Otobüsçülüğün sosyal yapısından kesitler

 

Firma bazında çözümlenecek kimi sorunlar genele yansıtılıyor, bir anlamda, firmalar birbirinden farklı olmasın isteniyor… bu, doğru bir bakış mı?

 

Otobüsçüler diyor ki “servisleri kaldıralım… ikramları kaldıralım.”

Para kazanamıyoruz.

Baz ı firma sahipleri diyor ki o zaman:

“Peki, sen servis açarken bana sordun mu?

Ya da firmanı organize ederken bana mı sordun?

Hayır sormadın!

Kendi firmanı kendin organize ettin.

Şimdi de ‘herkes servisleri kaldırsın’ diyorsun.

Böyle bir şey olur mu?

Senin, benim şirketimi yönetmeye ne hakkın var!”

Buda bir görüş yabana atılmaz.

***

Kodak, filmli fotoğraf makinesi üretiminden vazgeçtiğini açıkladı.

Dünyada dijital devrim yaşanıyor.

Walkman tarihe karıştı.

Bugün Ipod var.

Binlerce şarkı sığıyor.

Faks büyük buluştu.

Ya şimdi…

**

Stratejik yaratıcılık yapmayan şirket, kendini geliştiremeyen şirket bitecek.

Ya değiş ya yok ol süreci yaşanıyor.

***

Rekabet dünyası firmaları farklı olmaya zorluyor.

Her şey yeni baştan, radikal düşünmeyi gerektiriyor.

Farklı olmak zorunda otobüs firmaları.

***

Küçük şehirlerde bir firma yerine aynı özelliklerde 3-5 firma var. Güçlerini birleştiremiyorlar. Neden böyle oluyor?

 

İç Anadolu’da bir kent.

İki firma var.

Bunlar bir araya geliyorlar ve çok para kazanıyorlar.

Sonra babalarının inadı yüzünden ayrılıyorlar.

Diyorum ki, babalarınızı ikna edemediniz mi?

“Edemedik” diyorlar, üzülerek

Babalar ikna olmaz.

30 yıl rekabet etmişler.

Babaların hayattaki önceliği, birbirlerini yok etmek üzerine kurulmuş.

***

Ayrı bir hikaye yine.

1992 yılıydı, Anadolu’da bir şehre gittim.

İki kardeşin iki firması var.

Ayrılar.

Birleşin’ dedim.

İstemiyorlar.

‘Barış mı istiyorsunuz, ateşkes mi?’ dedim.

Benim önerim şu oldu; ortak çalışın.

Komisyonu ortak yapın.

Birleşin, ama firmalarla değil.

Bireysel otobüsçülere deyin ki; biz ortak olacağız.

Ve bireysel otobüsçüyle otobüste ortak olun.

Ama herkesin firması kalacak.

Ama “ateşkes” kısa sürdü.

Birbirlerini yediler.

Ferdi otobüsçüyle de ortak olmadılar.

Başka yeni firmalar doğurdular…

***

Her meslek grubu gibi otobüsçülüğün de yazılı olmayan kuralları, gelenek ve görenekleri, alışkanlıkları var. Kısaca otobüsçülüğün sosyal yapısından söz eder misiniz?

 

Otobüsçülüğün sosyal yapısını irdelemek lazım.

Mercedes-Benz Türk, MAN Türkiye veya Temsa’nın bayi seyahatlerine bakınız.

Hep yaşlılar vardır.

Gençlere yer yoktur.

Niye?

Çünkü gençlere teslim etmek istemiyorlar.

Eskilerin 24 saati garajda geçmiş.

Rakibini ne kadar kösteklerse, geriye düşürürse o kadar keyif almış.

Biri bir şey söylüyor ama, kafasının arkasında başka şeyler var.

***

Yeni gelen nesil bunlardan biraz uzak.

Daha iyi yaşamak istiyorlar.

Barış istiyorlar.

Kavga değil.

***

Biz sektör olarak bu sosyal yapıyı bilimsel olarak araştıramazsak, yine çözüm bulamayız.

Mesela herhangi bir ili ziyaret etsek.

Bir ilde, on tane firma var diyelim.

Nasıl kuruldu bu firmalar baksak.

Hepsinin hikayeleri vardır.

İnat olunca ve firma kurmak da kolay olunca köstek olmak da rahat oluyor.

Kaderiniz kontrol edin, yoksa bunu başkaları yapar.

Yapıyor da…

 

 

Sayın Latif  Karaali’nin yazısı

7 Ağustos 2006, Ulaştırma Dünyası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir