Otobüsçülüğün sosyal yapısı -II-

1.sayfa:

Otobüsçüler  birbirleriyle rakiptir…aynı zamanda meslektaşlar…

Otobüsçülerin birbirlerine karşı duyduğu sevgi… saygı… ve diyaloğun incelenmesi gerek…

Parayla pulla yapılması mümkün  olmayanı otobüsçü bir telefonla yapar…

Sosyal bilimcilerin önünde araştırılmaya değer bir konu.

 

3.sayfa:

Otobüsçülüğün sosyal yapısı

-II-

Geçen haftadan devam edelim:

Urfa daki okullararası  basketbol Türkiye şampiyonasına katılmıştı oğlum…

Bahçeşehir Koleji takımındaydı…

Finale kaldılar… ve karşı takımın      seyirci üstünlüğü vardı…

Otobüsçü dostuma bir telofon yetti…

Seyirci üstünlüğü sağlandı…

Herkes çok etkilendi.

…ve şampiyon oldu oğlumun takımı…

 

İstanbul’a dönüş için…

Urfa’dan Diyarbakır’a otobüsle gidilmesi gerekiyordu. Urfacesur otobüs verdi…

***

Hacı Zeki kızılkaya  aradı Diyarbakır dan…  Hacı  abi çocuklar Diyarbakır’a geliyor İstanbul’a uçacaklar…. Şampiyon oldular, otobüsle Urfa’dan Diyarbakır’a geliyorlar…

Hacı abi Diyarbakır’a 11 km kala otobüsü durdurup…  Çiçeklerle karşıladı takımı… pastalar… çaylar…

Otobüste sevgili eşim  vardı…

Başka veliler de… ve çoğu büyük tüccar, fabrikatör, sanayici, dünya çapında iş yapan insanlardı.

Bu arada Diyarbakır’dan Mücahit Can aradı. Çocuklar burada kalsınlar, davetlimiz olsun, yemek yedireyim öyle göndereyim demez mi….

Bu sefer o da büyük jest yapıp havaalanına yüz kişilik pasta “Şampiyon Bahçeşehir” yazdırmış üstüne.

Birkaç gün sonra okul bir yemek verdi velilere, yönetici kadrosuna. Orda herkes bana teşekkür etti. Ayağa kalkıp anlattım: Ben otobüsçüyüm, bu otobüsçülerin sosyal dayanışmasından kaynaklanan bir telefonla olan bir hadise. Bu kadar büyük bir iletişim,  birbirine karşı saygı, sevgi, ilgi… karşılık beklemeden ve parayla olmayacak bir hadise. Tezahüratlar da… canı gönüldendi. Bir veli, o ağanın adamlarının ‘bunları parayla getirmişler’ dediğini anlattı; çünkü Bahçeşehir diye bağırıyorlardı, kravatları vardı, otobüs firmaların isimlerinin yazıldığı kravatlar.

Kimse anlamadı ne olduğunu.

İşte otobüsçülük budur dedim. Bence otobüsçülüğün pek konuşulmayan bu yanı çok önemli. Bir yanda ağa varsa öbür tarafta da otobüsçüler var. Yani otobüsçülerin dayanışması, sosyal dayanışması çok daha büyük…

Ve herkes çok takdir etti. Şükranlarını iletti ve otobüsçülüğü biz tanımıyoruz bilmiyoruz dediler.

Geçtiğimiz kurban bayramı bir hadise daha yaşadım, bunun uzantısı.

Çocuğumun basketbol koçuyla hanımı, bende eşimle beraber yemek yiyoruz. Basket koçu dedi ki, “İzmir’e gideceğiz ama yer bulamadım.”

Pamukkale Hüseyin’i aradım… çocuğumun hocası İzmir’e gidecek, yer bulamamış… Ne zaman gideceğini sordu, ben sana birazdan döneceğim. Telefonu kapadım, on dakika sonra aradı.

Tamam abi 15, 16 numarayı ayırdım.

“Ağabey ilave servis açtık” dedi.

Düşünebiliyor musunuz? Hangi güç bunu yapabilir? Yer yok. Hakikaten müşterisine de sadıktır otobüsçü. Birisini iptal edip yerine koymaz. Bu yapılmaz otobüsçülükte. Ne yaptı, ilave bir servis koydu.

Telefonu kapattım, tamam dedim hoca, ilave bir servisle gidiyorsunuz. “Yahu, dedi ben çıldıracağım. Otobüsçüleri çok sevmeye başladım, nasıl iş bu” dedi. Bir telefonla ilave servis açtırmak. Enteresan bir durumdu.

Bunun kıymetini bilmemiz lazım.

Tabiî ki rekabet edeceğiz.

Meslektaşız, yani otobüsçülük mesleği kutsal bir meslektir diyoruz.

Hakikaten kutsallığı var.

Bu çok enteresan bir hikayeydi benim için. Otobüsçü olmaktan hakikaten keyif alıyorum.

 Otobüsçü böyle bir dayanışma içersinde ve şu an bir telefonla kayısı istiyorsan Malatya’dan, yazın yaşı kışın kurusu gelir.

Antep’ten baklava, fıstık gelir.

Diyarbakır’dan kadayıfı gelir.

Hatta Kars tan balığı da gelir, balı da… ve hiç bulamadığın bir şey de gelir.

Otobüsçüyü ara her yerden… istediğin gelir. Böyle bir bağ var otobüsçüler arasında.

Otobüsçüler arasındaki birbirlerine karşı duyulan sevgi, saygı ve diyaloğun parayla pulla yapılması mümkün değil. Sosyal bilimcilerin önünde araştırılmaya değer bir konu.

Türkiye’nin en ucra köşesine ulaşırsınız… bir telefonla…

Kutsal meslektir…

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

19 Mart 2007, Sayı: 300

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir