YOKTAN VAR ETMEK…

 

Yıl 2005…

Boy-Koop Genel Kurulu’ndan sonra, Sayın Başkan Hüseyin Kayapalı’nın “geleneksel” yemeğinde buluştuk.

Otobüsçünün sofrası, gönüldendir.

Ama bu sofraya; “gönül”ün üstüne

Sayın Başkan’ın “titizliği” eklenince doyum olmuyor.

Sohbetlerde farklı…

*   *   *

MERCEDESÇİ Ali Usta’nın anıları ile yine devam ediyorum.

Mercedes-Benz Türk’ün “Yollar ve Yıllar” temalı 2005 takviminin Eylül sayfasını Ali Usta’nın otobüsüyle fotoğrafı süslüyor.

Ali Usta, “tamirci” olarak başlamış hayata. Sonra, otobüsçülüğe de girmiş.

Hep Mercedes…

*   *   *

Ali Usta anlatıyor:

“Bir gece evde yatıyorum.

Tık… Tık… Tık… kapı çalındı.

Kapıyı açtım. Kapıdaki ‘usta, O 321 şanzıman priz direk çıkmıyor. Balyozla vuruyorum, çıkmıyor. Her yolu denedik, çıkmıyor’ dedi.

Ben ‘çok basit. Elle çıkar. Balyoza gerek yok’ dedim.

‘Priz direk üstünde bir delik var. Çiviyle yukarıdan basacaksın, segman çıkacak, priz direği çekeceksin.’

Gittiler… Benim dediğim gibi priz direği 5 dakikada çıkardılar.

… Ve Ali Usta ekliyor: “Bilen biri yok.

Meraklıydım… Merakımdan çözüyordum.”

*   *   *

 “Sivrihisar’ın ovasında Kaymaz’ın orda kaza yapmış araba.

O zaman kurtarıcı yok, kamyon yok…

Biz çektik ama, deposu falan parçalanmış. Dediler: ‘Araba gitmez.’

‘Nasıl gitmez?’

‘Eee, mazot deposu yok.’

Ben dedim: ‘Köy var mı burada?’

‘Var.’

Gittim köyden bir hortum mortum buldum, bir gaz tenekesi buldum. Mazotu doldurdum gaz teknesine; hortumu da direk pompaya bağladım, aldım havasını…

‘Bas oğlum marşa!’

Bastık marşa, yürüdü araba…

Tabii o zaman Ankara-İzmir çalışan araba yoktu. Kapalıydı o yol.

Bu benim dediğim 53-54 senelerinde olan hadiseler.

Ankara’dan Bursa’ya gelir, Bursa’dan da İzmir’e giderdi arabalar. Bolu dağından inerken arabalar hızlı salıyordu o zaman.

Tak; 3’üncü vites dişlisi kırılır.

Tak… tak… tak…

Eee! Bizi çağırırlar tabii…

Gelir, yolcular içinde şanzımanı sökeriz, dişlisini değiştiririz takarız.

Ondan sonra devam et…

Yolcularla beraber İzmir’e gideriz.

Bu günleri yaşadık yani…

Yokluktan neler çektik!

*   *   *

 “Yeni bilya yok…

Parça kıtlığı var. Yoktan var ettik!

O yıllar; otobüs yolda arıza yapar, biz gideriz.

Yolculara ‘beyler yarım saat buradayız’ der ve işe başlarız.

Yarım saatte şanzımanı indirir, baskı balata değiştirirdik.”

*   *   *

 “Ne günlerdi onlar…

Üçüncü vites dişlisi kırılır.

‘Git acentadan al.’

Yok, alamazsın… Eskisini götüreceksin, yenisini verecek; hani, karaborsa olmasın diye. Eskisini götüremezsen dişli yok.

Eskisini veriyorsun, kırık dişliyi; yenisini alıyorsun.

Lastik lazım. Lastikler o zaman ticaret odasından çıkıyor. Belgeye bağlıydı. Sıra gelince ‘2 tane lastik sana çıktı’ diyorlardı; gidiyor, alıyordun. Böyle günler…

Eski günlerde çok kıtlık vardı.

Akümülatör yok… Parça yok… Lastik yok.

*   *   *

“Mercedes O 321’ler vardı; O 322’ler de…

Egzosttan dinliyordum.

Sesten arızayı tesbit ederdik.

O zaman parça yok…

Parça bulmak zor…

Arabacı gelirdi; ayna-mahruti kırık.

Araba O 321… O 322’nin ayna-mahrutisini buldum. Ayna-mahruti büyük, yerleşmez…

Tornaya gidiyoruz. Etrafını al, sonra yerleştir…

O 321’ i de O 322’ye uydurduk. Yine tornada…

Şimdi bizim tamirciliğimiz bitti!”

*   *   *

Biz çok sıkıntılı günler geçirdik. O günlerde otobüsçülük yaptık.

İlk otobüsümü 75 bin liraya aldım 52 model Mercedes ağaç kasa.

Parayı da peşin vermedik. 2 bin 500 lira taksitle. O günler böyle geldi geçti

Ben ilkokulu bitirdim bu mesleğe başladım 11-12 yaşında. 49-50’de… 5. sınıfı bitirdim başladım. 55 sene olmuş. 55 senedir Mercedes’in içindeyim.

Kullandığımız araba da Mercedes, tamir ettiğimiz araba da Mercedes… Hep Mercedes…

62 model Mercedes vardı binek bende 220. O zaman 190’lar vardı. İlk Mercedes’i 50 bin liraya aldım. Mercedes’in 302’sini ilk Bursa’ya biz getirdik. Rahmetli Habibullah Abi vardı. 69 senesinde 69 model Mercedes. 70 senesinde 70 model 302 417 bin liraya aldık. Söyleyemedik

Bursa’da ‘417 bin liraya araba aldık’ diye.‘Şaşırmış usta’ derler diye. Çok pahalı tabii…

77’de 2 tane araba aldım birisi 1 milyon 200, birisi 1 milyon 450. İkisini beraber getirdim. ‘Abi iki tane araba; kaça aldın’ diye soruyorlar. Ya boş ver! Söyleyemiyorum. O da vadeli, peşin değil. 20 ay vadeyle alıyorsun”

*   *   *

Mercedesçi Ali Usta, “renkli” bir kişilik.

Sağlık problemleri olmasına rağmen, heyecanla anlatmıştı eski günleri ve tecrübeleri.

Bu konuşmalardan kısa zaman sonra Ali Usta’yı kaybettik.

Allah rahmet eylesin.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

13 Ağustos 2007, Sayı:321

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir