Değişen otobüsçülük…

20 yıl önce nasıldı otobüsçülük?

Bir kalem… Bir liste… Bir telefon…

Bir de adam!

Sonra biraz gelişti…

Köşe yazıhane… İyi araba…

İyi ayakçı…

İkram da su!

Buzdolabı yoktu arabada.

Arka koltuğun önünde, kapı girişindeki takım dolabı kullanılırdı buzdolabı niyetine…

Yada bir su kasası bulunurdu arabada. İçine buz atılırdı. Muavin; molada hortumla doldururdu şişeleri.

302 dönemi…

302 dönemi ne zaman?

80’lerde, 90’larda…

302’ler  çalıştı şehirlerarası yollarda…

V6 çıktı… S çıktı… V8 çıktı…

Yine 302’ler perondaydı.

90’lara kadar.

Ya “yazıhane“ler?…

Bir bankoda 20-30 firmanın bileti satılırdı. İstanbul’da 94’e kadar, bir yazıhanede 10-15 firmaya bilet kesilirdi.

Yazıhanede oturacak yer yok.

İnsanlar, birbirinin üstünde

Trakya Garajı’nda yazıhanenin cephesi 4 metre kadar… Çok çok 40 metrekare…

Anadolu Garajı’nda yazıhaneler biraz daha büyük. 8 metre cephesi var.

10-15 firmaya hizmet verilirdi.

Firma tabelaları apartman boyundaydı yazıhanelerde…

***

Bugün otobüsçülerin çok rahat yazıhaneleri var.

Müşterilerin çok rahat oturabileceği…

Çayını, kahvesini içebileceği…

Çok rahat, klimalı yazıhaneler…

Yazın serin, kışın sıcak…

***

Otobüsler ileri teknoloji ile donatılmış. Güvenli ve rahat…

Bilhassa şoför koltuğu rahat. Şoförün yatma yerinde “iklimlendirme” var.

Biletler, bilgisayarda kesiliyor. Hemen her firmanın “bilgisayar programı” var.

Bazı firmaların, şubeler arası “on-line” bağlantısı var. Hatta, internet üzerinden telefon görüşmeleri yapan firmalar var.

Birçok firmanın “web sayfası” var.

İnternetten bilet kesen firmalar var.

Cep telefonuyla bilet kesen firmalar var.

Tanıtım CD’si hazırlıyor otobüsçü.

Şirkete özel “dergiler”i var.

Hakla ilişkiler“i var.

Reklam ajansları” ile çalışıyorlar.

Şoförlerini eğitiyorlar.

Çalışanlarını eğitiyorlar…

Her şeye özen gösteriyorlar…

Otobüslere de..

Çift buzdolabı var otobüslerde.

En az iki tane monitör…

Çok kanallı müzik sistemleri var…

Kişiye özel, 8 ayrı müzik kanalı…

Koltuklar ergonomik; baldır dayamalar, ayaklanabilen ayaklıklar var.

Otobüslerin üzerini, bölgelerine ait tarihi mozaikler süslüyor.

Otobüsler, üzerlerinde tarih taşıyor.

Şirketlerde “genel müdürlük” kadroları oluşmaya başladı.

Daha önce “genel müdür” yoktu.

Bir firmaya “bakan adam” vardı.

Her şehirde bir “bakan adam” bulunuyordu. Firmaya bakan adam!…

Şimdi öyle mi?

***

Bundan 15-20 yıl önce keskin idrar kokusundan girilemezdi tuvaletlere yol lokantalarında…

Bugün, lüks!… “hijyen“e  önem veriliyor.

Terminallerde de, yol boyu lokantalarında da…

Eskiden şikayet eden yolcu, azarlanırdı.

Şimdi, el üstünde tutuluyor.

***

Otobüsçülük, kalitesiyle gelişti. Verilen hizmet kaliteli. Kullanılan aletler, argümanlar, araçlar; her şey çağdaş. Türkiye gelişti.

Bu mu geri gitmek?…

160 bin Mark’tı otobüs. Alman Markı…

Yani 80 bin Euro…

Bugün 300, 350, 400 bin Euro’luk otobüsler kullanılıyor. Bu mu geri gitmek?

***

Otobüsçülük sektörü ileriye gitti.

Gelişti… tabii ki bazı firmalar geri gitti… Geri gidecek…

Ancak, toplam otobüsçülük ileriye gitti.

Yine sorunlar bitmiş değil…

Ama, bardağın yarısı dolu.

Otobüsçülük bitmeyecek, gelişecek.

Ama, geri giden firmalar olacak.

Artık en önemlisi, firma sahibi “benim firmam nasıl ayakta kalır ve ileriye gider” hesabını yapmak durumunda.

Maliyetlerine bakıp kurumsallaşacak…

Duygusallık değil, akılcılığı ön planda tutan, geleceğe önce varacak.

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

02 Temmuz 2007 Sayı: 315

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir