KLİMANIN HİKAYESİ… (SAFKAR) -6-

 SAFKAR MARKASI DOĞUYOR

 

Safkar… Ege Soğutmacılık 1988’de kuruldu…

Kurulduğu dönem “Sütrak” piyasayı kasıp kavuruyordu.

Almanlar Atilla abiye “Türkiye pazarı küçük yatırım yapmayız” demişlerdi.

Sonra yatırım yaptılar…

Öyle ki otobüsçüler “klimalı otobüs” yerine “Sütraklı” otobüs demeye başlamıştı.

Ege Soğutmacılık böyle bir dönemde kuruldu…

Sütrak’ı çağrıştıran bir isim düşündüler…

Safkan” ve “Safkar” isimlerini tescil ettirdiler…

“Safmak” ismi için de müracaat etmişlerdi… Lakin bu ismi tescil edemediler.

Aradan iki yıl geçti…

İkili ortak yollarını ayırdılar… Ali… Ayrılmak istedi.

Ayrıldılar…

Ali “Safkan” oldu…

Atilla da “Safkar”…

Ali “Safkan” markası ile 20’ye yakın cihaz üretti…  Ve bu işi bıraktı.

Atilla “Safkar”la yoluna devam etti.

Yiğit lakabı ile anılır derler… Atilla da Safkar Atilla oldu…

Atilla ağabey bakın o günleri nasıl anlatıyor:

O aralar Ali ile ayrıldık. Ali’den ayrıldıktan sonra hayatım çok farklılaştı.

Çekleri kestim verdim Ali’ye… 15 gün sonra Körfez Krizi patladı 1990 senesi.

 Allah hep insanlara fırsatlar getiriyor.

 İşler bıçak gibi kesildi… Sıfır… Çekleri kesmişim.

 Bir iki ödedim sonra tıkandım, çekleri ödeyemiyorum.

  Hiç unutmuyorum… Dostlar öyle günlerde lazım oluyor.

Bazı dostlarım karşılıksız yardım ettiler…

 “Birileri”de herkese Atilla batıyor… O’na para vermeyin diye tavsiyede bulunmuş.

Verenler oldu… Vermeyenler de oldu… Yapacak bir şey yok.

Bir çek’in vadesi geldi… Ne yapacağım diye düşünüyorum.

Karşılıksız çıkacak çek.

O günü hiç unutamıyorum yaklaşık 11.30 civarıydı.

11.30’da bankadan aradılar 25 milyon hesabınıza yattı diye.

25 kuruş olmayan bir adamım… 25 milyon… Bir arkadaşım göndermiş.

Bana sormadan… Benim sıkıntımı bildiği için İstanbul’dan Salih Dilli…

Hiç unutamam.

Tüm parasını bana göndermiş.

O gün o para gelmeseydi… Çekim karşılıksız diye lekelenseydim…

Bugün buralara gelemezdim.

Hayat her zaman sürprizlerle dolu…

Üzüntülerle dolu… Bunları dostlar vasıtasıyla atlatabiliriz…

İnançla aşabiliriz…

*

Evet hayat sürprizlere “gebe”…

 

KUL SIKIŞMADAN…

Körfez krizinin devam ettiği günler biz küçücük adamız, iyice sallanıyorum…

Herkes görüyor. Hiç unutmuyorum; hanımın kooperatif parası vardı, onları bile aldım. Kadıncağızın maaşlarını bile alıyordum. İsteyeceğim yerde… Yüzüm de kalmadı.

Bir gün sonra ne isteyeceğim yer kaldı ne de bir şeyim kaldı.

Gene böyle bir çekimiz var.

O gün geldik işimize… İçerde beyaz bir Mercedes araba…

Bizim Salim Bozhaydar (Has Turizm’in “al eğit” dediği adam… sonra da Safkar  Antakya bayi ve servisi yapmıştım) ile beraber Suudi Arabistanlı bir kişi…

Biz o sıkıntımızı bir anda unuttuk…

Misafir gelmiş ne kadar güzel bir şey…

Körfez krizi biteli 2-3 gün oldu.

Salim Usta bizim servisimiz… “Suudi Arabistan’dan sevdiğimiz bir insan… Bunlar klima istiyorlar…” dedi

Hemen yaparız dedik.

Hiç unutamıyorum… Allahın insanlara lütfu… Kul sıkışmadan Hızır yetişmez diye bir söz var.

Bunun gerçek manasını yaşayan bir insanım.

Beyaz ceketinin cebinden 100 bin dolar para çıkardı.

Masaya bıraktı al bu parayı dedi…

Anlaşma yaptık el yazılarıyla… Bir ay sonra bir tırı doldur bana gönder dedi.

100 bin dolar benim hayatımın en büyük dönüm noktalarından bir tanesidir.

Türkiye’de klima sektörünün gelişmesine o 100 bin dolar sebeptir…

Bir ay içerisinde 10 tane malı yükledim ve yola çıkardık.

O tarihlerde biz ihracatı bilmiyorduk…

Gittim bir de ihracat belgesi aldım…

Yoksa başka türlü ihracat yapamazsın.

Bunlardan sonra her şey ağır ağır açıldı. Büyümeye başladı, gene bir sezon geldi.

 Borçlarımızı ödedik. Bugüne 450 kişinin çalıştığı bir sektör haline getirdik.

* * *

O tarihlerde rakipleri vardı Safkar’ın… Konvekta.

Sami Evkuran…

Sami Ağabey ekonomik açıdan durumu iyi olan kişidir.

Cesaretli insandır… Otomotivi bilir…

Bursa’da önemli şahsiyettir…

Atilla beyin de bir özelliği… kendisiyle barışıktır… Kimseyle kavga etmez.

Rekabet etmez… Sami Evkuran’a da “Sami ağabey” diye hitap ederdi Safkar Atilla.

Sami beyde samimi… İyi insan… Tüccar.

Atilla’yı da sevdi… Birbirlerinden yedek parça alıp verdiler…

Çok sıcak… Mütevazı ilişkileri oldu.

Hatta Atilla “Sami ağabey keşke ortak olsaydık” demiş.

90 yılından 95 yılına kadar ortaksız çalıştı…

 Erdoğan Erdil’le ortaklıktan sonra Sami ağabeye gel bizim ortağımız ol dedi.

“Erdoğan Erdil gibi bir arkadaşımız var sende bizim aramızda olsan ne güzel olur” diyerek Sami ağabeye söyledik.

Sami Evkuran “Tamam çocuklar bende sizinle ortak oluyorum”

“Hiç unutmuyorum 500 bin dolar para vermişti.

 Hemen o 500 bin dolarla fabrika binamızı yerini satın aldık.

Fabrika binamızın imalatına başladık. Kiradan kurtulduk, kendi öz malımız oldu.

Fabrika haline getirdik bu işi, büyüttük.

Şu anda 15 bin, yıllık kapasite.

15 bin adet ürün yapıyoruz. Dünyanın 10 tane firmasından bir tanesi sayılabilecek durumundayız.

Türkiye’nin 843’üncü firmasıyız. 450 kişinin çalıştığı bir aileyiz

86 tane sadece ülke içinde bayi ve teşkilatımız var.

 26 ülkede bayilerimiz ve servislerimiz, 8 ülkede sadece servislerimiz var.”

* * *

Devam edecek…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

13 Nisan 2009, Sayı: 408

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir