YILLAR VE YOLLAR 2

Mercedes-Benz Türk, 2004 yılında yaptırdığı “Yıllar ve Yollar” belgeseliyle otobüsçülük tarihine ışık tuttu.

Bu belgeselde otobüsçülüğün geçmişine tanıklık edenlerden aktarmaya devam ediyoruz.

* * *

Recep Necati Ünal

Kastamonu Ünal Turizm Kurucu Ortağı

48’de yeni Fargo aldım. Kamyon olarak hatta kısa şase kamyon olarak, buraya İstanbul’a getirdim. İstanbul’da şaseye 1 metre ilave yaptık. Genişlettik, uzattık arabayı. Kasa da yaptırmıştım; o kadar güzel olmuştu ki Düzce, İzmit, Hendek’e geldiğimiz zaman herkes o arabaya bakmaya gelirdi.

İlk otobüsler yine Amerikan yardımıyla Türkiye’ye gelen benzinli Amerikan kamyonlardan yapılıyordu. 47–48 model Serrolli’lerin, İntel’lerin, Cemse’lerin Doc ve Deseto’ların şoför kabinleri sökülüyor, şasenin üzerine ahşaptan otobüs kasası yapılıyordu. Bu iş birkaç yıl içersinde o kadar ilerledi ki Bursa, Antalya, Gaziantep, Konya gibi şehirlerdeki atölyelerde millî kasaların neredeyse seri üretimine başlandı.

 Rahim Özkaymak

Özkaymak Şirketler Grubu Başkanı

İskeleti tamamen ahşaptı. Ahşabın üzerine sac geçiriliyordu. Tabii o zaman şimdiler gibi pres yoktu ki 3 sac kesiyorsun şekil veriyorsun. Arabanın şekline göre şekillendiriyorsun ve üzerine yerleştiriyorsun, adapte ediyorsun, alıştırıyorsun, kaydediyorsun ve ahşapsa üzerine çiviliyorsun, eğer çelikse puntalıyorsun.

 Zeki Ersoy

Karoseri Yönetim Kurulu Başkanı.

Eskiden kombileri tokmakla döverdik. Şimdi gördüğümüz arabaların kombileri var ya, üzerindeki üst kombiler, arka kombiler hep tokmakla, elle yapılırdı. Şimdi parçayı alıyorsun, yerine takıyorsun. Bütün iş sırf emekle yapılıyordu.

Millî, ahşap kasa otobüslerin kullanılması ve yaygınlaşması adeta bir devrimdi, konfor yoktu, hepsi kamyon şaselerinin üzerine yapıldığından ve aslı kamyon olduğundan esneme yapmıyor; aracın içindeki yolcu, bozuk yolda hoplaya zıplaya yolculuk yapıyordu. Kapılar camlar evlerde kullanılanlardan farklı değildi. İçeriye bol bol toz giriyordu. Aracın içinde 3’lü ve 2’li koltuklar vardı ve her sırada beş kişi oturuyordu. Yolcu fazla olduğunda koridora iskemle konuluyor veya strapanta denilen açılır kapanan koltuklar monte ediliyordu.

 Ömür törpüsü yollar

Karayollarındaki büyük çalışmalara rağmen Türkiye’nin geniş coğrafyasındaki pek çok yerde yolların büyük bir kısmı stabilize ve dardı.  Bu yollarda araç kullanmak hem çok tehlikeli hem de büyük maharet istiyordu.  Bu da Türkiye’nin ilk uzun yol kaptanlarının zaten teknik eksiklikleri olan otobüslerde yollarda zor anlar yaşamasına neden oluyordu.

 Ali Osman Ulusoy

Osman Ulusoy Şirketler Grubu Yön. Krl. Bşk.

Eski yollarda çok sıkıntılı günler yaşadık. Tabii öyle çıldırırdık ki boş gitmeyi tercih ederdik.  Bizimle beraber 40-50 yolcu halat takıp aracı çıkardığımız günler olurdu.

 Ahmet Gülbaş

Pan Turizm Yön. Krl. Bşk.

Çifthan yokuşu en büyük yokuştu. Eski yokuştu. Kamyoncular birinci vitese takarsa rahat. Eğer vites değiştirmeye kalkıp da yapamazsa araba boşalıyor geri gidiyor. Fren yok, zaten kar buz var yolda… felaket. Çok adamın başını yedi o yokuş. Eski adamlar bunu bilirler.

* * *

CAMLI KÖŞKTEN PERON OTOBÜSÜNE

1950 yıllarının sonlarında Türkiye’de büyük bir döviz sıkıntısı oldu; ithalat büyük ölçüde durdu. Ancak yavaş yavaş bir sektör haline gelen otobüsçülerin duayenleri her şeye rağmen yenilik peşinde koştular. Türkiye’ye tek tük gelen arkadan motorlu otobüslerden etkilenerek bir değişim furyasına girdiler. Otobüslerin burunlarını kaldırdılar ve motoru şoförün yanına içeriye aldılar bu yeni nesil burunsuz otobüslerde yolcuların da en çok tercih ettiği yer, içeriye alınan motorun yanı, yani diğer adıyla camlı köşktü.

 Ali Acun

İzmir Seyahat Yön. Krl. Bşk.

 Motorlar içeriye alındı, vites kolunun arka tarafında kaldı, ortada kaldı ve sağ tarafta tek bir koltuk vardı.  O zamanki şartlarda öyleydi, öyle yapıldı. Tek kişilik koltuktu ama yer bulunamadığında 5 ya da 6 kişi bindirilirdi. Arabanın en lüks koltuğuydu o zaman, önde olduğu için lükstü insanlar için.

* * *

Bizim toplumsal belleğimiz zayıf.

Geçmişin kayıtları istenen düzeyde değil.

Otobüsçülüğünki daha da az.

Geçmişini bilmeyen sektörler geleceğe sağlıklı yürüyemezler.

Tanıklıklara devam edeceğiz…

 Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

17 Kasım 2008, Sayı: 387

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir