DEBİS’İN HİKAYESİ

İzmir’deki açılışta Bay Koller, DEBİS’in ilk kredisini Has Otomotiv müşterisine verdiğini söyledi.

 Ben bu kredinin hikâyesini, perde gerisinde anlatmaya çalışacağım.

DEBİS kuruluyor…

Başında Franz Koller, Mercedes Finanstan Osman Nuri Aksoy ve Mercedes Bayi Yönetiminden Özlem Başara çekirdek kadro.

Ciddi, uzun bir çalışmadan sonra kredi vermeye hazır olduklarını düşünüyorlar.

Bay Koller, Mustafa Dinçer’i arıyor.

Diyor ki “bize bir otobüs kredisi kullanacak otobüs müşterisi göndermeni rica ediyorum” der.

Tabi Koller ve Mustafa Dinçer’in dostlukları Otomarsan’a dayanıyor, beraber çalışmışlar… Koller muhasebede çalışırdı.

Eski dostluk var.

İlk krediyi verecekler…

İşi bilmiyorlar… Hem müşteri lazım, hem de sakin bir müşteri.

Tahammül edecek.

Mustafa Dinçer hemen Aslan Bayram’ı arıyor. Gel Aslan seni Mercedes’in Finans kuruluşu DEBİS ile tanıştırayım diyor.

Hala DEBİS diyoruz çünkü yiğit lakabıyla anılır derler ya… İstediğin kadar Mercedes-Benz Finans de… Sektörde DEBİS olarak biliniyor.

Dinçer, Aslan Bayram’a “seni Mercedes-Benz Finans’a yolluyorum oradan kredi kullanacaksın” der.

Peki, olur ağabey diyor Aslan Bayram.

Mustafa Dinçer’de yalnız diyor seni çok yoracaklar, ilk krediyi verecekleri için seni yorabilirler, tahammül edeceksin.

Peki, ağabey diyor.

Camiada da bilindiği gibi Aslan Bayram, efendi, sakin bir adamdır.

Ve DEBİS’e gidiyor, görüşmeler başlıyor…

Kredi hikâyesini Koller’den duydum, Mustafa Dinçer’den de Aslan Bayram’dan da Özlem Başara’dan da… Kredi hikâyesi böyle.

İlk kredi müşterisini Özlem Başara’ya da soralım Aslan Bayram mıdır?

Evet dedi Özlem Başara, aslında sadece otobüste değil genel ilk müşterimiz, yani ilk defa kredi vereceğiz…

Daha doğrusu tüm çabaları hazırlıkları gerçeğe dönüştürecek ilk kredi, yani işi gerçeğe dökecekler.

İyi huylu bir müşteri gönderdi sağ olsun Mustafa Bey, Best Van’ı Aslan Bayram’ı.

Özlem Başara, Aslan Bayram’la tanışıyoruz diyor. Mercedes’te çalışırken Van’a gittiğimizde evine’de yemeğe gittik.

1999’da kuruldu DEBİS, ilk kredi 2000 yılının Ağustos ayında verildi.

Aslan Bayram bayağı gidip geliyor… Anlaşıyorlar faizde. Hesap kitap yapıyorlar.

Daha sonra, Has Otomotiv satışta Mehmet Sezer vardı, damga vergisi var mı diye soruyor.

Özlem’de o da ne diyor… Sonra öğreniyor ki damga vergisi diye bir şey varmış.

Aslan Bayram’a tekrar söylüyorlar, bak bir vergi daha var damga vergisi.

Aslan Bayram ona da bir şey demiyor.

Bütün süreçler bitmiş, işi bitirmişler.

Aslan Bayram’a senet imzalatacağız diyor Özlem Başara, işi bitirdik ama 5-10 kere geldi gitti.

Senetlerin damga pulu yapıştırıldı, imzalandı, Aslan Bayram gece 10 gibi şirketten ayrılabildi. Şirket Davutpaşa’daydı o zaman.

Tabi bu kadar uğraş, gelip gitmeler pazarlık değil, işlemi nasıl yapacaklarını bilememekten, ilk defa yapmaktan.

Evrak getir, bilânço getir… bu olmuş, şu olmamış, senetleri imzala…

Ama sözleşme yok, çünkü ne tür bir sözleşme onun üzerinde çalışıyorlar.

Bankadan sözleşme alıyorlar, kanuna uygun, avukattan geliyor, mali müşavirden geliyor… Sıfırdan başlandığı için evrağın yok, bir şeyin yok.

Özlem Başara’nın elinde, Koç Finanstan da bir sözleşmesi var.

Örnek alıp aynısını yazıyor. 

Bu arada bazı yerlerini ekleyip çıkarmış.

Kafalarına göre bir sözleşme imzalatıyorlar.

Hiçbir onayın olmadığı bir sözleşme, mali müşavirin, hukukçunun onayının olmadığı…

İşte diyor Özlem, iş bitince kutlamaya gittik.

Öyle bir iş başarmışlar ki kutlamaya gitmişler.

Aslan Bayram damga vergilerinin de paralarını getirmiş.

Biz parayı alamayız, bankaya götürüp yatıracaksın diyorlar.

Özlem, müdahale ediyor alın parayı sorumlusu benim diyor.

Aslan Bayram’a sordum, anlattıktan sonra çok uğraştırdılar dedi.

Otobüsü aldıktan. Bir kaç gün sonra bakmış otobüste rehin yok.

Koymamışlar, bilmiyorlar…

Gitmiş iki gün sonra demiş ki, Özlem Hanım rehin koymayacak mısınız ruhsata.

Özlem, rehin ne demek demiş.

Aslan Bayram’da sen yazıyı yaz ben rehin koydururum.

Sonra ne yazacağım demiş.

Aslan Bayram bir dakika diyor, yanında getirdiği örneği gösteriyor. Ona bakarak yazmışlar.

Sonra götürüp rehin koydurmuş DEBİS’e vermiş.

Çok güzel bir hikâye…

Mustafa Dinçer’de başından söylemiş seni çok uğraştırırlar ama git… Benim hatırım için bir kredi al…

 

Latif Karaali, 402 sayı

02 MART 2009, Ulaştırma Dünyası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir