OTOBÜSÇÜLER…-2-

İLHAN AKSOĞANOĞLU RÖPORTAJI (I)

 

Türkiye’nin köklü otobüs şirketlerinden Aksoğanoğlu Zafer…

Değerli dostum ağabeyim, İlhan Aksoğanoğlu ile otobüsçülük üzerine özellikle Aksoğanoğlu Zafer otobüs firmasının gelişimi üzerine sohbetler yaptım.

Aksoğanoğlu İlhan’ın sohbeti… Otobüsçülük tarihinin de bir kesiti…

* * *

İlhan ağabey sizin firmanın kuruluş tarihçesi nedir? Hatırladığın kadarıyla?

Firmanın kuruluşu 1947. Rahmetli babam Mustafa Aksoğanoğlu kurmuş. O zaman bir kamyonla başlamışlar, otobüs yokmuş. Kamyonun üzerinde yolcu götürüp getirerek… 1949’da Chevrolet bir otobüs yaptırmışlar Gaziantep’te. Tahta kasa. O zamanlar Hatay, Gaziantep, Bursa otomotiv sanayisi gelişkin. Seneler geçtikçe farklı vilayetlerde de olmaya başladı. 1952’de iki tane Scania var bizde. İlk başlangıçta Elazığ-Malatya, Adıyaman-Malatya seferleri var…

Ne için bu işe girdiğini bilmiyorsunuz değil mi?

Hayır, bilmiyoruz. Bilmiyoruz derken, odun ve kömürcülük yaparlarmış. Yani Adıyaman Gölbaşı’ndan odun ve kömür çekerken, insan nakline de başlamışlar. Kendi kamyonu olduğu için. Sonra dönmüşler yolcu taşımacılığına. O zamanlar uzun mesafe yolcu taşımacılığı yok. Hep aktarmalı. Mesela adam, Ankara’ya veya İstanbul’a gideceği zaman Malatya’dan Kayseri’ye gider, oradan aktarma yaparmış. Ya da Samsun’a gider, oradan İstanbul’a vapurla geçermiş. Çok enteresan. Şimdi yok tabii ki böyle. 1952’den sonra yavaş yavaş otobüs işletmeciliğine ısınılmış.

Firma aile işletmesi olarak başka işler de yapıyor muydu?

Üç kardeş ortaklar. Babam ve iki amcam. Bu arada sadece otobüs işletmeciliği değil, o zaman kimsenin bilmediği deri, bağırsak işi de yaparlardı. Tabi ben hatırlıyorum o dönemleri. Derinin, bağırsağın piyasa etmediği dönemde bizimkiler o işi yapıp, Suriye’ye ihracat yaparlardı. Tabi ki ihracat resmiyeti neydi, ne değildi onu bilemiyoruz ama vardı böyle bir iş. Otel işletmeciliği vardı, büyük baş hayvancılık vardı. Senede iki posta Kars’tan hayvan getirip, besleyip İstanbul’a kamyonlarla götürürlerdi.

Chevrolet’i Skoda takip etti galiba?

1960-1961’de altı tane Skoda otobüs getirdiler. Tam hatırlıyorum o dönemleri. Aklımız ermişti o dönem. Altı taneden sonra, tabi bu arada 1952’den sonra Gaziantep seferleri başladı. Malatya-Gaziantep, Malatya-Elazığ, Malatya-Kayseri. 1961’den sonra da Malatya-Ankara… Bir gündüz bir akşam. İki sefer.

Yolların  gelişmesiyle otobüsçülük de gelişiyordu sanırım…

1961’den sonra da işler gelişti tabi ki. Şehirlerarası yolların yapılması, yolcu talepleri olması dolayısıyla 1965’te on tane Skoda otobüsümüz oldu. Bu otobüsler Çekoslovakya malıydı. Rahmetli Babam çok meraklıydı. Bir gün aracın biri arıza yapmıştı. Bir pikabımız vardı. Pikabın üstünde her zaman bir yedek motor bulunurdu. Otobüs yolda kaldı dendiği zaman pikap gider ustalarla bir şeyler yapar, onu indirir, bunu bindirir, yoluna devam ederdi.

Bir gün ustabaşına dedi ki: “gel usta, bak bizde Vabis’lerde var, Skoda’nın piston çapıyla, bu Vabis’lerin piston çapı birbirine benziyor, bunların dokümanlarını bana bir getirin” dedi. Bizim garajda, Babamın bürosunun masanın üzerine pistonlar geldi, sekmanlar geldi, usta geldi falan… Vabisi’n piston çapıyla, Skoda’nın piston çapı aynı. Stroklarını ölçtüler, aynı. Sadece sibop gelen yerlerin derinlikleri farklı. Rektefiyeci dedi ki: “abi biz bunu buna uydururuz.” Hacı ustaya dedi ki, “bir motora Kilis’ten Vabis parçalarını isteyin”

Parçalar geldi, motoru yapıyorlar. Babam başında duruyor. Motor toplandı, her şey bağlandı. Yerde çalıştırıyorlar. Akü hazır. Mazot da hazır bekliyor. Dedi ki: “bismillah, baş marşa.” Marşa bastı. Gır gırr… tıring tıringg“hacı oldu lan bu iş” dedi. Çalıştı. Çalışması aynı, Vabis’in çalışması gibi tiring tiring… Ondan sonra kurtulduk o sorundan.

1968’de 714’ler çıktı. O zaman amcamın oğlu babama baskı yaptı. İşte biz büyüdük, ne iş yapacağız, sorumluluk ver, bize iş ver. Buyurun alın, yalnız ismimi vermem… Aksoğanoğlu Zafer ilk isim. Sene 1970’de Öz Zafer oldu ismi. Tabii ki yenilik yapmak gerekliydi. İlk dönem, Magirus aldılar. Tabi  kooperatif şeklinde, bütün şoförleri ortak ederek. Dört tane Magirus getirdiler. 1971’de olmadı, gittiler. Kayseri’den dört tane, Kör Yaşardan kiralık 302 getirdiler. Bir sene öyle çalıştılar. Sonra kendi öz mallarını yavaş yavaş aldılar. Taa ki 1992’nin üçüncü ayına kadar. O arada, ben yedek parçacılık yapıyordum. 1975’te askerden geldim. Ben kendime yetki isteyen, sorumluluk isteyen bir iş isteyince Babam da, sordu ne istiyorsun diye. Yedek parçacılık yapacağım dedim. Bu arada tabi iki tane benzin istasyonumuz var. Ben dedim, oraları istemiyorum. 1976’dan 1992’ye kadar yedek parçacılık yaptım.

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

27 Temmuz 2009, Sayı: 423

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir