Otobüsçü, otobüs ve fuarlar…

 

Otobüs sektöründeki gelişmeler fuarlarda sergileniyor. Otobüsçüler fuarları izliyor mu?

 

Otobüsçülerin toplantılarına bakıyoruz…

Üretici firmalarla yapılan, seyahatler, bayii toplantıları, dernek toplantılarına…

Yaşlılar vardır, gençler pek yoktur.

Tabii yaşlılar tecrübeli, firmasını bir yere getirmiş…

Fakat yeni nesle yetki devretmiyor.

Son birkaç yıldır gençler biraz görülmeye başlasa da, yeterli değil.

Sektörel fuarlarda da otobüsçüleri fazla göremiyoruz.

Fuarda; tüm üreticiler, yan sanayicisi dahil, tüm unsurlarıyla orada.

Ancak otobüsçüleri göremiyoruz.

Otobüsçüler Türkiye’deki veya Avrupa’daki fuarlara üretici firma davet ederse katılıyor.

Fuar için plan yapayım, trendi izleyeyim, otobüsçülük nereye gidiyor, gelişmeler neler, bunları öğreneyim anlayışı gelişmedi.

Fuarlar, gelişen ürünlerin pazara çıktığı yerler.

Otobüsçülükte; alternatif model ya da aksesuar farklılıkları var…

Bunların tümünü, bütün dünyayla birlikte fuarlarda görebiliriz.

Türk üreticileri gelecekte üretecekleri otobüsleri de Avrupa fuarlarında sergiliyor.

Otobüsçülerimiz Avrupa fuarlarına gitmiyor ama 350 bin Avro’luk otobüsü satın alıyor.

 

35 kişilik midibüs-otobüse ihtiyaç var mı?

 

Üreticiler pazarı inceler.

Müşterilerine sorar.

Müşteri 35 kişilik araç talep eder de kısa mesafede çalışıp aracın motorunun daha az yakıtı olsun derse, bu talep de üretim yapmak için yeterliyse hesap kitap yapar ve üretir.

Üretici hiçbir zaman masa başında oturup “ben bunu üreteyim de, pazara sokayım” demez.

Bu talepleri isteyen zaten otobüsçünün kendisi veya piyasa istiyor ki, üretici üretiyor.

*

İstanbul’da bir UATOD toplantısında otobüsçüler Mercedes-Benz Türk’e dediler ki; “biz yüksek otobüs istiyoruz“.

Görkemli, heybetli, peronu dolduran, çok bagaj taşıyacak ve konforlu otobüs” istediklerini söylediler.

Mercedes-Benz Türk baktı ki, otobüsçülerin hepsi istiyor; genel talep bu yönde…

Mercedes-Benz’de üretti. 

 

Zaman zaman duyarız “otobüs üreticileri bu kadar üretmesin, model çıkartmasın.” Bu doğru bir anlayış mı?

 

Üretici, tüketicinin talepleri doğrultusunda üretim yapıyor.

Tüketicinin talepleri belirleyici oluyor.

Ekonomi, iktisat bilimi kişisel değildir.

İktisat bilimi hislerle, duygularla hareket etmez.

Piyasa ne isterse o olur.

Piyasa herkesten büyüktür, en büyük üreticiden de büyüktür.

Gelişmenin önünde kimse duramaz.

Yeni motorlar geliştiriliyor.

Daha az yakıt yakan, çevreyi daha az kirleten.

Ekonomik olan…

Tüketicinin istemediği bir şey üretilmez.

Dünyada sadece biz varmışız gibi, “üretmesin, yapmasın, yeni model çıkartmasın” deriz.

Türkiye dünyadan ayrı değil, dünya artık bir bütün, koca bir pazar.

Ciddi rakipler var.

Sen yapmazsan onlar geliştiriyor.

Diyelim ki;

Travego 270-275 bin avro.

İthal bir marka aynı aracı Türkiye’ye 200 bine satsa, kim Mercedes-Benz Türk’ten araç alır?

Üretici uygun fiyatlı araç üretmezse, teknolojiyi geliştirmezse batar.

*

403 otobüsün kalıpları masrafını çıkartmış, Ar-Ge parasını çıkartmış.

Her ürettiği araç kar edecek.

Yedek parçası, ustası, servisi alışmış araca, sorunlarını çözmüş.

Peki yeni araç niye çıkarsın?

Otobüsçü niye yeni araç alıyor?

Rakibi aldı…

Üretici de yeni araç üretmek zorunda, çünkü rakibi var.

Rekabet olmazsa kalite de olmaz.

*

Otobüsçülük rekabet olduğu için gelişti.

Her gün yenilik yapılıyor…

Televizyon, uydu anten, dijital yayın, internetten bilet…

Hizmeti müşterimin ayağına götüreceğim, her yerde terminal açacağım, klimalı otobüsle taşıyacağım, her türlü konforu yaşatacağım” diyor otobüsçü.

Üretici de araştırarak, geliştirerek daha kaliteli otobüs üretiyor.

 

 

Latif Karaali – Ulaştırma Dünyası

28 Ağustos 2006 Sayı:271

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir