ELİ ÖPÜLECEK ADAM

 

1.sayfa:

Van’da ucuz havayolu taşımacılığı nedeniyle otobüsçüler 300 otobüsü satışa çıkardıklarını duyurdular.

TOFED Başkanı Mustafa Yıldırım, bu sektörün göz ardı edilmesini hazmedemiyoruz.

“Kontak kapatma” talebi tabandan geliyor dedi.

Lokomotif firmalar harekete geçmeli sorumlulukları büyük…

 3.sayfa:

GÜNCEL DURUM

Van’dan diğer kentlere otobüslerle yolcu taşımacılığı yapan 6 şirket, ucuz havayolu taşımacılığı nedeniyle yolcu taşımacılığında büyük sıkıntı yaşadıklarını dile getirerek kendilerine ait 300 otobüsü satışa çıkardıklarını duyurdular.

TOFED Başkanı Mustafa Yıldırım, bu sektörün göz ardı edilmesini hazmedemiyoruz.

“Kontak kapatma” talebi tabandan geliyor.

Sektörün tabanının tamamı “Kontak kapatma” taraftarı.

Yani “biz artık bu işi sürdüremiyoruz…” dedi.

***

Duygusal bir sektörüz.

Bu sektör tarihi boyunca duygusal davranmıştır.

Pire için yorganı yakmıştır otobüsçüler.

Ama bugün akıl ön planda olmalıdır.

Her firma kendi hesabını kendisi yapmalıdır.

Ancak…

Ortak sorunlar için piyasa yapıcı firma sahipleri bir araya gelip sorunları masaya yatırmalıdır.

Geniş katılımlı, kurultay gibi değil daha efektif bir toplantı olmalı.

Asgari müştereklerde birleşilmeli, sektöre yol gösterilmelidir.

Lokomotif firmaların sorumlulukları büyük…

 ELİ ÖPÜLECEK ADAM 

GEÇNLERDE bir dostum geldi.

İskenderun’dan…

Türkoğlu.. Riyad Türkoğlu.

İskendrun’un renkli simalarından…

Türkiye ihracat seferberliğinin önemli aktörlerinden biri…

Suriye’ye otobüs de, minibüs de ihraç etti.

93 yılında Suriye’ye özellikle demir ihracatı yapıyordu.

O dönemlerden bir anısını anlattı.

Nakledeyim.

Ama yorumsuz…

Kimse de yorum yapmasın.

Kimseyi kastetmiyorum.

Bu, ayniyle vaki bir olay…

     ***

Türkoğlu anlatıyor.

93 yılıydı… Şirkete saçları ak, yüzü pak 55 yaşlarında Suriyeli bir tüccar geldi.

Çantası elinde…

“Merhaba beyler… Benim adım Cabra. Demir almaya geldim. Profil demir…300 ton alacağım.”

Biz “buyurun ama, sıra var” dedik.

Cabra: “Ama benim param peşin.”

“Sevgili Cabra, herkesin parası peşin; ama, herkes sırada… Herkes sırasını bekliyor. Parayı verirsen sıraya girersin…”

Parayı verdi anlaştık…

Tabii, sıra 2-3 ay sürüyor…

     ***

Cabra sırasını beklemeye başladı. Ama velain, şirkette bekliyor.

Mesai başlar, sabah Cabra gelir…

Mesai biter, akşam Cabra gider…

Şirketin hemen yanında, bir otelde kalıyor.

Cabra bize, biz Cabra’ya alıştık… Bazen beraber kahvaltı yaparız, yemek yeriz.

Cabra sakindir…

Ayrıca, iyi bir gözlemci…

Bizi izliyor, bizi gözlemliyor.

Gelen müşterilerle diyaloğumuzu, telefonla görüşmelerimizi, pazarlıklarımızı, işleri nasıl yaptığımızı büyük bir dikkatle izliyor…

…Ve sırasının gelmesini tepkisiz, öylece bekliyor.

     ***

Biz, Cabra’nın tepkisiz davranışları ve efendiliği karşısında ezildik…

Sırasını erkene aldık.

3 ay yerine 20 gün sonra 300 ton demiri trene…  vagonlara yükledik.

İhracat evraklarını tanzim edip, gerekli imza ve mühürleri tamamladık ve bir nüshasını Cabra’ya verdik.

Ayrılık vakti gelmişti…

Vedalaşma zamanı geldi

Cabra, ak saçlı, pak yüzlü yaşlı bir insan…

Şükranlarını dile getirdi.

Teşekkür etti…

Ofistekilerin en büyüğü olarak önce bana elini uzattı.

Bende elimi uzattım…

Vedalaşıyoruz.

Cabra eğildi, ani bir hareketle elimi öpüp başına koydu.

Bu hareket beni çok duygulanırdı…

Ama, kuşkulandırdı da…

Kendisine dönüp “Cabra; lütfen söyle, benden yaşça büyük olmana rağmen, neden elimi öptün” diye sordum.

Cabra “Bir daha elini öptürürsen anlatırım” dedi.

Ben de mecburen “al öp elimi, ama lütfen nedenini anlat” dedim.

“Rahmetli babamın vasiyetini yerine getirdim.”

Şaşırdım…

Cabra devamla: “Çünkü rahmetli babam ‘Riyad Türkoğlu’nun elini mutlaka öp’ diye vasiyet etmişti.”

Şaşkınlığım bir kat daha arttı.

“Rahmetli babanı ne ben tanırım, ne de baban beni tanır…”

Cabra: “Bir daha elini öptürürsen açıklarım.”

Elimi uzattım, bir daha öptü ve başına koydu.

…Ve anlatmaya başladı;

“Rahmetli babam, çocukluğumdan beri ‘oğlum, hayatta senden daha puşt birini görürsen, rastlarsan o puştun elini öp’ derdi. Bu yaşıma kadar benden puşt, bir seni gördüm. Onun için 3 kere elini öptüm.”

     ***

Aradan bir ay geçti…

Suriye’den, Lazkiye’den tanımadığım bir müşteri içeri girdi.

“Selamun aleyküm. Riyad bey kim?”

“Benim” deyince; hızla davranıp, elimi öpmeye çalıştı.

“Seni Cabra mı gönderdi” dedim.

Gülüştük…

     ***

İşte böyle…

Lazkiye ile İskenderun arasında, Cabra’dan dolayı bir

“puşt köprüsü” oluştu.

Lazkiye’den İskenderun’a gelen herkes elimi öpmeye çalıştı.

4 yıl sonra Cabra’nın ani vefat haberini aldık.

Acilen gittik.

Cenazeye yetiştik…

Cabra’nın hanımını gördüm; perişan, ağlıyor.

Beni görür görmez gülümsedi.

Baktım, odadaki herkes gülmsüyor.

“Cabra’nın elini öptüğü adam bu!”

Cabra öldü ama, cenazesinde bile herkesi gülümsetti…

Sizi de gülümsetmiştir inşallah.

 

 

Latif Karaali, Ulaştırma Dünyası

04 Aralık 2006, Sayı: 285 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir