ALLAH KERİM

HERKESİN bir beklentisi var…

Türkiye “genel seçim”e gidiyor.

“Mazotun fiyatı” tartışılıyor.

Çok yakından ilgilendiriyor otobüsçüleri…

Vaatler genel olarak mazot üzerine…

Halk kararını verecek…

Ve “Türkiye” yenilenecek…

*  *  *

Kafalar seçimlere yönelik…

İsterseniz; sizleri, bu atmosferin biraz uzaklaştırmaya çalışayım.

Uzaklara götüreyim sizi…

Afrika’ya, Sudan’a götüreyim.

 

AKIL ALMAZ HESAP

Zamanında, Batılı bir bilim adamı araştırma yapmış. Sudan için… Sudan’da.

Fransız bilim adamı, Sudanlı “sade vatandaş”la birer birer görüşmüş.

Sorular sormuş:

– Maaşın kaç dinar?

– 60 bin dinar.

– Kaç dinar kira ödüyorsun?

– 100 bin dinar.

– Aylık mutfak masrafın?

– 80 bin dinar.

– Peki, ulaşım masrafın ne?

– O da 5 bin dinar.

– Ya çocuğun okul masrafları?

– 30-40 bin dinar.

Sorular böyle devam eder, gider…

Batılı bilim adamının aklı, bu hesabı almaz. Sudanlının aylık kazancı ile aylık harcaması arasında bir uçurum vardır.

Bilim adamı hayretle sorar:

Gelirle gider arasındaki farkı nasıl kapatıyorsun?”

Sudanlının cevabı: “Allah Kerim!”

Fransız bilim bir değil, yüzlerce Sudanlı ile görüşme yapıyor.

Hepsinin ortak cevabı: “Allah Kerim!”

Bilim adamı, araştırmanın sonunda “sonuç olarak Sudan’da gelir, gidere yetmiyor. Fakat burada ‘Allah Kerim’ var. Aradaki farkı ‘O’ kapatıyor” diyor.

* * *

Burada her evde “misafir” vardır.

Düşünün bakalım, kaç gün kalır misafir?

3 gün, 5 gün diye mi düşünüyorsunuz?

1 ay mı, 2 ay mı? Hiçbiri değil…

Sudan’da misafirlik, “yıllarca” sürer.

Sudan’da bir evde 3 yıl misafir kalanlara da rastlanır.

Misafir, köyünden kente gelir; oturur, yer, içer, yatar… Gülmeyin ama; misafir, ev sahibinden “harçlık” da alır!

“ Harçlık” dedim de aklıma geldi.

Sudanlı her sosyal olayda “yardım” niyetine “ para” verir.

Eşine – dostuna, komşusuna, hatta hiç tanımadığına bile para verir Sudanlı.

Doğumda, evlilik törenlerinde…

Biri öldü, değil mi?

Yine defin masrafı için para verir Sudanlı.

Hele bir yakını para isterse, hemen karşılamak zorunda hisseder kendini sudanlı.

* * *

Tabii “geliri yetmiyor” diyeceksiniz.

“Allah Kerim!”

“Bu değirmenin suyu nereden geliyor” diyeceksiniz…

“Allah Kerim!”

* * *

Sudanlı dostlara, Hartum’da, Nil’in kenarında oturuyoruz.

Nil; Habeş’ten doğar, Sudan’dan geçer ve Mısır’dan Akdeniz’e dökülür.

Nil Nehri, Bölgeye “hayat” verir.

Bir Sudanlı dost “Nil taşmış. Bugün yine yağmur yağacak. Su, daha da yükselir” dedi.

Ben “peki, niye elektirikler sık sık kesiliyor? Bak Nil’e… Muazzam bir su. Ayrıca suyun debisine bak. Burada baraja bile gerek yok” dedim.

“Ama bu debi, suyun yükselmesi sadece yılda 2 ay olur.”

“Diğer aylarda Nil kurur mu?”

Sudanlı dostum “sen ne diyorsun? Eğer Nil kurursa, Mısır ölür” diye konuştu.

Anladık, Mısır ölür… Sudan, Sudanlı ölmez mi?”

Durdu, yüzüme baktı. Cevabı şöyle oldu:

Allah kerim… Ölmez, Allah kerim!”

***

Burada bir Türk işadamı var.

Adı, Selçuk Kerim. Telefonu çaldığında “Ben Selçuk Kerim” diye açıyor.

Karışıklık, işte o andan itibaren başlıyor.

Telefon eden, şaşkın “Selçuk Kerim olmaz. Allah Kerim” diyor.

Selçuk Bey artık soyadını kullanmıyor.

***

Yine Türkiye’ye dönelim…

Değişim” tavanda değil, tabanda olmalı.

Kişiler değişmeli, kafa yapısı değişmeli.

Bütün partiler “ değişim” den bahsediyor.

Ama liderler “benim liderliğimde değişimi kabul ederim” diyor.

Dolayısıyla bir şey değişmiyor.

Hâlbuki değişimi yaşamak zorundayız.

Kimse engel olamaz değişime…

Ayak oyunlarıyla” bir süre engelleyebilirsiniz değişimi.

Ama, “kaçınılmaz” dır değişim…

“Beyinde değişim” i yaşamazsak, kendi kendimizi aldatırız.

En değerli unsur olan zamanı kaybederiz.

Zamanla birlikte çok şey kaybederiz…

Yıllarca kaybettiğimiz gibi…

Değişeceğiz Allah Kerim…

Latif Karaali, 317’inci sayı

16-Temmuz-2007, Ulaştırma Dünyası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir