FABRİKANIN ÖYKÜSÜ –III-

 

Türkiye Otobüs Tarihine Not Düşmek açısından çok önemsediğim bir söyleşiden notlar aktaracağım.

Keyifle okuyacağınızı umuyorum.

Bugün Türkiye’de üretilen otobüsler tüm dünyaya satılıyor.

Türkenbus… Bustürki… ün yaptı.

Otobüsün beşiği Almanya’ya Türkiye’de üretilen otobüsler satılıyor.

Kamyondan bozma ağaç kasalardan geldik.

Otobüs üretiminin kabesi olduk.

Başarı kolay gelmedi.

Engeller…Zorluklar… İmkansızlıklar…

Yokluk… Deneyimsizlik… Bilgi yetersizliği…

Azimle ve sabırla aşıldı sorunlar.

Bu dikenli yolda emeği geçen kahramanlar sayesinde aşıldı.

İşte bu söyleşiyi üretim cephesinde kahramanlardan önemli bir şahsiyetle yaptım.

OTOMARSAN’a işçi olarak girip bu gün montajdan sorumlu müdür Altan Oğralı.

Bu söyleşide…

Fabrika nasıl kuruldu?

İlk otobüs üretiminde neler yaşandı?

Kalite yolculuğu…

Uykusuz geceler…

Avrupa’ya ilk ihraç edilen otobüsler…

Kırılan otobüsün ön camları…

Tansiyonu yüksek cam…

Zor takılan otobüs kapıları…

Kalorifer sorunları…

İlk klima montajı…

 

İŞİNİ YAP, NE YAPARSAN YAP

Zaten Otomarsan kültürüydü bu.

Otomarsan kültürü bitti.

O zaman öyle olması bir kazançtı.

Büyüyünce dağılıyor o kültür.

* * *

Önce atölyede çalışıyorlardı.

Tezgâhlar, sandalyeler, masalar atölyede yapılıyor…

 Tezgâhları bitirdikten sonra tüm çalışanlar fabrikada çalışmaya başlıyor…

Bir avuç insan.

Almanlar ve onların yanında birkaç tane Türk ile beraber…

* * *

Altan Oğralı’yı dinleyelim;

“İlk işçilerden biriyim. İşçi olarak girdim OTOMARSAN’a.

 Ben buraya girmeden evvel motor meslek lisesi mezunuydum.

Ve çok şanslı bir dönem geçirmiştim, askeriyenin açmış olduğu orta sanat okulları vardı.

Ben oradan yetişmeyim. O yaşlarda motor yenileme ustasıydım.

Geldiğimde şuan ki bulunduğum pozisyonda Almanlar liderlik yapmıştı.

Diyelim ki imalatta dokuz kısım varsa dokuz tane Alman başlamıştı.

Her kısmın başında bir Alman vardı.

Almanya’da ustalık yapan Almanlar burada ustabaşı olarak gelmişti.

Biz onların yanında başladık işe. Önce bizim bir atölye grubumuz vardı.

Bu atölye grubuyla fabrikayı kurduk.

Tezgâhlarından tutun masalarına sandalyelerine kadar. Fabrikayı kuruyoruz, o zaman fabrikanın içerisine kuşlar falan uçuşuyor.

Sıfır bir bina Davutpaşa’da.

Daha sonra oraya eleman imtihan ederek aldık… Bu elemanların büyük bir bölümü Magirus’tan geldi. O adamlar o sırada Magirus’u yapıyorlar.

İlk başta Magirus’un olması bizim yararımıza oldu.

Onların bize faydası oldu otobüsü görmüş kişiler vardı, onlarla çalıştık.

Ayrıca o dönemde göçmen geliyordu Türkiye’ye Yugoslavya, Bulgaristan’dan.

Onlar vardı. Bu işe yatkın adamlarla başladık. Yoksa Magirus gibi sıfır adamlarla başlamış olsaydık biraz daha bocalama geçirirdik. Öyle olunca biraz rahatlıyorsunuz, birde yaptığınız otobüs Mercedes, ben yaptığım işle çok övünürüm ama yıldızı da unutmam. Herhangi bir marka ile çalışmış olsaydık belki bu kadar zirve yapamazdık. Bir tarafta yıldız bir tarafta bizim başarımız ikisi bir araya gelince güzel bir birliktelik oluştu.”

 

İLK O 302… VE  BİR ANEKDOT…

Kadir Has fabrikadan çıkmazdı.

Hatta onunla ilgili bir olay olur…

Bir gün Kadir Has geliyor, fabrika kapısında…

Fabrikaya girmek istiyor güvenlikteki adam tanımıyor.

Ben buranın sahibiyim diyor Kadir Has.

Güvenlikçi “giremezsiniz, siz buranın sahibiyim diyorsunuz ama ben sizi tanımıyorum” diyor… böyle olaylarda yaşanmış o dönemlerde.

Altan Oğralı;

 “Hatta o kadar ilgilenirdi ki biz ilk 302’yi bitirdik ki; günler, aylar çalışmışız.

 Ta… şaseden… saç kaplaması… boyanması…

Kanala gelip motorun takılıp çalışması…

O zaman hiç gözümün önünden gitmez…

Birde sandalye getirdiler, ben işçiyim o dönemler… Kadir Has sandalyeye oturdu…

 Bedirhan Çelik yeni imalat müdürü genç…

Araba çalışmıyor… Erkul diye bir arkadaşımız vardı mekanik kısmına bakan…

 Niye çalışmıyor tek tek baktınız mı dedi Bedirhan Bey…

Baktık efendim… uğraşlar sonucunda nihayet çalıştı, herkes bir oh çekti.

Kadir Has’ta sigara mı puro mu yaktı şu an net hatırlamıyorum.

İlk otobüsü üretiyorsunuz Magirus’tan sonra…

Herkes ilk başlangıçta çalışmasını bekliyor tabi… güzel bir anımız olmuştu.

Herkes sevindi, ilk araba çıkarıldı.

Hatta araba biraz yan gidiyordu.

Biz açılış gününde sergilediğimiz otobüs, bizim banttan ikinci çıkardığımız arabadır. Ürettiğimiz ikinci arabadır. Biz o gece de öncesinde de iki gün eve gitmedik başımızdaki Almanlarla beraber.

 Öyle ki o gün yemek stantları dizilmiş envai çeşit yiyecek içecekler… Açılış yapılıyor…

Daha sonra ilk ürettiğimiz arabanın arkasını düzelttikten sonra esas gösteriye çıkan ikinci üretilen otobüstür.”

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

25 Mayıs 2009, Sayı: 414

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir