Adaleti arayan adam

TRABZON Toplantısında sorunlar gündeme getirildi.

Herkesin canı yanıyordu…

“Adalet”ten söz edildi. Sorunların dile getirildiği toplantıdan çıktık.

Uzungöl’e gidiyoruz.

TOFED Genel Başkanı Sayın Ahmet Yalamanoğlu, okumam için bir kitap verdi. Adına imzalanmış bir kitap…

Burhan Apaydın’ın kitabı:

Adaleti Arayan Adam…

“Savunma hakkının kutsallığı” üzerine ünlü avukat tarafından yazılmış bir kitap… Otobüsçü haksızlığa uğradı ya…

Otobüsçü hak arıyor ya…

Otobüsçü adalet arıyor ya…

Otobüsçüler adalet arıyor…

“Ortak hareket” gerekiyor.

Genel eğilim “eylem yapmak” şeklinde. Ancak… Görüşler muhtelif!

TOFED; önce yasal yolların denenmesini istiyor.

Bir kesim ise “âcil eylem” düşüncesinde. Eylemin zamanı ile ilgili ayrılıklar da var. “Sezonda yapılmamalı” deniyor. Eylem için “ölü sezon” işaret ediliyor.

 

İlginç bir kitap…

Kitapta; bölüm başlıkları ve bu başlıklar etrafında “örnekleme” metoduyla kaleme alınmış “kanaatler” ve “görüşler” var.

Ana başlıklar ve ilgili görüşlerden bazı örnekler vereyim:

Savunmanın Çilesi…

Altında; Herşeye Karşı…

Sonra…

Kazanılmayacak dâva yoktur.

Alt konu ise; Sorun Nedir?

Kazanacak ve kaybedecek 2 yan vardır.

Dâvanın haklılığına inanmak…

Hatt-ı müdafaa yok, sath-ı müdafaa vardır.

Bilerek yan tutma karşısında kesin yol, red’tir…

Adalet ölmez…

Sokrates sana sesleniyorum…

Sen öldün, ancak savunman ölmedi.

Ancak, hiç mi dostun yoktu?

Senin sonuna seyirci kalınacağını biliyordun…

Ölümden korkmadın.

Yaşasın Sokrates…

Kitaptan alıntı yapacağım.

Ancak, önce “adalet” üzerine hatırladığım bir anekdotu nakledeyim…

 

ADALET   İSMAİL…

Hatay’da “İsmail” adında biri vardı. .

PTT’yi taşırdı, adı “PTT İsmail” oldu.

Galatasaraylıydı “Cim-Bom İsmail” derlerdi.

Bir sürü lâkabı vardı…

Şoförler Derneği’nde çaycılık yapardı.

60’lı yılların sonu, 70’in başı…

“Yazlık sinemalar” dönemi…

Bir gece; Aşağı Mahalle ile Yukarı Mahalle gençleri arasında sinemada kavga çıktı. Sandalyeler havada uçuştu. Ben de oradaydım…

Bağırdılar, çağırdılar; karşılıklı tehditler oldu.

Neyse… Kavga yatıştırıldı.

Ertesi gün Şoförler Derneği basıldı; Aşağı Mahalle’nin gençleri bir güzel dövdü İsmail’i.

İsmail onların peşinden koştu; saldırganları kovaladı. İsmail’le birlikte Yukarı Mahalleliler de kovaladı. Olay büyüdü…

İş mahkemeye intikal etti.

Aşağı Mahalle’de kaliteli balık restoranları var. Bir restoran isletmecisi gitti; hâkime savcıya rica etti “bu olayı kapatın” diye…

Mahkeme başladı…

Hâkim tarafları dinledi ve saldırganlara “beraat” kararı verdi.

Aslında; olay “kapanmış”tı. .

Karar üzerine İsmail yerinden fırladı ve cebinden çıkardığı kibrit kutusundan bir kibriti yakarak hâkimin ayakları altında “bir şeyler arar gibi” dolaştırmaya başladı.

Hâkim şaşkın “oğlum ne yapıyorsun” dedi.

İsmail, “adaleti arıyorum hakim bey,

adaleti” diye cevap verdi.

…Ve hâkim, İsmail’e “mahkemeye saygısızlık“tan 6 ay hüküm verdi.

O gün bugün bizim İsmail, “Adalet İsmail” olarak anılır Hatay’da…

 

Burhan Apaydın’ın kitabına döneyim.

Kitapta, “Dâvanın Haklılığına İnanmak” ana baslığı altında sunulan bir “konu” var. Şöyle: Yıl, 1949…

İstanbul Ağırceza Mahkemesi Başkanı, büyük bir meraklı grubunun doldurduğu mahkeme salonundaki başkanlık kürsüsünden zanlı hakkındaki kararı bildiriyor…

Müvekkilim aklanmıştı.

Kararın okunması bittikten sonra Başkan, bir an duraladı ve zanlıya seslenerek dedi ki:

“- Dosyadaki kanıtlar hem leyhine hem aleyhinedir. Sana yüklenen suçu işlediğine ilişkin kesin bir yargıya varamadık. Kuşku altındasın. Kuşku ise, zanlının yararına karar vermeyi gerektirir. İşte, bundan dolayı seni aklıyoruz. Ancak; gerçek suçlu isen, burada aklandın ama,Allah huzurundaki yargılanman devam edecektir.”

İlginç bir dâva sona ermişti… Ertesi gün gazeteler kararı ve Mahkeme Başkanı’nın karar dışı sözlerini büyük başlıklarla bildiriyordu.

Doğal olarak, zanlı avukatı sıfatıyla sevincim büyüktü. Bu sevincin gerçek nedeni, vicdan huzurumdan ileri geliyordu.

 

Bir gün adalet tecelli edecek…

Otobüsçüler için de…

Adalet ölmez. Bu dünyada olmaz ise Allah huzurunda da yargılanma devam eder. Allah indinde de, kamu vicdanında da…

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

29 Mayıs – 4 Haziran 2006, Sayı: 437

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir