NE DERSİNİZ?

 Dünya’da ekonomik kriz var…

Buhran var…

Fırtına var…

Fırtına çıktığında kimileri duvar örer…

Kimileri yel değirmeni…

Çevremizde… ekonomide…

Veya sektörümüzde “olumsuz” hava ..

Kötü gidişat… olabilir…

Kriz… hatta “buhran”

1929 ekonomik krizi

“dünya iktisadi buhranı” yaşandı..

Buhranın sürdüğü günlerde Türkiye’de de kepenkler birer ikişer kapanıyordu..

Türkiye’de nasibini aldı,

Aşçı Halit’te…

Lokanta işletiyordu Aşçı Halit.

Kendisine turist getiren taksi şoförleriyle ahbaplık sonucu taksicilik yapmaya başlamıştı.

Lakin kriz nedeniyle iki üç gündür siftah edemiyordu.

Daimi müşterisi Musevi işadamı, işlerinin bozulduğunu ve artık taksiye binemeyeceğini söyleyince Halit, aynı yöne giden dört müşteriye taksimetrenin yazdığı ücreti paylaştırmayı önerdi.

…ve bu önerinin kabul görmesiyle Nişantaşı-Eminönü dolmuş seferleri başlamış oldu.

Böylece ilk “dolmuş” fikri doğmuş oldu.

Günlük servisini yaptıktan sonra boş yatmak yerine, Karaköy İskelesi önüne gelip “5 kuruşa Taksim” diye müşteri aramaya çıkıyordu..

Aşçı Halit’in buluşunu (innovasyon)  Civan Ali ve Saim Baba da izleyerek “dolmuş”çuluğun resmi başlangıcına imza atılmış oldu.

Kısa süre sonra Karaköy-Taksim hattına ek olarak Şişli-Pangaltı hattı…

Fatih-Beyazıt ve Sirkeci-Karaköy hatları ortaya çıktı.

Gelirini arttırmak isteyen dolmuşçular, otomobillerinin ortasına bir sıra daha ekletip yedi kişi alacak hale getirdiler…

Dolmuşçuluğun gelişmesi 1945’ten sonra oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul’un nüfusu hızla artarken, toplu taşıma yetersiz kalıyordu… doğan açık, taksi-dolmuşlarla karşılanıyordu.

Öyle ki, 1955’te İstanbul’daki her beş yolcudan birini “dolmuş”lar taşıyordu…

Yıllar sonra bende üniversiteye giderken Şişli-Beşiktaş dolmuşlarına çok bindim…

* * *

Urfa’da düğün salonu işletmecisi Bekir Yaşar…

Müşterilerini epeyi şaşırttı.

Nasıl mı?

8,5 metrelik bir limuzin aldı.

Salonunu kiralayan gelin ve damada limuzin servisini bedelsiz tahsis etti.

Düğün salonu dolup taştı.

Farklılık yarattı diğer düğün salonları arasında.

Ve 24 Nisan 2007 tarihinde Vatan Gazetesi’ne haber oldu.

Hem de tam sayfa.

Haber;

“Urfa’ya ilk limuzini getirdi, düğün salonu dolup taştı.” başlığıyla yayımlandı.

Bekir Yaşar, Limuzin’le fark yarattı.

***

Türk kahvesi 1800’lerde, çiğ çekirdek olarak satılırdı.

Evlerde kavrulup…

El değirmenlerinde çekilerek içilirdi.

1871 yılında Mehmet Efendi,

“öğütülmüş kahveyi” satmayı akıl etti.

Farklılık yarattı.

1934 yılında da Soyadı Kanunuyla  “Kurukahveci” soyadını aldı.

* * *

 “Ömür” İstanbullular için çok şey ifade eder.

“Türkiye’nin ilk ambalajlı yoğurdunu piyasaya sunan” firmadır.

Ambalajlamayı akıl etti.

Ve gazetelere şu ilanı verdi.

“Evden eve dolaşan, eski usul teneke kaplara elveda! Şimdi Ömür Yoğurt, Amerikan usulü bir defa kullanılmaya mahsus sıhhi karton kutular içinde satılıyor.”

Ömür, ilk “Kuluçka Makineleri”ni de ithal etti Türkiye’ye.

1955’te ilk “Piliç Çevirme ve Soslama Makineleri”yle piliç mönülerini sundu…

İstanbullulara…

Bir de Türkiye’nin ilk “Arabaya servis” hizmetini gerçekleştirdi.

***

Sektörümüzde de sıradan hizmet yerine…

Farklı bir hizmet…

Bu hizmetin tanıtımı doluluk oranını arttırmaz mı?

Otobüslerde…

Ne dersiniz?

 Not: “İnovasyonla Başarıyı Yakalayan Türkler” adlı kitaptan faydalanılmıştır.

Yazarı: Şafak ALTUN

 Latif Karaali, 382’nci sayı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

13-Ekim-2008, Ulaştırma Dünyası

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir