Kamuoyu bizi izliyor, bizi konuşuyor

1.sayfa:

Ekonomi blogları arasında önemli bir yere sahip “Ekonomi Türk”, “Ekonomi Borsa” yorumları diye bir sayfadan size bahsedeceğim. Bu sitede otobüsçülük tartışılıyor.

Otobüsçü, kamuoyu nezdinde nasıl görülüyor!

 

3.sayfa:

Kamuoyu bizi izliyor, bizi konuşuyor

                                 

GEÇEN haftaki “Patronlar kulübüne ihtiyaç var” yazısı olumlu tepkiler aldı.

Bu konunun tartışılması, bir an önce hayata geçirilmesi için çalışmak gerekiyor.

 

                          *    *    *

Geçenlerde internette gördüğüm “Ekonomi Türk”, “Ekonomi Borsa” yorumları diye bir sayfadan size bahsedeceğim. Ekonomi blogları arasında önemli bir yere sahip bu sitede otobüsçülük tartışılıyor.

Bu tartışmalardan bir kaç not vereyim.

 

Üniversite hocası olduğu anlaşılan bir yazar şöyle diyor;

“Güleriz ağlanacak halimize.

Otobüs şirketi sahipleri (basınımız bunlara yakında UÇAKZEDE derse şaşırmayın) piyasadan anlayan adamlar, rekabet edememeleri yüzünden yeterince yolcu taşıyamadıklarını anlamışlar.

Burada problem yok.

Problem havayolu rekâbetinin gelişini yıllar öncesinden görememeleridir.

Bu uçaklar havadan inmedi yaa! (hehehehe)

Ben bundan beş sene önce mikroekonomi dersleri verirken küçük havayolu şirketlerinin büyük havayolu şirketlerine getirdiği rekabeti tartışan bir ‘case study’ yaptığımı hatırlıyorum.

Bu rekâbetin Türkiye’ye gelmeyeceğini düşünmek saflıktan başka bir şey değildir.

Aynı tekstilcilerimiz gibi otobüsçülerimiz de ortada kalmıştır.

Kısa mesafe (500 kilometreden az) otobüs taşımacılığı yapan şirketlerimiz, hizmetlerini çeşitlendirerek hava taşımacılığı ile rekabet edebilirler belki ama, Van’dan İstanbul’a veya Ankara’ya otobüs taşımacılığı yapan şirketlerin çok fazla şansı yok.

Van’daki otobüs işletmecilerinin yaşadığı rekâbetin aynısı Erzurum’da da, diğer illerimizde de yaşanacaktır.

Bunu bilmek için ekonomi profesörü veya kâhin olmaya da gerek yok.

Önce ellerindeki otobüsleri satışa çıkarsınlar ama bu sefer gerçekten satışa çıkarsınlar, protesto amaçlı değil.

Devletten otobüslerine kanat takmasını istesinler, böylece problem kökünden çözülür.”

 

Başka bir yazar;

“Devlet bunlara da yardım yaparsa

Ben de bir daktilo fabrikası açacağım ve devlet desteği isteyeceğim.

Geri zekalıyım, kafam teknolojik yeniliklere basmıyor,

Rekabet edemiyorum, devlet bana da yardım etsin.” diyor.

 

Diğer bir yazar da;

“Bu memlekette Kuran yazıcıları matbaaya karşı çıktığı için matbaa tekniği 200 yıl geç geldi. Matbaa gavur icadı ve günah olarak nitelendirildi.

Allah’tan ‘uçağa binmek günah’ diye bir iddia ortaya atılamadı henüz.”

 

Yine bir yazar:

“Otobüsleri satsınlar, talep dengelenince tekrar geri alırlar merak etmesinler.” diye ekonominin örümcek ağı teorisine gönderme yapıyor.

 

Otobüsçüleri savunan bir yazar;

“Otobüs firmaları teknolojiyi nasıl tâkip etmeliydiler?

Meselâ 2000 model Mercedes 0 403’lerini satıp B 737 mi alsalardı?

Bir de ‘köyde traktör, şehirde otobüs şoförlüğü yapan insanlarımızın teknolojiyi tâkibi bence sadece cep telefonu alımında oluyor.’

Dolayısı ile biraz sert bir eleştiri olmuş ön paragraf itibari ile.

Şahsen babam şehirlerarası otobüs işletmeni olsa çok sinirlenir.

İktisat okur size iktisadi bir cevap verirdim…

Sahi herkes öyle yapsa ne güzel olur…” diyor.

 

                *    *    *

Kamuoyu bizi izliyor, bizi konuşuyor.

Otobüsçüler Türkiye’nin gelişmesinden yana.

Uçak olsun, deniz taşıması olsun, hızlı tren olsun…

Biz otobüsçüler bu gelişmelerden şikayetçi değiliz.

Tek istediğimiz eşit şartlarda rekabet.

Gerek sorunlarımızın çözümü, gerekse otobüsçülüğün dünü, bugünü ve yarını tartışılmalı ve özellikle kamuoyu nezdindeki imajımızın düzeltilmesi adına çaba sarf etmeliyiz.

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

19 Şubat 2007, Sayı: 296

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir