Otomarsan'ın babası

 

Mercedes-Benz Türk’ün 40. yıldönümü kutlanıyor bu yıl.

DaimlerChrysler AG Yönetim Kurulu Üyesi ve Mercedes Otomobil Grubu Başkanı Dieter Zetsche, Hoşdere Fabrikası’nda bir basın toplantısı düzenledi.

 Otobüs sektöründe çok iyi yerde olduklarını söyledi.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var diyen İstanbul doğumlu Zetsche, 1967 yılında Türkiye’de Otomarsan’la çalışmaya başlamakla doğru karar verdiklerini söyledi.

Otomarsan’ın 40 yılını daha sonra anlatacağım.

* * *

Türkiye’de yabancı sermaye konusunda gösterilen ilgi ilginçtir.

Bu konuda Sabancı Üniversitesi’nde bir konferans verildi.

Konuşmacı, bizim için “çok tanıdık” bir isim: Edzard Reuter…

Ama ben, önce Edzard Reuter kimdir onu tanıtayım…

 

NAZİ ZULMÜNDEN KAÇIŞ…

Edzard Reuter 1928 yılında Berlin’de dünyaya geldi.

Babası Ernst Reuter 1931 yılında Magdeburg şehrinde Belediye Başkanı seçildikten sonra muhalif görüşleri nedeniyle Naziler tarafından takibe alındı.

Toplama kamplarında kaldı.

1935 yılında eşi Hanna Reuter ve oğlu Edzard Reuter ile kendilerine kucak açan Türkiye’ye sığındı.

Edzard Reuter “ikinci vatanım” olarak tanımladığı Türkiye’ye 7 yaşındayken geldi ve 18 yaşına kadar kaldı.

Reuter Ailesi bu süreyi Ankara’da geçirdi.

Baba Reuter bu 12 yıl zarfında kendisi gibi Almanya’yı terketmek zorunda kalan bilim adamları ile birlikte genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hızla kalkınmasına katkıda bulundu.

Ankara Üniversitesi’nde Maliye ve Şehircilik konusunda dersler veren Reuter, çeşitli bakanlıklara da bakanlık yaptı.

Reuter Ailesi 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra 1946 yılı sonunda Almanya’ya geri döndü.

Baba Reuter 1948’de Berlin Belediye Başkanı oldu.

  Liseyi Ankara’da bitiren oğul Edzard Reuter, Almanya’ya döndükten sonra hukuk öğretimi gördü.

 

REUTER’İN MERCEDES GÜNLERİ

1968’de Mercedes’e (Daimler-Benz AG) girdi.

Burada çeşitli görevler aldı.

1973’te şirketin yönetim kuruluna seçildi.

Edzard Reuter, Mercedes’e girdikten 4 yıl sonra Türkiye’ye fabrika kurulmasına ön ayak oldu.

Otomarsan, bu çabanın ürünü olarak 1967 yılında kuruldu.

Reuter, uzun yıllar Otomarsan’ın idare meclisinde üyelik ve başkanlık yaptı.

Çok başarılı oldu.

Hatta o kadar başarılı oldu ki; 1987 yılında Daimler-Benz AG’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.

 

DEMİREL’İN YAKIN DOSTU

Mercedes, Reuter’in başkanlığı döneminde sadece otomotiv sektörüyle ilgilenmedi; uzay ve havacılık, elektrik ve elektronik alanlarında da faaliyete geçildi.

Mercedes, dünya çapında bir holding haline geldi.

Edzard Reuter, 1995 yılında Daimler-Benz şirketinden emekli oldu. Ama hâlâ Türkiye ile ilgili Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yakın dostudur.

Fırsat buldukça bir araya gelirler.

Özellikle Almanya’da Türkiye’yle ilgili politikalarını hep desteklemiştir.

Gerçek bir “Türk dostu” olarak AB’de de “lobicilik” yapmıştır.

Sadece “Türk dostu” değil…

Hâlen Türkiye’yi ikinci vatanım diye tanımlar.

Bu “müstesna” kişiliği ilginç, bulduğunuzu umarım.

Reuter olmasaydı belki Türkiye’de otobüs sanayi bu kadar gelişmeyecekti.

Reuter olmasaydı Mercedes belki bu kadar yatırım yapmayacaktı.

 

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

İşte Sabancı Üniversitesi’nin, “Alman İşadamı” konuğu böylesine dost idi.

Öyle bir dost ki; öğrencilere karşı yaptığı konuşmada “içinde yetiştikleri topluma karşı sorumluluklarını unutmamaları” öğüdünü de verdi.

Herkesin içinde yetiştiği ve kendisini yetiştiren topluma karşı ödevleri olduğunu hatırlatan Edzard Reuter “hem Türkiyeli, hem Avrupa’nın bir parçası olarak,  sizler için Atatürk’ün ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ sözü geçerliliğini koruyor.

Ne türlü ayartmalarla karşılaşırsanız karşılaşın, kişisel kariyeriniz ne olursa olsun, toplumumuza karşı sorumluluklarınız ve kendi kültürel köklerinize bağlılığınızı unutmayın” diye konuştu.

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

17 Eylül 2007, Sayı: 326

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir