OTOBÜSÇÜLER… 3

 NECİP KARTAL’LA SÖYLEŞİ (1)

 

Otobüsçülüğün duayenleriyle yaptığım söyleşilere devam ediyorum.

Bu sayıda sevgili ağabeyimiz Necip Kartal ile 60’ların sonundan yolculuğa başlıyoruz…

O günlerin otobüsçülüğüne bakıp bugüne, bugünden o günlere döneceğiz…

Aslında dünü anlatırken bugüne yol gösteriyor Necip Kartal

* * *

Necip Ağabey otobüsçülüğe nasıl başladın?

Sene 1968’de Fiat Karsan bir otobüs aldık, otobüsçülüğe o şekilde başladık.

Tesadüf mü, hatırlıyor musun?

Yok, benim bir dayım vardı, devlet dairesinde çalışıyordu. Müdürle münakaşa etmişler oradan ayrıldı geldi… ‘Bir otobüs alalım’ dedi, ‘benim bu kadar param var…’

Ne iş yapıyordun o zaman?

Ben o zaman otel çalıştırıyordum. Petrol Ofisi bayiliğimiz vardı, onu çalıştırıyordum. Peki dedim, gittik. O zaman Otoşark vardı, Otoşark’ta çalışan Hacı Hamit adında eski bir şoför vardı… bir Karsan Fiat almıştı. Onu sorduk, ‘biz ne alalım?’ “Fiat Karsan al” dedi.

302 Mercedes’ler çıkmıştı, ‘ondan mı alsak? Nasıl olur?’ dedik. ‘O biraz daha pahalıdır, ama Fiat Karsan hem ucuz hem çok çok iyi araba’ dedi. Biz Fiat Karsan’ı aldık, geldi bakım istedi gitti bakım istedi.

Kaç paraya aldın?

203 bin liraya. 35 bin lira peşin ayda 6 bin 500 lira senetle.

Fiat’ı biraz çalıştırdık bizim bir tanıdığımız vardı, o da 302 almıştı. Baktık, 302 Mercedes daha verimli.

Tabii o zaman ‘kabuklu meyve yiyemezsin’ diye bir kural yoktu. 302 Mercedes durduğu zaman 1-2 çuval pislik süpürülüyordu. Onu hemen süpürüp önden yolcu bindiriyorlardı ve araba sefere devam ediyordu. Biz de karar verdik; borcumuzu pazarlık edip erken ödedik. Fiat’ı da 3-5 kuruş karla sattık. Gittik 302 aldık. Gerçekten çok güzel araba…

Kaç yılıydı 68 mi 69 mu?

69’un sonu falan…

Fiyatı hatırlıyor musun?

Fiyatı valla 200 küsur bin liraya almıştık. 300 bin liraya yakındı herhalde. Ondan sonra arabaları çalıştırdık. O arabalardan çok randıman aldık. Bizim arabamız Otoşark’ta çalışıyordu. 

Otoşark kimindi?

Otoşark Diyarbakırlılarındı, Tahsin Şeviş’lerin. Otoşark’ı çalıştıranlar dayımın canını sıktılar: ‘biz sana 2 gün ceza verdik’ diye. Ben de cezaevinde Harput’un sahipleriyle tanışmıştım; asıl Harput’un sahibi Kara Ahmet’tir. Mehmet Özcan İstanbul yazıhanesine bakıyordu. Biz gittik Harput’u bize verdiler. Hazar onlarda kaldı. Van’a Hazar geliyordu Ama Harput giremiyordu. Sonra ben gittim 3 tane 302 aldım, sene 1972 falan.

Harput’ta çok Magirus vardı, değil mi o zaman?

Hepsi Magirus’tu. Kısa vardı, uzun vardı, havalısı vardı, havasızı vardı… Biz Harput’u çalıştırdık. Bir sene kadar Harput ile çalıştık, bir seneden sonra Harput’un en güzel servisi Van servisi oldu. Bütün araba sahipleri Van servisi için can atıyorlardı. Biz gittik 3 tane 302 aldık. O zaman Magirus almadık, Mercedes aldık yine. Ben araba alırken bir tane araba da babam aldı Engin Malatyalı’dan. Biz Sirkeci piyasasından bir iki kuruş ucuza aldık. Tam gittik, Kara Ahmet trafik kazası geçirdi, öldü. Biz de gittik görüştük. 3 gün bizi beklettiler. 4’üncü gün “biz size özel hat veremeyiz” dediler. “Harput ismi altında Van-Ankara çalışalım” diye istedim. “Veremeyiz” dedi. Biz de onlardan ayrıldık, gittik Van Gölü’nü kurduk.

Onlara, “Bu, sizin  yolcunuz değil, benim yolcumdur” deyince benim üzerime yürüdüler. Sonradan da bana hak verdiler ama iş işten geçmişti.

Van Gölü’ne 302’den başka araba almadık. O tarihten bugüne hep Mercedes’çiyiz. Devran on sene kadar sürdü. Çok da iyi para kazandık; zaten otobüsçülüğün altın olduğu dönem 302 dönemiydi.

Sağlam araba mı, iyi araba mı?

Çok. Piyasada çalışan arabaların hepsinden daha iyi arabaydı. Şimdiki Travego’dan da iyiydi. Aldığımız randıman olarak söylüyorum; gerçekten uzun yoldan gelmiş bile olsa yarım saatte arabayı geri çevirebiliyorduk. Yolcu vardı. Yazın bir senet ödüyorduk 2 senet arttırıyorduk, kışın bir senet ödüyor 1 senet arttırıyorduk. Vali telefon açıyor, yer veriyorduk; emniyet müdürü açıyor yer veriyorduk; üst makamdaki insanlar bir bilet için ricada bulunuyordu. Uçak yoktu, haftada bir tane geliyordu. Buna karşılık yolcu çoktu. Biz her yolcuyu almamaya, yolcu seçmeye başladık. Zamanla V 6’lar çıktı onu aldık. Ondan sonra 303 çıktı, 304 çıktı, 403 çıktı, şimdiki Travegolar çıktı… derken bugüne geldik.

302 çok randımanlı…

Çok… Travegoları boşu boşuna çıkardılar bana göre. 403’ler çok güzel arabalardı bana göre.

Necip Ağabey şöyle sırf Türkiye’de değil Avrupa’da da rakipleri var. Avrupa’daki rakip yeni ürün çıkarınca bunlar da yeni çıkarmak zorunda kalıyor.

403’ten bizim şikâyetimiz yoktu onu demek istiyorum.

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

24 Ağustos 2009, Sayı: 427

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir