OTOBÜSÇÜLER… 2

 

İLHAN AKSOĞANOĞLU İLE SÖYLEYİŞİ (2)

 Değerli dostum ağabeyim İlhan Aksoğanoğlu ile geçtiğimiz hafta otobüsçülük üzerine başladığımız söyleşi 1992 yıllardan kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bugün sektörde daha çok yaygın hale gelen ve “rahat hat” olarak da adlandırılan otobüslerle yolculuğu ilk başlatanlardan olan İlhan Aksoğanoğlu’nun havayolları ile yaşadığı amansız bir rekabeti de var.  

 * *

1992’de tabii ki Zafer tökezledi, iki üç el değişti. 1992’de çevrenin baskısıyla  burada abimin de çok ısrarı oldu. Başına iki müdür koyarız, gelir gider. Bir gece de abim geldi dedi ki, aldım. Bizi zoraki bu işin içine çekti. İlk girdiğimiz gücümüz o kadar yetiyordu. Dört tane Prenses otobüs  aldık firmaya. Firmanın öz malı yoktu, hep kiralık arabalar vardı. Biz alınca esnafın da güveni oldu. Esnaf etrafımızda toparlanmaya başladı. Güçlenerek gittik öyle. Günün geçerli arabalarını alarak. 1992’nin sonlarında 403’e girdik. 1996-98 döneminde sizden de 12 tane araba almıştık. İşi büyüttük ve bugüne getirdik.

 

Malatya’ya yenilik yapalım. Yeni bir hizmet getirelim diye. Bir yerlerden örnek alarak, kafamızda çizdiğimiz projeler vardı. Mercedes’le de paylaşmıştım. Tek bir tarafı çift koltuk yapma şansı olur mu? O zaman Mercedes şöyle dedi, ‘bizim koridorlu olduğu için yapamayız’ Man’a götürdüm, Man değerlendirdi, ‘yaparız’ dedi. İki tane sipariş verdim. Araçlara bakalım, hizmetine bakalım, yolcunun tepkisine bakalım. Sonra gerisini getiririz. İki tane aracımızı getirdik.

Sağ taraf çiftli, sol tekli koltuk. Yani fevkalade bir iş yapmaya başladı. Bunu sadece Ankara hattından saatli servis, her koltuğun arkasına bir televizyon ekranı koydurduk. Uydu anteni koydurduk. Kablosuz internet, dijitürk bağlantısı, oyun da var. Kulaklık var. Açık büfe. Non-stop. Malatya Ankara arası tek ara vererek. Yolda kesinlikle yolcu almayarak başladık.

Güzel de oldu. Diğer Ankara servislerinden 10 lira farklı fiyat uyguladık. Ankara ve Malatya’ya uçak seferleri başlamasıyla o servisimiz de darbe yedi. Niye yedi?

Bugün günlük Ankara – Malatya arası uçak bilet fiyatı 59 lira. 59 liraya uçak bileti satılırken vatandaş 50 liraya otobüs bileti alır mı? Bir milyon nüfuslu Malatya’da 32 kişiyi bulamıyoruz. Dolayısıyla o araçlarımızda başı başına, yada zararına gidiyor. Sektörümüzün gidişatı hiç iç açıcı değil. Malatya büyük bir şehir gibi görünüyor. Bugün altı tane firma var. Kendi öz malı, transitlere vurduğun zaman, Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, Erçiş, Van ve güneydoğuya indiğin zaman bazı servisleri, Mardin’in Midyat’ın, Siirt’in.

 

Transit geçenler daha ucuz değil mi?

 

Tabi canım. Malatya’nın kendi firmaları da içerde istikrarlı bir fiyatı yoktu. Yolcu var, fiyat yukarı olduğu zaman yolcu yok.

 

Bir ara fiyatı da düşürdünüz Türk Havayolları karşısında.

 

Evet düşürdük. Çünkü çok etkiledi. Bedava götürür gibi götürdük, maliyetine. Yolcu kesesine bakıyor kardeşim. Şu anda yolcu rahatlığa alıştı. Pahalı da olsa.

 

Peki abi, bu eski firma vardı, Keban diye hatırlar mısın?

 

Keban’ın kuruluşu da 1968. Hepsi rahmetli oldu sahiplerinin. Filmlerde falan hep reklâmları vardı. Ama onlarınki de saman alevi gibi oldu. 1968–1973 yıllarında. Onlardan sonra Beydağı kuruldu. 1972’de. Hep böyle oldu, birileri tökezleyince birileri çıktı piyasaya.

Eskilerden, Zaferin karşısında Mas vardı. Onun da ömrü az oldu. Fındıklı Toros vardı. Keban’dan önce, Kantarcı Turizm vardı. Kantarcı da epey sürdü. O da tutunamadı. Kapandı. Ondan sonra 1980’li yıllarda 44 seyahat kuruldu. Vahap vardı, İstanbul Otogarı’nda. Rahmetli Hasan abi vardı. Malatya’daki kurucusu oydu. O da kapattı gitti. Şu anda altı firma var. Aksoğanoğlu Zafer, Beydağı, Kermek, Kayısı Kent, Medine, Vip Malatya. Bugün hiçbirinin çok iyi kazandığını söyleyemem

 

Ve bu firmalar şimdi, hepsi çoğu rahmetle anılıyor. Bende 5000’den fazla bilet var. Bugün yollarda görmediğimiz, batmış 500’ den fazla firmanın eski bileti var. Benim bulabildiklerim bunlar.

 

Bu sektör böyle.

 

Peki abi bir şey soracağım. Büyüyünce mi batıyorsun? Yeni model araçlar etkili oluyor galiba.

 

Kendini yenilemeyen firma batıyor. Yenilememenin sebepleri vardır tabi ki. Para kazansa tabi ki kendini yeniler. İlerisini parlak gören, zaten yeniler. Bugün biz kendimizi yenileyelim. Peki, biz bu borcu neyle ödeyeceğiz? Ya hiç para kazanmadan biz bunu varlığımızla, maliyetimizle öderiz diyeceksin. Dostlar alışverişte görsün diye iş yapacaksan veya yola serpilecek haram paran varsa yaparsın. Göz göre göre parmağını gözüne sok, gözünü çıkar. Şu konum bu sözü gerektiriyor.

 

-Devam edecek-

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

03 Ağustos 2009, Sayı: 424

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir