YILLAR VE YOLLAR 8

Bugün otobüsler çok daha yüksek teknoloji ürünü, güvenli ve konforlu.

Yollar daha güzel.

Ama eskiyi bilenler yaşayanlar o zamanları özlüyorlar.

Egzozla ısınan, tahta oturaklı otobüsler mi özlenen…

Kazanılan para mı?

Hiçbiri değil.

Asıl özlenen dostluk.

OTOBÜS ŞOFÖRLERİNİN SAYGINLIĞI

İşte bu hoşgörü ve sevgi o dönemin şoförlerinin toplumda çok saygın bir yer edinmesini de sağladı. Çalıştıkları bölgelerde herkes tarafından tanınan bilinen kişiler aslında yokluklara ve zorluklara rağmen hayatlarının en güzel günlerini yaşarlardı. Halil Ak

Aker Turizm Yön. Kur. Bşk.

Beldenin kaymakamı varsa o beldenin şoförleri kaymakam kadar bir çok şeylere sayılan sevilen her gittiğin yerde altına sandalye verilen kişiydi.

 

Mehmet Niyazoğlu

İzmir Otobüsçüler Derneği Bşk

Şimdi eskiden şoför dediğin zaman veya bir toplu bir yere gittiğin zaman vali, bakan gelmiş gibi adamı karşılarlardı. Niye ciddiyet vardı. Şimdi maalesef bu ciddiyetler kalktı. Şimdi vatandaşa şoför dediğin zaman beşinci sınıf vatandaş olarak sayılıyor. Hâlbuki kutsal bir meslek; malını canını namusunu o şoföre teslim ediyorsun. 

Mehmet Ali Doğan

Uzun yol kaptanı

Türkiye ulaşım hakkında nakliyecilik hakkında şoförün sırtında dönen bir işti. Ama şoförün kıymetini bilen hiç kimse yok. Devlet olsun, millet olsun indiği zaman şoförün kıymetini bilinmelidir.46 kişi direksiyon simitine bakar. Şoför bir hata yaptığı zaman 46 kişi dereye gider. Ama adamın kıymeti bilinmelidir.

* * *

Bugün memlekete yarım asrı devirmiş duayenlerin kullandıkları ahşap kasa otobüslerin yerini son derece modern, konforlu ve güvenli otobüsler almış durumda. Buna ek olarak yollarda eskisine göre çok daha elverişli hale geldi. Ancak bütün bu olumlu gelişmelere rağmen pek çok duayen o eski günleri arıyor. Belki eskinin otobüslerini ve yollarını değil ama o yıllarda sıcak ilişkileri yolcularla kurulan arkadaşlıkları ve mesleki içi dayanışmayı özlüyor.

 Ali Osman Ulusoy

A.Osman Ulusoy Şirketler Grubu Yön. Kur. Bşk.

Biz bir araya gelemiyoruz. Gelemiyoruz. Türkiye‘de çok otobüs var. Çok otobüse çok az para düşüyor. Para kazanamadık diyor.

 

Sena Kaleli 

Kamil Koç Yön Krl. Üyesi

Rekabet ve bilinç anlamında düşünürseniz bu dönemin şartları çok daha ağır. Çok daha fazla rakip var, çok daha fazla haksız rekabet var, vatandaş ucuz bilet almaya eğilimli olduğu sürece güvenliğinden fedakârlık ediyor. Böyle bir sıkıntı söz konusu.

 

Basri Mutlu

Beydağı Turizm Yön. Kur. Bşk.

Şimdi vatandaşında gücü yok oda gidip gelemiyor. Bugün bir İstanbul’a gidiş gelişi 40 milyon lira bu adamın sadece yolda bir şey yemese 80 milyon lira araba parası verecek. Bu vatandaşımızı çok çok etkiliyor.

 

Sezai Sak

Mersin Seyahat Yön. Kur. Bşk.

Adam 5 milyon dediğimiz zaman 5 milyona gidiyorsun adam diyor ki 5 milyona yemek yerim diyor. Bunu diyen yolcular var. Onun için şehirlerarası yolcular, kendi yolcun rakibine gidiyor. Öz yolcun. Biz bunu çok gördük. Kendi yolcumuz gözümüze baka baka oraya gittiğini gördük.

* * *

Her sektörde olduğu gibi otobüsçülükte de rekabet var. Ancak bunun farklı yanı bu rekabetin otobüs firmaları arasında oldukça abartılı bir biçimde yaşanıyor olması.

 

Sena Kaleli 

Kamil Koç Yön. Kur. Üyesi

Zaman zaman benim dahi içimden hayt diye araca girmek gelebilir. Çünkü sizi buna iterler, dürterler… Raconu var bunun, baskısı var, dayatması var. İşte şunu yapacaksın zorlamaları olur. Bunlara karşı durmak zorundasınız. Bu acımasız rekabet sektörde kar marjını iyice azaltıyor. Otobüsçüler arasında en iyi hizmeti sunma yarışından en karlı yolcular oluyor. Zamanında kaloriferi bile olmayan otobüslerde tahta oturaklar üzerinde saatlerce yol gitmek zorunda kalanlar şimdi konforlu ve ucuz yolculuğun tadını çıkarıyorlar.

 

Ali Acun  

İzmir Seyahat Yön Kur. Bşk.

10 milyona yakın bilet alıyorsunuz. Bir ulaşım yerine garaja 10 km veya 15 km uzaklıktasınız sizi gelip servis aracı alıyor. Getiriyor garajda bindiriyor. Gideceğiniz yere kadar hiçbir şey yemeğe ihtiyacınız yok. Her şey veriliyor. Birde indiğiniz yerden servise binip evinize gidiyorsunuz. Verdiğiniz para 10–15 milyon lira zaten senin masrafın 20 milyon,  nerde bunun kazancı. Arabalarda açık büfe diye tabir edilen ikram sistemi var. Ayrıca ikramları vermek için servis görevlileri var. Hepsi külfet eskiden böyle bir şey yoktu. Şimdi öyle değil çok kötü oldu ama bu rekabeti kendimiz yaptık. Bizden insanlar istemedi biz daha iyi yapacağız diye…

 

Galip Öztürk

UATOD Yön. Kur. Bşk

Dünyanın hiçbir yerinde otobüsten inen bir insanı evine kadar kimse taşımaz. İstanbul’un 80 tane semtine servis aracıyla biz Anadolu’dan gelen insanları kapılarının önüne kadar dağıtan bir sektör olduk. Sizi uçakla havaalanına gidersiniz uçağa binersiniz ve uçar gidersiniz. Ama sizi bir yerden bir yere götürmez evinize kadar taşımaz. Trenle gittiğinizde yine böyledir ama otobüsçülük rekabeti kendi içinde yapıyor. Uzlaşmalı rekabet yapıyor.

* * *

ALTINDAN RÜZGÂR GEÇEN YATIRIM

Eskinin duayenleri mesleklerinin pirleri otobüsçülüğü kısaca altından rüzgâr geçen yatırım diye tanımlıyorlar. Yani milyarları hareket eden sürekli büyük risk altında olan emtiaya yatırdıklarını vurguluyorlar. Çoğuna göre bu bir çılgınlık. Ama hemen hemen hepsi de bundan başka bir iş yapamayacaklarını söylüyor.

 

Hasan Cengiz

Cengizler Şirketler Grubu Yön. Kur. Bşk. Yrd.

Arabasını satıyor 3 ay- 5 ay parasını değerlendiriyor bir yerde banka veya başka şekilde dönüyor dolaşıyor yine otobüse dönüyor. Hangi işi yaptıysa yine şoförlüğe dönüyor.

 

Mehmet Niyazoğlu

İzmir Otobüsçüler Derneği Bşk.

Adam tarlasını satıyor. Evini satıyor araba alıyor sonrada saçlarını yoluyor ama iş işten geçiyor. Bu sektörde fazla parası olan mecbur bu işi yapıyor. Arabasını yeniliyor.

 

Engin Kaya

Muavin

Sigara tiryakiliği nasıl olur. Sigarayı bırakamıyorsun hâlbuki 2 gün evde kaldığın zaman sıkılıyorsun. Bunalıma giriyorsun. Yola çıkmak istiyorsun. Alışkanlık haline gelmiş başka işte yapamıyorsun.

 

Saip Konukoğlu

Seç Şirketler Grubu Yön. Kur. Bşk.

365 gün ayaktasın arkadaş. Nasıl ayaktasın, yatmıyor musun? Yatıyorsun ama nasıl yatıyorsun gece bir telefon çalsa pikenle yorganınla kalkıp ‘aman, ne oldu? Arabada bir şey mi var?’ diye açıyorsun.  İşte hemen, ‘ölü ya da yaralı var mı?’ diye soruyorsun; hiç arabayı sormuyorsun. Soramazsın zaten. Önce -kimsede bir şey var mı?- canı düşünürsün mal sonra gelir. Bu kadar riske gireceksin ve bu işten para kazanmayacaksın… böyle şey var mı?

* * *

Artık 2009’dayız.

Zor bir yıl olacak.

Ona rağmen umutluyuz.

Ulaşım hiç durmayacak…

İyi yıllar…

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

29 Aralık 2008, Sayı: 393

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir