Sorunlar, birbiriyle iç içe…

OTOBÜSÇÜLERİN Trabzon toplantısı var ya…

Trabzon’a gidiyoruz…

Sevgili Ali Osman Amca‘nın davetlisiyiz.

Sektör Trabzon’da buluşacak.

TOFED ile TODER platformu’nun birlikteliği için olanaklar araştırılacak.

Beyti’de temeli atılan bu platformun böyle bir toplantı ile güçlendirilmek istenmesi beni memnun ediyor.

Otobüsçülüğün böyle bir güçbirliğine ihtiyacı var.

Sektör içi sorunlarımız var.

Sektör dışından “dışsal sorunlarımız” da var.

Aslında dışsal ve içsel sorunlar birbirleriyle iç içe.

 

Otobüsçünün giderleri artmakta, gelirleri azalmakta.

Otobüs pazarına bakalım.

2005’te 1300 otobüs satılmış.

Otobüs yeni.

Otobüs yenileniyor.

Hizmetler üst seviyede.

 

Sayın Ulaştırma Bakanı da, fevkalade iyi karşılıyor otobüsçüleri.

Kapısını ardına kadar açmış.

Zarif yumuşak üslubuyla, otobüsçülere değer veriyor.

Sayın Bakan, otobüsçülerle sohbetlerinde hakikaten çok kibar.

Çok nazik.

Anlayışlı.

Diyaloglar gayet iyi.

Ama basına da, “18 saat otobüs

yolculuğu olmaz” diyor.

“Sektörün mutlaka küçülmesi lâzım”

diyor.

“Otobüsçüler halinden memnunlar…” Beraberdik…” diyor.

Sayın Başbakan da, “Şu anda otobüs firmalarından şikâyet geliyor, üzülüyorum. Niye şikayet ediyorsunuz?” diye soruyor.

Türker Sanal’ın “Demirel’den Siyasi Fıkralar” kitabını okuyorum.

Konuşan, demokrat Türkiye kavgasını yılmadan sürdüren yasaklı Demirel’den fıkra şöyle:

 

KARIN DOYMAYINCA

Adamın biri cimri mi cimriymiş.

Karısına açlık çektirirmiş.

Aylarca aç kalan, zayıflayan elden ayak­tan kesilen kadın devrin kadısına başvurmuş;

-Kadı efendi durum böyle böyle. Şikayetçiyim.

Kadı davalıyı çağırmış;

-Bre Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, yazık değil mi bu kadına? Nedir senin yaptığın?

Adam kendini savunmuş;

-Kadı efendi, karım şikâyetinde haksızdır.

Gül gibi bir evimiz var… Evimizin önünde bahçemiz var… Bahçemizde kuyumuz yar… Kuyumuzda gümbür gümbür akan suyumuz var…

Açlıktan deri-kemik kalan kadın sesini yükseltmiş:

-Kadı efendi, Kadı efendi; dikkat buyurun, kocam hiç ekmekten söz etmiyor!..

Ve kadın dâvayı kazanmış.

 

Yorum yapmadan, aynı kitaptan iki fıkra daha aktarayım.

 

KİM KİMİ İŞLETİYOR

Stratejisini tekrar iktidara gelmek üzere kuran ve iktidarın hatalarını devamlı sergileyen Demirel, iktidarın pilinin bitmek üzere olduğu inancını bir “pilli” fıkrayla vurguluyor.

Köylünün biri otobüsteymiş.

Cebinden paketi çıkarmış, ağzına bir sigara götürmüş ve yanındakilere dönmüş:

-Ateşin var mı acaba?

Yanındaki yolcu “var” demiş. . Ve cebinden bir “cep feneri” çıkarıp, köylünün sigarasına doğru tutmuş. .

Köylü sigaradan nefes çeker dururmuş, ama sigara bir türlü yanmazmış.

Arkadan bir yolcu, köylüyü dürtmüş:

-Arkadaş, yanındaki yolcu seninle dalga geçiyor. Onun sigarana tuttuğu ateş değil, cep feneri.

Köyle cevap vermiş:

Biliyorum, biliyorum. Ben de “Fenerin pili bitsin” diye bekliyorum zaten!..

Demirel fıkrayı bitirince, güldük. Sonra da ekledi:

“Ben de bekliyorum, pilleri bitsin diye. Az kaldı, az kaldı.”

 

ADAM HAKLI ÇIKTI

12 Eylül’den önce Çanakkale Şehitleri Abidesi bekçisi, bir kahvehanede haberleri izlerken Başbakan Süleyman Demirel ekranda görününce; Demirel için, “Birgün poposuna kazık girecek” der.

Başbakan’a hakaretten zabıtlar tutulur, Demirel’in izni alınıp bekçi mahkemeye verilir.

12 Eylül gerçekleşir.

Dâvada karar aşamasına gelindiği yol­undaki tebligat, Demirel’e bekçiyi hatırlatır.

Demirel, “Adam haklı çıktı, kardeşim”

deyip bir dilekçe yazar ve davadan feragat ettiğini bildirir.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

15-21 Mayıs 2006, Sayı: 435

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir