OTOBÜSÇÜLER 4

 

 

OTOBÜSÇÜLER…

-IV-

SAİP KONUKOĞLU İLE SÖYLEŞİ (2)

 

Otobüsçüler bir yandan kendi aralarında rekabet ederken bir yandan da dostluğun dayanışmanın en önemli örneklerini veriyor.

Otobüsçülük deyip geçmemek gerek…

Türkiye’nin hem iktisadi hem sosyal tarihini okumak için otobüsçüleri takip etmek yeterli.

Gaziantep’in ülkemize kazandırdığı sanayici, işadamı ve otobüsçü Saip Ağabey ile söyleşimizi sürdürüyoruz…

 

* * *

Ağabeyinin çocukları kendi tezgâhlarında devam etti…

Herkes tekstilci zaten…

Biz aile olarak da çok bütündük, yani saygı sevgiyle kaynaşmıştık. Mesela, rahmetli ağabeyimin yanında bir gün bile bir tek sigara içmedim.

Böyle bir hayatımız vardı; 75-76 sezonundan başlayarak 3,5 yıl içinde Türkiye beni bildi. Futbol camiası bildi. Gaziantep benimle özdeşleşti sanki.

Stadı da sen yaptın dimi?

Yok, ben takımı Birinci Lig’e çıkardım. 78-79 sezonu sonunda. Güzel bir başkanlığımız oldu, herkes benimsedi.

Yeniden sektöre dönelim… Rahmetli Niyazoğlu hikâyesi vardı tabanca kaptırmış, sana gelmiş.

 

Yıl, 77-78’di. Yıkılan otogarda da değildik. Baktım Mehmet Ağabey geldi o zamanlar karayoluyla hac yapıyorduk. Mehmet Ağabey de her sene yapıyordu. ‘Oturun’ dedim, ‘Yok’ dedi, ‘biz bir kapıya gidek de duruma bakak.’ ‘Yemeğe bekliyorum muhakkak gelin’ dedim.

Ben toplantıya gittim, aklım onlarda, ‘şimdi bana haber verecekler’ diyorum, ‘terminale gelecekler, ben de toparlanıp gideceğim’. Baktım ki, müdür telefon açtı, ‘hayırdır’ dedim. Müdür, ‘Mehmet Abiye silah tutturmuşlar’ dedi. Nasıl silah tutturmuşlar? Valla bilmiyorum dedi.

Hemen toplantıyı bıraktım, Emniyet Müdürü’nü aradım, Hasan Atak diye iyi bir insandı, tam polisti. Bizlerden yaşlıydı tabii. ‘Müdürüm, nerdesin?’ diye sordum. ‘Emniyetteyim’ dedi. ‘Müsaitsen bir geleyim’ dedim, ‘buyur gel’ dedi.

Sordum, ‘böyle böyle, senin haberin var mı?’ ‘He ya, Antep’te duymayan kalmadı’ dedi.

Mehmet Ağabeyi içeri atmışlar, neyse kefil olduk, çıkarttık. Baş komiser tutmuş silahı; bana, ‘senin misafirin olduğunu bilsem tutar mıydım’ dedi.

O arada da bir yasa var, silah tutturanı mutlaka mahkemeye çıkıp içeri atıyorlar. Kurtulma şansı yok. Hâkimden rica ettik, ‘bu bizim dostumuz, işleri var, bu kadar adam kapıda bekliyor, ne yap, yap bunu tecil mi edersin, para cezası mı verirsin artık çöz’ dedik. Mehmet ağabey beklemiyordu. Hâkim bir kılıfını buldu, Mehmet Ağabey çıktı beni nasıl öpüyor, hiç beklemiyordu.

Ağabey senin Mercedes pazarlıkların da meşhurdu…

(Gülümsüyor) Yok ya, öyle değil… Şöyle olurdu: Mercedesçiler ne zaman mal satılmazsa ‘Selamünaleyküm ağabey, neredesin?’ diye telefon açarlardı. ‘Gaziantep’teyim’ deyince de, ‘kebap var mı?’ diye sorarlar. ‘Var, buyurun’ derdim. Mal satılmazsa Adana’da, yok bilmem nerede bulurlardı beni. Malı satıldığı vakit, bunları ara da bulasın… Allaha çok şükür, bir şeyi aksatmamışım. Aldığımızı vermişiz verdiğimizi almışız.

Size niye boksör diyorlar?

Şimdi biz ilk çıkan otobüsleri pek beğenmezdik. 403 çıktı, öyle, Truva S çıktı öyle, V8 çıktı öyle… Geldiler, gene satamadılar.

Bir araba aldık, ortak. ‘Şu gün hazır’ dediler. Oğlanı gönderdik biz. Klima koymamışlar arabaya. Oğlan telefon açtı: ‘Renkte değişik nasıl olur?’ Saate baktım, hemen uçakta yer ayırttım: ‘bekle sen’!

Sabah, Hikmet Bey ile Mercedes’e gideceğiz… ‘Tamam, ağabey’ dedim, ‘biraz dikkatli ol kavga falan edebilirim’. Canım çok sıkıldı.

Kime sıkıldı?

 Mustafa Dinçer’e. Gittik, Tamer bir yerden çıktı. Sordum: ‘Mustafa nerede?’ ‘Hemen haber vereyim…’ dedi, demedi, Hikmet, ‘Ben boksör Hikmet’ deyip elini uzattı. Ben de, ‘Bugün bu arabayı almadan buradan gitmeyeceğim’ dedim. ‘Ya arabayı verirsiniz ya da burada kalırım!’ Arabayı aldık. Başkasının arabasını biz aldık.

Bir de Antep’te çok ünlü tamirciler olurdu eskiden…

Tabii Gaziantep’teki tamirci, tornacılar çok ünlüydü. Bütün Güneydoğu insanı, Van’a kadar hepsi Antep’e gelirdi.

Antakya’dan da gelinirdi…

Evet. Doğru söylüyorsun. Taşlaması da iyiydi; şimdi de iyi, hem de çok…

Yokluk yılları vardı, parça yoktu.

Lastik bulunmayan yıllar oldu.

Gelecekte otobüsçülüğü nasıl görüyorsun?

Şimdi… (durup düşünüyor) Siz, tabii otobüs satıyorsunuz haklı olaraktan otobüsçülüğün parlak olduğunu söylerdim.

Ben inanıyorum. Satış açısından değil.

Doğrusu, eskisi gibi değil…

 

 

 

 

 

 

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

28 Eylül 2009, Sayı: 432

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir