YILLAR VE YOLLAR 7

Otobüsçülerin ağzından hikayeler bize bir sektörün nereden nereye geldiğini gösteriyor. Bugünkü övündüğümüz otobüsçülüğümüz klima yerine sobanın, egzozun ısıtmayı sağladığı, konforlu koltuklar yerine tahta oturaklarda yapılan yolculukların yapıldığı zamanlardan geldi. Çok değil 60-70 yılın hikayesi bu gelişmeyi sağladı. Onun için yaşayan duayenlerimiz, emektarlarımızın anlattıkları bizler için çok önemli. Hepsi tecrübe dolu, anı dolu, adanmışlık dolu…

 

BİR OTOBÜS HİKÂYESİ

Bakın şimdi ben otobüsteki yatak yerinde abartmış olmayayım evimden daha temiz, titiz davranırım. Tabi otobüs benim evim sayılır. Evimde yatmıyorum otobüste yattığım kadar.

Sabahattin Kaptan güne işte böyle başlıyor. Tıpkı Türkiye’de şehirlerarası yollarda gidip gelen ve yolcu taşıyan binlerce otobüs şoförü gibi…

Otobüs yaklaşık 60 yıldır Türkiye’de yolcu taşımacılığında yaygın olarak kullanılan en önemli araç, tabi durum böyle olunca da otobüs günlük hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri haline geliyor.

Aslında otobüs Anadolu’da 2 bin yıldır yaşanan bir ulaşım kültürünün bugün geldiği en son noktayı gösteriyor.  Bu tarihi birikim ve günümüze dek ulaşan alışkanlıklarda Türkiye’de kendine özgü bir kültür oluşturdu ve otobüsçülüğü en önemli sektörlerden biri haline getirdi.

Bugün Türkiye’de otobüsçülük on binlerce kişiye iş sağlayan ve büyüklüğü milyar dolarlarla ifade edilen bir sektör durumunda. Mazisi 70 yılı geçmese de otobüs ve otobüsçülük Türk toplumunun temel taşlarından biri olmayı başladı.

Bu başarının altında Türkiye’nin ilk uzun yol kaptanlarının yani bu işin pirlerinin büyük payı var. Anadolu’nun zorlu ikliminde bozuk yollarda yıllar boyu inatla, canla başla çalışan duayenler otobüs sektörünün de ilk öncüleri oldular. Hem de çok değil bundan 40 yıl öncesine kadar kaba ama şirin, heybetli ama yorgun ve güçsüz otobüslerde karda kışta bozuk yollarda direksiyon sallayarak ve rahatsız koltuklarda, soğuktan titreyen, sıcaktan terleyen sabırlı yolcuları evlerine ulaştırıldı. 

 

Ali Soytürk

Hatay Can Seyahat Yön. Kur. Bşk.

Onlarda hidrolik direksiyon falan yok. Şoförün gücü yetmez, arkadan muavin tekeri tutar, mesela sola kıracak direksiyonu, şoför yukarda muavinde aşağıda tekeri tutar ona yardımcı olur. Onu çevirmeye uğraşır. Çünkü dönmez.

 

Sena Kaleli

Kamil Koç Yön. Kur. Üyesi

Fiziki şartlar… Otobüslerde o zaman sobalar yapılırdı. Bir Boncuk Nuri diye eski çalışanımız otobüsün silgeçliğini yaparmış.

Silgeçi bile olmayan otobüsler…

Dolayısıyla çok ağır şartlar. Tabi fiziki anlamda, teknik anlamda, yollar otobüs teknolojisi anlamında çok ağır şartlar. O dönemde çok verem olurmuş şoförler, klima sistemi yok, kalorifer, radyatör sitemi yok, cam açarak serinlemeye çalışıyorlar veya hava almaya çalışıyorlar.

* * *

EGZOZDAN KALORİFER

Otobüslerin daha konforlu hale getirilmesi için günün şartlarına uygun pratik çözümlerde geliştirildi. Araçların ısınma sorununa bulunan çare ufak tefek aksaklıklar yaşansa da bu çözümler arasında en çarpıcı olanıydı.

 

Tahsin Çayırağası

Çayırağası Turizm Kurucu Ortağı

Egzozdan geçen duman ısısı arabayı ısıtır. Arkadan da indirirsin. En güzel tarafı da yolcular aşağıya indiği zaman hepsi simsiyah, niye? Egzozdan çıkan dumanın isinden dolayı çoğunun yüzü gözü simsiyah olurdu. Ama şikâyet konusu olmaz çünkü ısınma çaresini çözmüş olurduk.

 

Zeki Ersoy

Ersoy Karoseri Yön Kur. Bşk.

Ayrıca kolonya serptirirdik. Biz bastık mı düğmeye her taraftan kolonya serpiştirirdik. Müşteriye yağmur gibi yağardı. Tabi bir saniye sürecek, içerisinin havasını değiştirmek için.

* * *

KADER BİRLİĞİ

Türkiye’de karayollarının yeni yeni yapılanmaya başlandığı otobüsçülüğün temellerinin atıldığı zor yılları o günlerde arıza yapsa da kara saplanıp yolda kalsa da otobüste bir kader birliği vardı.

Şoförün yolcusuyla yaptığı kader birliği uzun saatler hatta günler süren yolculuklarda yolda kalan bir arabanın yenisinin gönderilmesinin imkânsız olduğu zamanlarda yolcuda çaresiz arızanın giderilmesini beklerdi.

 

Halil Ak

Aker Turizm Yön Krl Bşk

Zaten yolcu yüzde 87’si ya battaniyesiyle ya halı gibi bir şey mutlaka kış yolculuğunda vardı. Koltuklar beşliydi birbirine yaslanarak insan vücudunun sıcaklığından da istifade ederdi. Ama öndekiler bizim gibi titrerdi. O zamanlar çok enteresan ama her şeye rağmen o günler çok hoş günlerdi. Saygı ve sevgi vardı. Şimdi bugün ne o yolcu var ne o şoför var. O zamanlar birbirine kaynama şansı vardı.

 

R. Necati Ünal

Kastamonu Ünal Tur Ortağı

Hatta davul zurna bile çalardık. Çok eğlenceli yol geçerdi eskiden. Şimdi öyle değil. Şimdi mesela bir arkadaşın arabası ufak bir arıza yapmış olsa bir dakika eğlensek hemen yolcunun birisi seslenir ya ne duruyoruz. Eskiden kimsenin sesi çıkmazdı.

Sefer saatlerinin belli olmadığı zamanlardı o yıllar. Kimi yerlerde otobüs ancak dolunca kalkardı. Eğer o gün yeterli yolcu gelmezse ertesi gün beklenirdi. Bu arada uzaktan gelen ve kalacak yeri olmayan kişileri ağırlama görevi yine şoföründü.

 

İhsan Aksoğanoğlu

Zafer Turizm Yön. Kur. Bşk.

Dışardan gelen insanlara hadi bugün sefer yok gidin evinize demek yok. Buyurun evimiz açık soframız açık evimizde ağırladık ertesi gün götürürdük.

 

Duayenlerimizin, pirlerimizin anlattıkları ne kadar sıcak değil mi?

Bağlılık, dostluk…

Hem yolcuda, hem kaptanda…

Hepsi değerli… Geleceğe taşıyacağımız en önemli değerlerimiz.

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

22 Aralık 2008, Sayı: 392

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir