim’ diyor. Sonra da hazırlıklara başlıyor.”

* * *

Zaten senelerden beri Nuri Bey’in aklı fikri bu işte idi ve kendi kendine, “Göklerine hâkim olamayan milletler, yerlerde sürünmeye, yerin dibinde çürümeye mahkûmdur”, “Zafer süngünün ucunda değildir. Zafer kartalı süngünün ucundan kalktı, havalandı, tayyare kanadının üstüne kondu” gibi vecizeler üretiyordu. Önüne çıkan bu fırsatı değerlendiren Nuri Bey, yanına aldığı mühendis ve teknisyenlerle seyahatlere çıkarak incelemelerde bulunmaya başladı. Almanya, Çekoslovakya ve İngiltere’deki uçak fabrikalarını gezdi.

* * *

Nuri Demirağ büyük sabır ve azimle işe atılmış ve yanına aldığı birçok mühendis ve teknisyenle hızlı bir çalışmaya başlamıştı. “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir” diyen Nuri Demirağ, 1936 senesi ortalarına doğru uçak fabrikası için hazırlıklara başlamış ve ilk etapta on senelik bir program yapmıştı. 17 Eylül 1936’da da fiilen teşebbüse geçti ve bir Çekoslovak firması ile anlaşarak Beşiktaş’ta Hayrettin İskelesi’nde, bugün Deniz Müzesi olarak kullanılan, o zamana göre modern bir bina yaptırdı. Programa göre burası etüt atölyesi olacak, asıl büyük fabrika da memleketi olan Sivas Divriği’de kurulacaktı.

Bu arada Türk Hava Kurumu 10 tane eğitim uçağı ve 65 tane de planör siparişi vermişti. Nuri Demirağ ve ekibi, bir yandan bu siparişleri yapmak için gayret sarf ederken, bir yandan da yepyeni bir model geliştirmişlerdi. Bu Nu.D.38 ismini taşıyacak olan altı kişilik, çift motorlu, gövdesi alüminyum kaplama bir yolcu uçağı idi.

Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması belli başlı uçak fabrikalarını endişelendirmişti. Ama yine de Türklerin iyi bir uçak sanayii kurabileceklerine inanamıyorlardı.

Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki fabrikada yapılan ve hiç bir arıza göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırmıştı.

Hele çift motorlu, barışta yolcu uçağı, savaşta istenildiği zaman eksiksiz bir bombardıman uçağı görevini görecek şekilde yapılan ve saatte 270 kilometre hıza ulaşan, 5 bin 500 metre yükseğe çıkabilen ‘Nu.D.38’in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini birden Türkiye’ye ve Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının üzerine çekmişti.

Türklerin kendi uçaklarını kendilerinin yapması belli başlı uçak fabrikalarını endişelendiriyordu. Özellikle İngiliz ve Almanlardan başka Amerika’nın endişeleri daha büyüktü. Gerçi Türklerin bu işin altından kalkabileceklerine inanmıyorlardı, fakat bu iş gerçekleşirse, ileride bir pazar kaybetmenin endişesi içerisindeydiler. Bu düşüncedeki Amerikan Uçak İmalatçıları Birliği, Türkiye’ye tetkiklerde bulunmak üzere birliğin başkanı Bay Todd’u göndermişti.

 

PİLOT YETİŞTİRECEK

‘GÖK OKULU’ YAPILIYOR

Nuri Demirağ, İstanbul Yeşilköy’de uçak fabrikası ile bir Gök Okulu kurdu. Nu.D-38 uçağını Türk mühendisleri yaptı. Saatte 180 km hızı vardı. 1000 km uçuyordu. Pilotlarından yedi maddelik umdeye uymalarını istedi: 1-İşretten, 2-Yalancılıktan, 3-Kumardan, 4-Hayâsızlıktan, 5-Tembellikten, 6-Rüşvetten, 7-İsraftan sakınınız.

Nuri Demirağ’ın kardeşi Sivas milletvekili Naci Demirağ, Divriği’ye kilometrelerce uzaktan içme suyu getirirken, Nuri Bey de ortaokul yaptırdı. Türkiye’nin en iyi hocalarına maaş vererek Divriği’ye getirdi. Okul, öğretmenlerin ve öğrencilerin bütün ihtiyaçlarını senelerce karşıladı. Öğretmen ve öğrencilerin kıyafetleri birdi. Başlarında Nu.D yazan kasketleri vardı. Resmigeçitlerde, sanki Kuleli Askeri Lisesi geçiyor zannedersiniz. Ortaokul 1937 Ekim ayında açıldı. 100 öğrencisi vardı. 1938 yazında okula müsamere salonu ve sınıf ilavesi yapıldı. 1938-39 ders yılında 200, 1939-40 yılında 250 öğrenci okuyordu. Komşu kazalarda okul yoktu. Hali vakti iyi olan aileler, Divriği aileleri yanında ev tutarak evlatlarını okuttular.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

02 Kasım 2009, Sayı: 437

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir