YILLAR VE YOLLAR 2004 1

Mercedes Benz Türk yıllar ve yollar belgeselini yaptı.

Ve otobüsçülük tarihine ışık tutacak çok önemli bir eser…

Duayenler Gecesi düzenledi. Yıllar ve Yollar belgeselini o gece otobüsçüler izledi.

MBT o gece duayenleri onurlandırdı, plaket verdi. Duayenler isimlerini kütüğe çaktılar…

Yıllar ve Yollar daha sonra NTV’de yayınlandı.

Bu belgeselde anlatılanları yazmak istedim…

* * *

Arabada o senenin moda rengi olan gayet açık tatlı sarıya boyanmış tekerleklerin çubukları incecik…

 Fakat arabanın kendisi ziyadesiyle yüksek, zarif ve nazik. Amiyane tabiriyle kız gibi bir şeydi…

 1870’li yılların İstanbul’unda Recaizade Mahmut Ekrem araba sevdasını böyle cümlelerle anlatıyordu…

 At arabası yüzyıllar boyu hem şehri İstanbul’da hem de Anadolu’da Türk insanının hayatında çok önemli bir yer tuttu.

İlk defa II. Abdülhamit döneminde özel izinle hediye olarak gelen iki adet atsız giden araba Osmanlı İmparatorluğu’nun bu son günlerinde yaygın olarak kullanılmaya başlanan motorlu araçlar, at arabasının taşımacılık ligindeki birinciliğini bozamadı. Yolcu ve yük taşımacılığının yegâne aracı at arabası Anadolu’da çok uzun yıllar boyunca yaşamış ve bugüne kadar gelmiş bir gelenek oldu. Demir ve ahşaptan yapılan bu araç Türkiye’nin her yerinde kullanıldı. Hatta Bursa, Konya, Eskişehir’de standart araba üretim merkezleri ve yarı fabrikasyon araba üretim yerleri bile vardı.

 

Zeki Ersoy

Karoseri Yönetim Kurulu Başkanı.

Mesela şimdi tombul arabaların tekerleri ispirtleri… İspirt deriz biz. Bunlar çınar ağacından yapılırdı. Yumuşak olduğu için kolay kırılıyor ondan sonra tekerleğine demir çember geçirirdik. Araba olurdu, yanına da kasa yaparız. Şöyle dört taraflı kibrit kutusu gibi. Altına bir dingil, iki tekerlek geçirdin mi araba oldu. İki tanede hayvan bağlayacak ok olurdu, ok deriz ona… öyle giderdi bunlar. Fakat sonra Pırşka arabalar çıktı. Pırşka dediğim Bursa arabaları, bunları numune olarak gördük. Daha sonra dört tekerlekli, bunlarla nakliye yapılır…

 

Mehmet Özcan

UATOD Derneği Kurucu Üyesi

Biz karayolu yük taşımacılığı yapıyorduk. Ve bu arada da bu yük taşımacılığının yanında mecbur sebeplerden dolayı da insan taşımacılığı yapıyorduk. Mecbur sebep de şundan. O zaman tren hattı Van’a kadar geliyordu, orada duruyordu. Oradan yolcuyu alıp Bingöl’e kamyonla getiriyorduk.

 

Aydın Boysan

Mimar- Yazar

Yalova-Bursa otobüsleri vardı. Bunlarda hep mahalle marangozu işi…yollarda seyreden taşıtlardı. Fevkalade titretirdi. Zaten yollarda felaketti. Hani o taşıtlarda gitmek insanların böbreğinde taş varsa onu düşürürdü. Öyle silkelerlerdi adamı o derece silkelerlerdi.

 

Zeki Ersoy

Ersoy Karoseri Yön. Kur. Bşk

Abim ve kardeşim sinemaya gitmişler. Orada bir otobüs görmüşler ve otobüsü kafalarında çizmişler…

 

Tahsin Önalp

Eski Ulaştırma Bakanı

1950 senesinde Karayolları Genel Müdürlüğü resmen kurularak derneğe girdi. Ondan evvel Karayolları Genel Müdürlüğü olarak değil Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde yollar ve köprüler reisliği olarak hizmet görüyordu. Bu süre içerisinde tabii Amerikan yardımı sayesinde biz ilk defa makineli Karayolu inşaatına geçme imkânı bulduk. Bir an evvel Türkiye’de yol turunu arttırabilmek daha fazla yol yapabilmek için stabilize yan inşaatına yönelinirdi. Bir an evvel Türkiye’de ulaşım sağlayarak gidilmeyen yer kalmasın diye uğraşıldı. Nitekim 1955 senesinde Hakkâri’ye gidebildik. Ondan evvel Hakkâri’ye gidebilmek mümkün değildi.

O dönemde köy ve orman yolları dâhil 60 bin km’ye yakın yol yapıldı. Stabilize de olsa kentler bu yollarla Ankara’ya bağlandı. 1950’de Türkiye tek partili rejime veda ederken açık ekonomiye merhaba diyor ve karayolları insanların ufkunu açmaya başlıyordu. Artık her yer Türkiye’ydi.

Siz Mersin’de veya Adana’da yetişen portakalı, Erzurum’da yiyemezdiniz. Birçok vatandaşımız ancak karayolları devreye girdikten sonra muzun, portakalın, limonun mevcudiyetinden haberi oldu. O zamana kadar böyle şeylerin getirilmesi mümkün değildi. Demiryolları her yere giremiyordu.

1950’lerden itibaren trenin gidemediği pek çok şehir ve kasaba yeni açılan yollar sayesinde büyük kentlerle birleşti.

Karayollarında ki gelişmeyle birlikte Türkiye’de ithalatın fazlalaşması ve ülkeye çok kamyon girmesi pek çok bölgede özellikle kamyon taşımacılığı yapan esnafın kısa sürede milli kasa otobüsler yaptırıp yolcu taşımalarını sağladı. Böylece Türkiye’de yeni bir sektör doğuyordu.

***

Otobüsçülüğün geçmişine tanıklık edenlerden aktarmaya devam edeceğiz.

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası,

10 Kasım 2008, Sayı: 386

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir