OTOBÜSÇÜLER…SERACETTİN YİĞİT RÖPORTAJI (2)

“O” insanları şehir şehir götürüyor.

Türkiye’yi birbirine ulaştırıyor.

Modern otobüslerle bu işi yapıyor.

Kendisi halen geleneksel… Eş dosta bağlı, memleketine bağlı, herkesi tanır.

Otobüsçülük sosyal bir olaydır…

Nasıl insanlar cenazeye, düğüne bir çıkar beklemeden gidiyorlarsa…

Otobüsçülük de öyle…

Parayı öde, bin git değildir…

Yolcu da müşteridir ama kutsaldır.

Para kazanılan unutulan değil sanki kazanılan bir dosttur…

Otobüsler modern…

Otobüsçüler geleneksel…               

* * *

Şuan ki gidişat nasıl, nereye gidiyor otobüsçü?

Bakanımız bizi silmiş. Varsa yoksa uçak… Demiryolu… Asıl gövde biziz, otobüsçüdür gövde.  Sen gövdeyi bir kenara at kolla, bacakla uğraş… Kol bacak ta önemli tabi ama gövdeyi unutma. Otobüsçü hep olacak, ama bir badireden geçiyor.

Kriz var işçi çıkarıyorsun. Sen insanları sokağa nasıl atarsın. Biz kolayca insanlara git diyemeyiz, biz aileyiz. Çok ekmek yiyenimiz var.

Böyle devam ederse bende işçi çıkarmak zorunda kalırım. Ama ben ne yapıyorum bu seneyi zarar karşılayayım götüreyim ama orada öyle değil.  Fabrikada günde 100 araç üretirken düştü 10 araca. Fabrika işçiyi devam ettirirse iflas edecek. Öyle bir problemde var.

Bize zarar veren bu hükümet kadar bir hükümet gelmemiştir. Politikası böyle, otobüsü görmüyor. Bizde de iş yoktur bizi yönetenlerde de iş yoktur. Bir gün beni aradılar “abi biz kontak kapatıyoruz” dediler… Ben kapatmıyorum dedim. “Niye kapatmıyorsun” dediler… Ben sizin neyinize güveneyim… Ticaret çok hassastır. Ticareti bilende yapıyor bilmeyende.

Üç kişi bir araya geliyor firma kuruyor. İş sadece firma kurmak ta değil,  daha ötesinde yapılanma gerekiyor, sizin görüşünüz nedir?

Bende iki tane yabancı araç var ben bu araçlara yanlış gözle bakarsam benden de gidecek. Benimle çalışacak adam benim gibi olması lazım, aynı düşünmemiz lazım.

Rekabet yapmak çok kolay değildir. Rekabet yapan biter. 2003’te Setralar Türkiye’de yoktu. Setralar geldi iyi iyi filo kurdu, para kazandı. Sonuç nedir? Sana yanlış yaptı ona yaptı buna yaptı hile yaptı… Cenabı Allah sen bu işe layık değilsin bu iş seni aşmıştır dedi… Ben de çok kez söyledim beni bu işe karıştırma diye…                              

Şimdi nerede?

Bir firmanın sahibi,  eski araba çalıştırıyor.

Benim her zaman üç dört tane arabam olmuş. Mustafa bir araba verdi bir milyara.  İki sene çalıştırdım çok güzel paralar kazandım. Sen iyi tanırsın, adı lazım değil hayatta kimseye bir çay ısmarlamaz. Öyle bir adam ki ağzı yumuşak yüreği pislik. Dedim ki sen yaşta benden büyüksün. Benim memleketin nüfusu 100 bin, 100 bin nüfusun içinde benim ailemi tanımayan yok. Benim altı tane kardeşim var herkesin cenazesinde, düğününde ne olursa olsun herkes çocuğunu emanet eder.

Benim ailemde öyle çöpçü olsun kim olursa olsun işini bırakır cenazeye gider.

Benim bir köy var 10.500 nüfusu var. O köy gelse bana dese ki muhtar ol iki tane muhtar adayı var 4200 tane seçmen var.  4200 kişi oyunu sana koydu sen muhtarsın. Büyüklerin sözü var “Ne ekersen onu biçersin” diye.  Benim babam 35 sene muhtardı.

Senin gibi bir adamı nasıl kaybederler?

Sen beni küçük gördüğün zaman ben sana tekmeyi vururum. 

Müşteri sadece bugün aldı yarın aldı değil daha önce alışverişin olmuştur, bitti o senin dostundur.  Öyle bakmazsan kaybedersin.

Benim tanımadığım bakan genel müdür yok. Ben milletvekili çok kolay olurdum. Niye olurdum biliyor musun? Hep, çevremizle bir dostluğumuz vardır, merhabamız vardır. Okumuşluğumuz yok. Ticareti nasıl yapıyorsun diyeceksin…

Zekâ var tamam eğitim olmayabilir ben bir gün bir toplantıda Mercedes’te söyledim, ben dedim ki; otobüsçü eğitim almamış olabilir ama otobüsçüde yürek var zekâ var dedim. Cesurdur. Zirvelerde hep anlattım otobüsçünün yolu virajlıdır yokuşludur ama düzgün adamdır yüreklidir. Tabi biz gerçek otobüsçüden bahsediyoruz.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

13 Temmuz 2009, Sayı: 421

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir