FABRİKANIN ÖYKÜSÜ -I-

 Otomarsan’ın kuruluş hikayesini yazmıştım…

İlk genel müdür Tahsin ÖNALP beyefendi ile sohbeti de…

Bu gün de ilk İmalat Müdürü Bedirhan ÇELİK beyefendi ile sohbetten nakledeceğim…

 

Davutpaşa fabrika binası yapılmış lakin üretim için gerekli hiçbir şey yok…

Çalışacak eleman bulmak ta büyük sıkıntı var…

Almanya’dan fabrikanın her bölümünde çalışacak ve işi öğretecek

Her kısmın başında bir Alman vardı…

Almanya’da ustalık yapan Almanlar burada ustabaşı olarak gelmişti…

Türk işçiler onların yanında başladı işe.

Almanlar liderlik yapıyordu…

Tezgâhlarından tutun masalarına sandalyelerine kadar fabrikayı kuruyorlar

O zaman fabrikanın içerisine kuşlar uçuşuyor…

Sıfır bir bina Davutpaşa’da…

 

 

Bedirhan ÇELİK ‘ten o günleri dinleyelim…

Almanya’dan gelen tornavidaydı…

Bir iki tane tezgah vardı…

Bakım atölyesinde perçin için hiçbir şey yoktu…

Üretim safhasına gelelim….

Şimdi Mercedes Benz üretimi planlarken 5 gün esasına göre ve tek vardiyada olmak üzere günde 0,6 yani haftada 3 otobüs esasına göre tek vardiya ve 5 gün çalışma…

Biz günde 5’i bulduk o daracık yerde 302, 302 S 303’e geçinceye kadar sürdürdük…”

 

Şimdi günde 13…

O zaman günde değil haftada falan Hatta 15 günde bir…

İlk arabayı 1 ayda çıkardık…

Ondan sonra yavaş yavaş yarım araba… Malzeme tedarikleri sorundu daha çok ürün yaptığımız için daha fazla sorun…

O zaman birde bir avantajımız vardı çok makine ile değil de çok el işçiliği ile yapıyorduk…

 Saç ve boru olduğu sürece yapılıyordu…

Yani ön tamponun altında saçlar var onları yapmak için ahşaptan model yapıyorsun…

İki başından sacı teslim ediyorsun yanından tokmaklarla vurarak o sacı yapıyorsun yan sanayi aramana gerek kalmıyordu…

Ama ayda bir arada ya da 15 günde bir araba yapıyorsun…”

 

Tahsin Bey benden evvel başlamış ama iş yok…

Ben imalat müdürü olarak girdiğim için bütün bu sorunlar Almanya’dan bazı elemanlar gönderdiler…

Bizim bir şansımız oldu…

Onu bilhassa söyleyeyim bunu çok kişi bilmez…

Bizim yanı başımızda

Vatan Mühendislik Okulu vardı…

Özel okul…

Biz oradan 60-70’e yakın işçi aldık…

Gececiler…

Onların hepsi sanat enstitüsü dediğimiz mezunları ve mühendislik mektebine başlayan çocuklardı…

Yoksa bizim işin işinden çıkmamız mümkün değildi…

Seri üretim yapacaksınız dolayısıyla resimlere uygun olması lazım…

Oradan şanlıydık o çocuklarla çok şey yaptık…

Orada o şansımız iyi oldu birde ustabaşlarının yanına üretimi anlatırsam size bir defa parça üretim yapılan yer var saç ve boru işiydi…

Ama binlerce değişik parça boru alıyorsunuz düz boru onu şekillendireceksiniz…

Otobüsün ön göğsü en zor parçamızdı bir tane pres açıp bir pres….

Gerilimli bir tabiri vardı onun sacı sağdan soldan mengenelere bağlıyorsunuz alttan kalıbı itiyorsunuz…

Öyle şekillenecek ısıtarak köşeleri tahta tokmaklarla o şekli veriyorsunuz…

4,5 saat sürüyordu bir tane göğsü yapmak…

Öyle zor bir şey…

 

Kalıpta ahşap kalıp…

Sonra onun bilhassa konturlarının çelikle yaptık ki aşınmasın fazla diye…

İlk kalıpçılığımız bahsettiğim gibi kalıp ahşaplarla oldu birde arka sağ ve köşeleri oda üç boyutludur…

Rahat çekiyorduk ama ön göğüs zordu…

Ama diğer başka yerlerden parça alınıyordu…

Birde kablo üretimi kendi içimizde yaptık onunda”

 

Evet…

Cidi imkansızlık…

Zorluk…

Bir de bürokrasi ile boğuşma cabası…

 

Bedirhan Çelik, Yabancı Sermaye Kanunu için “köstekleme kanunu” diyor

“Yabancı Sermaye Kanunu istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz …

Burada, Yabancı Sermayeyi Destekleme Kanunuydu ismi…

Ona “köstekleme kanunu” diyorum…

Her şeye müdahale ediyorlar.

Ustabaşlarının oturumunu uzatacağız… ‘Devlet Planlama’ya gidin’ diyorlar..

 Gittik…

Hikmet Çetin’di…

Büyük ihtimalle.

Oradan müsaade alıyorsunuz…

Bizim 15 bin işçimiz Mercedes’te  Almanya da çalışıyor…

Yabancılara neden müsaade vermiyorsunuz…

Yıl veriyorlardı…

Yıl yıl git…

İşi bilmiyorlar…

İşi anlatmak lazım…

Ben bunları anlatıyordum…

İyi niyetle anlatınca…

Hele onları kandırmayacağınızı anlayınca her şeyi yapabilirsiniz Türkiye’de…”

 

 

Zorluk …

Sıkıntı …

Çok fazla …

Lakin şans ta var…

Bizim bir şansımızda vardı onu söylemek lazım…”

Biz hep Mercedes’in  en üst kademesiyle temas içindeydik…

Neden mesafe fazla değil…

3 tane yönetim kurulu üyesi vardı…

Bizim yönetim kurulunda 

OTOMARSAN da…

Almanya’da da tepedeki adamlardı…

Üretimden, pazarlamadan, finanstan sorumlu daha ne olacak ki…

Dieter Zetsche…

İle anım var…

Zetsche…

Bu gün Daimler in CEO su…

Arjantin’e gittiğimiz zaman ben ve eşimi havaalanında karşıladı…

Babası İrfanlı Barajı’nda kontrol mühendisi. İdi…”

 

Devam edecek….

 

 

 

 

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası, 

11 Mayıs 2009, Sayı: 412

 
 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir