RODOS'UN FETHİ

KANUNİ Sultan Süleyman, Rodos’u ele geçirmek için Çoban Mustafa Paşa‘yı 400’ü savaş gemisi olmak üzere 700 gemiyle sefere gönderir.

Donanma denizden yola çıkar, Kanuni’nin kendisi de karadan hareket eder ve Marmaris’e ulaşır.

Kanuni; beraberindeki Kapıkulu Ocakları’na mensup askerlerle Marmaris’ten gemilere biner ve Rodos’u kuşatmış olan Çoban Mustafa Paşa

ile birleşir.

Rodos Kuşatması 29 Temmuz 1521’de başlar.

Uzun ve kanlı çarpışmalar olur.

Kuşatma 7 ay sürer.

Sonunda, Rodos Şövalyeleri’nin Oniki Ada‘daki 213 yıllık hakimiyeti sona erer.

 

TIPKI KANUNİ GİBİ…

Has Otomotiv‘in organizasyonu ile Rodos’a gideceğiz… 160’ı aşkın otobüs ve kamyon müşterileri ile Atatürk Havaalanı‘ndayız.

Uçağımız, doğrudan Rodos‘a uçacak…

Bir aksilik var…

Yurt dışı için, uçağımıza kalkış izni verilmiyor.

Özel uçak kalkamıyor. Bekliyoruz…

Sonunda karar veriyoruz. İstanbul’dan Dalaman’a, oradan da katamaran teknelerle Marmaris’ten Rodos’a ulaşıyoruz.

Tıpkı Kanuni Sultan Süleyman gibi…

 

Rodos’ta gördüklerimi, duyduklarımı anlatayım:

Rodos için “güneşin hiç batmadığı ada” deniyor. 365 gün, günlük güneşlik…

Rodos’u gezmek istiyorsanız, asfaltı takip edin yeter. Uzunluğu 100 kilometre, genişliği ise 40 kilometre kadar. Ada’nın çevresi asfalt yol…

Mart ayından kasım sonuna kadar denize girilebiliyor. Ada, senede 2.5 milyon turist çekiyor. Günde 150 adet uçak iniyor Rodos‘a…

Rodos’un değişik töreleri ve gelenekleri var.

Onlarda da “başlık” var. “Drahoma” deniyor.

Kadın erkeğe başlık parası veriyor. Üstelik “pazarlık” da yapılıyor. Drahoma ile genelde ev alınıyor. Şimdilerde ise, başlık parası kalkmış…

Rodos’ta “nar” bereketi temsil ediyor.

Evlenip; de ev alanlar; önce bir yatak hazırlıyor.

Yatağın üzerine 10 günlük veya bir aylık bebek yatırıyorlar ve yatağın üzerinde nar kırıyorlar.

“Bereketli olsun” diye…

Ailede ilk çocuk kız ise, gelinin annesinin ismini koyarlarmış. Erkekse, babanın adını…

16 yaşındaki kızlar, ailenin istediği bir erkekle zorla evlendirilirmiş. Eskiden tabii…

Rodos‘ta aileler, ortalama en az 4 çocuk sahibi…

 

Bir köye gittik. Adı; Kandil Köyü… Türkçe…

Hikâyesi şöyle: Osmanlı’dan önce Rodos, Katolik derebeylerinin hükümdarlığı altındadır… Osmanlı Ordusu karanlıkta sık sık gece baskını düzenler.

Bir saldırıda; hayvanların başlarına ve özellikle de öküzlerin boynuzlarına “kandil” koymuşlar.

Gece karanlığında bu sahneyi gören derebeyleri “çok büyük bir ordu geliyor” diye kendilerini dağdan denize atmışlar.

Esir olmak yerine ölmeyi tercih etmişler… İşte bu köyün adı, o gün bu gün “Kandil Köyü”dür. İsmini Osmanlı Ordusu’ndan almıştır.

 

 

Girit Mahallesi’nde, Girit’ten getirilen balıkçılar yaşıyor bugün…

Tipik “balıkçı evleri”nde yaşıyorlar.

Giritliler şu an Müslüman…

Hıristiyanlıktan geçmişler. İsimleri; Türk ve Müslüman ismi: Ahmet… Mehmet… gibi.

Ama, Türkçe bilmiyorlar…

1971 yılına kadar Türk Okulu varmış…

27 tane de büyüklü küçüklü cami…

 

İlginç bir olay daha anlatacağım:

Milattan Önce 300 yılları…

Yani, bundan 2305 yıl öncesinden bir olay…

Rodos’ta o dönemlerde “güreş” yapılırmış.

Güreşin yapıldığı yeri de gördük.

Yaklaşık 30 bin seyirci alıyor.

O dönemde erkekler güreşir, erkekler seyredermiş. Kadın seyirci yasak…

…Ve büyük cezası var; yani ölüm…

Bir anne güreşen çocuklarını seyretmeye gidiyor. Ancak, üzerinde erkek kıyafetleri var. Güreş sırasında çocuğu sert bir şekilde yere düşünce, kadın

çocuğuna doğru koşuyor ama, elbisesi de üzerinden düşüyor. Orada hemen “ölüm cezası” veriliyor. Ancak “ana yüreği” halkı duygulandırıyor ve ölüm cezasının affedilmesine karar veriyorlar.

Kanunu yapan Halk’tı; bozan da halk oluyor. Bu olaydan sonra kadınlar güreşleri izlemeye başlıyor.

 

Tarihte, Rodos Adası bir sürgün ve infaz yeridir. Birçok Şah’ın, Emir’in, Prens’in, Sultan’ın ve çocuklarının sürgün yeri…

Bir mezarlık gördük.

Başları olmayan cesetlerin mezarlığı… Kesilen başlar İstanbul’a gönderilirmiş…

 

Rodos’un insanları dost… Büyük yakınlık gördük.

Hele Eminakis‘in şovu… Türk musikisi… Adaptasyon Rumca, İtalyanca, Fransızca şarkılar…

Yedikule Zindanlar çalındı, yemek yediğimiz gazinonun sahibi duygulanıp çıktı ortaya, tabaklar kırdı… Restoran sahibinin annesi 70 yaşlarında.

Bizimle halay çekip oynadı.

 

KANUNİ’NİN İZİNDE…

İstanbul’da uçak kalkmayınca sızlanmalar olmuştu… Geziye gitmekten vazgeçenler vardı az da olsa. Ama, Has Otomotiv’in müşterileri dosttur; sâdıktır…

“Anca beraber, kanca beraber” dediler. “Beraber yola çıktık, dönmek yok” dediler.

“Rodos’u fethedeceğiz” dediler.

Neş’e içinde gittik ve öyle döndük…

 

Kanuni Sultan Süleyman nasıl girmişti Rodos’a?

Ordu denizden, Sultan da karadan Marmaris’e gelip bir savaş gemisiyle Ada‘ya ulaşmıştı.

Kanuni’nin dönüş yolu da aynı şekilde olmuştu.

Bizimki de… Rodos’tan dönerken de Kanuni Sultan Süleyman’ın güzergâhını izledik.

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

3-9 Ekim 2005, Sayı: 403

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir