3. KÖPRÜ ve NURİ DEMİRAĞ (2)

Nuri Demirağ 1931 yılında Boğaz Köprü Projesinin hazırlığına başlar…

Amerika’nın San Francisco şehrindeki (Golden Gate) Altın Kapı Köprüsü’nü yapanlarla anlaşır.

Projeyi 1933 yılında Atatürk’e gönderir.

Atatürk çok beğenir “Aferin Nuri’ye” der.

Ancak…

Başbakan İsmet İnönü ve Bayındırlık Bakanı Ali Çatinkaya projeye karşı çıkar…

* * *

Kumkapı’dan ayrılacak bir makasla içinden tren de geçecek, ayrıca tren hattının iki tarafında tramvaylara, kamyon, otomobil ve otobüslere ait ayrı ayrı yollar bulunacak, köprünün iki tarafını yayalar da kullanacaktı.

Bu köprünün yapımında, Nuri Demirağ’ın eğitimlerine büyük destek verdiği beş Türk genci de çalışacaktı. Bu genç mühendisler, projelerin hazırlanması sırasında San Francisco’nun Hudson Körfezi’ndeki Altın Kapı Köprüsü’nde uzun süre çalışmış ve incelemelerde bulunmuştu.

11 milyona mal olacak köprü üç buçuk yılda tamamlanacaktı. Köprüden geçecek olan tramvayların 2’nci mevkiinden 30 para, 1’incilerden 50 para, otomobillerden 10 kuruş, dolu kamyonlardan 25 kuruş alınması planlanıyor, böylece köprünün, masrafını 67 yılda çıkaracağı hesaplanıyordu. En az onun kadar önemli olmak üzere, bu köprüyle, ayda 70 bin lira zarar getiren, ulaşımı aksatan araba vapurlarının işkence haline gelen seferlerine son verilmiş olacaktı. Ayrıca köprünün inşası ile uluslararası deniz limanı yeri de belirlenmiş olacaktı.

* * *

ATATÜRK: “AFERİN NURİ’YE”

Demirağ, tüm hazırlıkları bitmiş olan projeleri, 1933’te, Atatürk’ün yakınında bulunanlardan Salih Bozok’la birlikte Atatürk’e gönderir. Atatürk projeleri çok beğenir ve “Aferin Nuri’ye” der.

Daha sonra da projeleri hükümete havale eder. Zamanın Bayındırlık Bakanlığı’na gelen proje, mühendisler tarafından incelemeye alınır. O zamanki Bakan, İstiklâl Mahkemeleri başkanlığı da yapmış olan Ali Çetinkaya’dır. Çetinkaya’nın, Nuri Demirağ’la arası ezelden beri açıktır. Demirağ’ın yapmak istediği birçok teşebbüste, Çetinkaya ve çevresindekiler hep karşı çıkmıştır.

Nuri Demirağ ve arkadaşları, Atatürk’ün sözleri üzerine Ankara’ya giderler. Ancak büyük bir hevesle geldikleri Ankara’da karşılarına yine Ali Çetinkaya çıkar. Çetinkaya Bayındırlık Bakanı olduğu için konu kendisini ilgilendiriyordu ve önüne gelen projeyi, her şeyi bilen edasıyla kestirip atar: “Olmaz bu iş.”

Demirağ her ne kadar “İstanbul’u bu nimetten mahrum etmeyin. Saymakla bitmez muhassenatı vardır. Yapmayın, etmeyin” dese de, Çetinkaya’nın kitabında, kararlar kolay verilir ve asla da dönülmezdi.

 

VASİYETİM: BU KÖPRÜDEN İNÖNÜ VE ALİ ÇETİNKAYA GEÇEMEZ

Demirağ ayrılırken, “Bu iş olacaktır. İstanbul buna muhtaçtır. Ben yapamazsam, evladıma bırakırım, o benim adıma yapar. Vasiyet edeceğim, köprünün üzerine ‘bu köprüden İnönü de, Çetinkaya da geçemez’ diye levha assın” der.

O sırada Başbakan, İsmet İnönü’ydü. Demirağ, Çetinkaya’yı bu fikre sevk edenin İnönü olduğunu haber almıştı. Esasen Çetinkaya kendiliğinden, yani Başbakanın onayı ve emri olmadan böyle bir şeyi reddedemezdi.

Nuri Demirağ, 14 Aralık 1949 tarihli Son Saat isimli gazetede yapılan röportajda, projesinin akim bırakılmasının üzüntüsüyle, şunları söylüyordu:

“Bu köprü Belediye’ye senede 30-40 milyon net varidat getiren bir kaynak olurdu. 15 senede yarım milyarı aşacak olan bu para ile İstanbul’un ve Boğaziçi’nin çehresi değiştirilmiş olacak ve bu köprü dünya meleği bir Türk kızının boğazına takılmış pırlanta bir gerdanlık halinde arzı çehre edecekti.”

Zamanın yönetimi Köprüyü yaptırmamak için büyük masraflarla ve hiç gereği olmaksızın, Sirkeci-Haydarpaşa arasına feribot seferi koymuştu. Demirağ, İnönü’ye yazıp, uçakla 1 Mayıs 1950 tarihinde, İstanbullulara dağıttığı açık mektupta, köprüyle ilgili olan bölümde şunları yazmıştı.

“Feribot hattının manasız olduğu sizce de muhakkak iken… Asma köprü teşebbüsünü akim bırakmak ve efkârı umumiyeyi oyalamak maksadıyle ortaya atıldı… Neticede: Meşhur Nahop Şirketinin devlet hazinesinden fuzulen aldığı 10 milyon liranın üstüne bu proje masrafıyle tuz biber ekilmiş oldu.”

1950’li yıllarda İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Dr. Fahrettin Kerim bu teşebbüsü tekrar canlandırmak için çalışmış, fakat daha önce gündeme gelmiş bir teşebbüsün devamı mahiyeti taşıdığı için bu yeni teşebbüs de köreltilmişti. Çünkü o zamanın iktidarına yakın olan bazı gazetelerde yapılacak köprünün 2-3 yüz milyon gibi bir fiyatla çok pahalıya mal olacağı ileri sürülmüştü.

Nuri Demirağ hiçbir zaman köprüyü gerçekleştiremedi. İsmet İnönü ve Ali Çetinkaya’ya dair vasiyetini de yazmadı. Ancak, göremedi ama Boğaz’a bir değil, iki köprü yapıldı. Ve o köprülerden ne İnönü, ne de Ali Çetinkaya geçti.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

26 Ekim 2009, Sayı: 436

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir