Motorun sesini dinlemek

 

Geçenlerde Bursa Otogarı’ndaydım.

Bursa Otobüs Terminali, her şeyiyle ideal…

Mimarisiyle… Kullanımıyla…

     *        *        *

Otobüsçü dostlarımızla yemekte buluştuk.

Otobüsçünün sofrası, gönüldendir.

Doyum olmuyor…

Sohbetler de farklı…

“Sohbet” dedik…

Mercedesçi Ali Usta’yla sohbetimizi anlatalım.

Ali Usta için otobüsçü dostlarımız, “Mercedesçi Ali Usta bilinir, soyadını kimse bilmez” dediler.

Bu söz üzerine Ali Usta’nın cevabı “benim evin kapı zilinde Ali Altınkök yazmaz; Mercedesçi Ali Usta yazar” şeklinde oldu.

*   *  *

Ali Usta, mesleğe 13 yaşında başlamış.

Çok meraklı…

Çalışkan!

… Ve özellikle Mercedes üzerine uzmanlaşmış…

Biz soruyoruz, Ali Usta anlatıyor:

“1951 yılı…

Avrupa’da sac kasa; Bursa’da ağaç kasa…

Bursa’dan İzmir’e hergün sadece bir sefer gidiyor.

10 ‘foyra’ iki günde kırılıyordu.

Hemen yenisi takılıyor; yenisi de kırılıyordu…

Yol yok… Yollar çukur!

Tornacı Ahmet Kamil kırık foyrayı aldı eline, baktı ve ‘buna tornada çelik göbek yapmak lazım’ dedi.

Yaptı da…

… Ve artık kırılmadı.

Bir sene sonra, Almanya’dan da çelik göbek geldi.

Kampana döküm, göbek çelik!

Bizim yaptığımız gibi..

 

*   *        *

Başka bir anı: Hava filtresi…

Anlatıyor Mercedesçi Ali Usta:

“Hava filtresi, motorun üzerinde.

Boruyla, tamponun üzerinden havayı çekiyor.

Tampon suya girdiği zaman, hava filtresi suyu emiyor. Su girince motora, piston kolları yamuluyor.

Hava filtresini, motor panjurunun oraya yerleştirdik.

Avrupa da, aynı çözümü bulmuş.

Daha sonra gelen arabalarda gördük.”

“Aklın yolu bir” miş…

 

     *          *          *

“Sene 1957…

O 312 Mercedes ağaç kasa otobüs…

Çok basit bir arıza, çok büyük paralara mal olmuş.

Otobüs 5 kilometre fişek gibi gidiyor; Sonra duruyor… Bu arızadan dolayı; bu otobüs bize gelene kadar 5 -6 tamirci geziyor.

Biri pistonunu değiştirmiş; biri biyel kolunu…

Araba olmuş saz gibi… Zil gibi…

Her şeyi yenilenmiş… Ama, yine de 5 kilometre sonra nefesi kesiliyor.”

Ali Usta devamla:

“Oraya bak, buraya bak, başka pompa tak…

Bir hafta eve gitmedik.

Arabanın sahibi Metin; damadı da tamirci…

Biz de bütün hünerimizi gösterdik, çözemedik.

Sonra şoföre ‘gaza bas… Hiç bırakma’ dedim.

Nefesi kesiliyor arabanın. Hava filtresini çıkardım. Vınnnn… Vınnnn… Vınnnn…

Araba oldu fişek!

‘Çek bunu dağa’ dedim. ‘Bas gaza!’

Uludağ’a çıktık. Araba fişek gibi vınlıyor.

Hava filtresini inceledim. Hava filtresinin üstündeki sac punto çıkmış…

5 kilometre sonra sac,  filtrenin nefes borusunu tıkıyor. Arabanın nefesi kesiliyor.

Sacı, filtrenin üzerine bir güzel puntoladım ve araba oldu fişek!…

Arıza basitmiş… Ama, bulana kadar göbeğim çatladı.

Böyle arızadan hergün bir-iki araba gelirdi bana. 5 dakikada, çok ucuza halletmeye başladık.”

 

     *        *        *       

“312 Mercedes’in motoru düzgünse ‘şın… şın… şın…’ diye çalışır.

Bize keyif verirdi bu sesi dinlemek.

Karşısına geçer, keyifle sigaramızı içerdik.”

 

     *        *        *

Mercedesçi Ali Usta, renkli bir kişilik.

Çekirdekten yetişme gerçek bir usta…

“Yoklar dönemi” nin adamı…

Bugünkü gibi modern aygıtlar yok.

Ama, “ruh” var. Ali Usta’daki “ruh”u nakletmeyi gelecek hafta da sürdüreceğim.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

6 Ağustos 2007   Sayı:320

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir