KLİMANIN HİKAYESİ… (SAFKAR)-2- KIRIK STOP LAMBASI

Tavuk… kablo… ve fare

Yu-Pi tavukçuluk vardı… ünlü firma idi.

Atilla Üner genç elektrik teknisyeni…

Baba ÜNER elektrik ustası… deneyimli usta.

Yu-Pi tavukçuluk ve ortak iş yaptığı Tanör Tavukçuluk… büyük tavuk kümesleri vardı.

Türkiye haricinde ihracatta yapıyordu Yu-Pi tavukçuluk…

Özellikle Irak’a…

Yu-Pi tavukçuluğun elektrik tesistlarını  yapıyorlardı.

Jenaratorler… bobinler vs…

Bu arada Yu-Pi tavukçuluğun başına bir sorun geliyor…

Tüm elektrik tesisatlarını kablolarını fareler kemiriyor…

Ciddi bir sorun… bu sorunu  Atilla ÜNER çözüyor…

 Atilla abi o günleri şöyle anlatıyor…

* * *

 

“Bizim bu yaratıcılığımızdan dolayı ya bunlar çok yaratıcı… yaptılar bu dertten kurtardılar bizi… taşıma derdinden de kurtarırlar düşüncesiyle bize bir teklif yaptılar. Arkadaş gel bakalım şu kamyonlarımızı firigorifik hale getir. O zaman anladım ki bunlar yumurtaları alıyorlarmış damızlık yumurtaları… Irak ile bir anlaşma yapmışlar. Irak’a her hafta damızlık yumurta gidiyor. Ama damızlık yumurta ünlü 1210 kamyonlar var her tarafı makaslı, süspansiyon diye bir şey yok, frigo diye bir şey yok, saç kasa içine dolduruyorlar yumurtayı öyle gidiyor. Oraya gidinceye kadar çoğu zaten pişiyor. O sallantıda embriyolar dökülüyor, yumurtanın yarıdan fazlası ölüyor… dediler ki biz çok zor durumdayız, ne yapalım? Düşündük düşündük… klima arızaları yaptık ki kendimizi klimacı gibi görmeye başladık…

Tamam, biz bunu yaparız…

O günleri hiç unutmuyorum..

Bana dediler ki al Atilla… 500 bin para verdi bize, çıkardı bir deste parayı.

Parayı aldım… bir taraftan para hoşuma gidiyor…

Bir şey bilmiyoruz…

O akşam ne yaparım diye düşündüm…

Bir buzdolapçı arkadaşım vardı.

Arkadaşıma dedim ki Ali ben elektrik işini biliyorum, pazarlamacılığı da az çok yaparım, gel sende soğutmayı biliyorsun…

 500 bin lira para var elimizde…

 İstanbul’da bir şeyler bulalım bu işi yapalım…

 Çalışmayı çok sever ama parayı da çok seven bir arkadaş.

Ben bildiğim işi yaparım dedi…

Defalarca kapısına gittim 3-4 gün neyse gide gele ikna ettim.

Ali Dinçer’in arabaya bindik…

Arabayı gemiye koyduk. O zamanlar İstanbul İzmir arası gemi çalışıyordu.

İstanbul’u biliyorum az çok…

Yaklaşık 4-5 gün aradık…

Komprasör arıyoruz…

Klima arıyoruz…

Beşinci gün hiçbir şeyini toparlayamadık…

Bu işten umut kestik boynumuzu bükerek…

Biz bu işi yapamadık diyeceğiz…”

* * *

Rüya bitmişti… artık İzmir’e dönecekler…

Atilla abinin eski bir  arabası var… stop lambası kırık…

İzmir’de bulamamış…

Sirkeci’ye stop lambası almaya gitmişler…

 

* * *

Atilla abi  “Lambayı buldum satın aldım…

Yaşlı bir adam çocuklar ne yapmaya geldiniz buraya dedi. Soğutucu yapacaktık… malzeme aradık bulamadık.

Şansımız yokmuş geri gideceğiz.

Ne arıyorsunuz anlatın bakayım dedi.

Bunları insanoğlu kendisi yapmıyor yaratıcı önüne çıkarıyor. Oturduk anlattık böyle böyle bir hikâyemiz var.

Dinledikten sonra dedi ki sizin dediğiniz gibi bir şeyi Koşuyolu’nda Başaran Ulusoy diye birisi var…

O bu işi yapıyor galiba… gidin oraya dedi.

O dakikada her şey değişti. Bir anda o sevincimi mutluluğumu hiç unutamam…

Hemen taksiye bindik yeri bulduk…

Beşiktaş Yıldız yokuşunda, hiç unutmuyorum orayı, üniversitenin karşısında bir bürosu vardı.

 Başaran Beye ulaşmak için üç tane sekreter geçiyorsun… Başaran Beyin yanına girdik…

Bizi Sirkeci’den falanca amca gönderdi.

Sende böyle bir şey varmış bize anlatır mısın ne yaparız? Koşuyolu’nda böyle bir depom var…

Orada galiba böyle bir şey var. 

Haydi… biz karşı tarafa geçtik. O zamanlar meşhurdu Fenerbahçeli Fikret Ağabey, müdürlüğünü yapıyormuş. Futboldan bahsederken Fikret Ağabeyle bir samimiyet ortamı oldu. Sizin istediğiniz bir şey şuradaki hurdalığın içinde olabilir dedi…

Saçlar birikmiş, saçların arasından ayırdık ayırdık… kamyon soğutucusu daha ambalajında duruyor hurdalığın içinde. Otobüs değil kamyon soğutucusu arıyorum ben. Onu bulunca o dakika mutluğumu dünyanın hiçbir şeyine değişmem. Hemen çıkardık onu koyduk bir kenara…

Ondan sonra doğru Fikret Ağabeyinin yanına.

Hemen doğru Başaran Bey’in yanına…

Evet dedik biz bulduk ne kadar istiyorsun bunlara…

Hiç unutmuyorum 2,750 istiyor tanesine…

Bizde var 500. Bizim bu kadar paramız yok…

Biz sana bir kaparo verelim…

Akşamda bizim Yu-Pi’nin patronuyla görüşelim dedik… tamam derse yapalım… O zaman telefon nerde sabah telefon yazdırıyorsun bir günde ancak İzmir’e bağlanıyor… Sabahtan akşama kadar bekledik telefon bağlansın diye. Yu-Pi tarafından hemen tamam dendi. Yu-Pi’nin ortak olduğu Tanör Tavukçuluk vardı. Reha Ağabey böyle böyle bulduk iki tane, kaparoyu da verdik, tamam diyorsan parayı gönder alayım dedim. Tamam Atilla hemen alalım dedi…

 3 günde para geldi. Biz 3 gün İstanbul’da süründük…”

* * *

Haftaya 8 klimanın komisyonu 4000 marka kurulan SAFKAR’ın, klima üretmeye başlamasının serüveni….

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

16 Mart 2009, Sayı:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir